Ekonomik iflas kaçınılmaz, siyaseten itiraz yok!

Avrupa siyaset sınıfı Erdoğan'a ilk haftasında fazla itiraz etmedi, ama uluslararası mali piyasalara göre, bu “damat”la ve rüşvetçi hanedan ekonomisiyle Türkiye'nin geleceği çok karanlık.

Ekonomik iflas kaçınılmaz, siyaseten itiraz yok!

Avrupa siyaset sınıfı Erdoğan'a ilk haftasında fazla itiraz etmedi, ama uluslararası mali piyasalara göre, bu “damat”la ve rüşvetçi hanedan ekonomisiyle Türkiye'nin geleceği çok karanlık.

14 Temmuz 2018 Cumartesi 08:30
Ekonomik iflas kaçınılmaz, siyaseten itiraz yok!

Frankfurt/ Toplumsal

Türkiye'deki rejim değişikliği, cumhuriyet döneminden kalan kazanımların son kırıntılarının da kazınarak “Erdoğan Sultanlığı”nın ilan edilmesi, Avrupa demokrasilerini çok fazla rahatsız etmedi. Ama Recep Tayyip Erdoğan'ın faize karşı olması ve Merkez Bankası yönetimini de tümüyle denetimi altına almaktaki ısrarı, Avrupa finans merkezlerini endişelendirdi. Türkiye'deki mali sistemin çökmesi halinde Avrupa mali piyasalarının da sarsılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Özellikle Maliye Bakanlığı'na uluslararası piyasalardan pek haberi olmadığı düşünülen bir “damat”ın oturtulması, Uluslararası Frankfurt Borsası çevrelerinde Türkiye ekonomisini çok zor günlerin beklediği yorumlarına güç kazandırdı. Artık açıkça mali iflas için gün sayılıyor ve bu konudaki analizler birbirini kovalıyor. Ancak bu tablolar şimdilik siyasi mahfellere ve hükümetler arası ilişkilere sızdırılmıyor.

AVRUPA SİYASET SINIFI: TERBİYELİ PATRON

Gerçekten de geçen hafta içinde, Türkiye'nin tüm dış bağlantılarının toplandığı Federal Almanya başta olmak üzere, Avrupa zenginleri, “III. Abdülhamid Han” iktidarına temelli bir eleştiride bulunmamayı seçti. ABD Başkanı Trump'ın suskunluğu normaldi;  o zaten Erdoğan ve Doğu Avrupalı otokratlarla birlikte Der Spiegel dergisini kapağını süslüyordu. Ama demokratlıkları Trump'a itirazla perçinlenmiş AB'nin önde gelen hükümet ve devlet başkanları da, Ankara'daki “cumhuriyetin son kırıntılarının tamamen kazınması” törenlerine yüksek sesle bir itirazda bulunmadılar. Türkiye'yi mali bir yıkımın beklediğini, özellikle ekonomi medyasının her köşesinde yineleyen ve hatta bağıran uzmanların ise ardı arkası kesilmedi.

Berlin, Ankara'ya üst düzey temsilci göndermedi; bu bir soğukluk işareti. Fakat Almanya'nın eski sosyal demokrat başbakanlarından Gerhard Schröder'in Erdoğan'ın yemin töreninde Almanya'yı temsil ettiği yolundaki haberler de fazla öne çıkarılmadı. Medyada da bu konuda fotoğraflara yer verilmemesi dikkat çekti. Alman halkının Erdoğan'a yönelik alerjisinin önü alınamıyor. Medyanın uzaklığı buna bağlanabilir. Ama sığınmacılara AB için set çeken Türkiye'nin mali açıdan çöküvermesi halinde, hem bu sığınmacı milyonların AB'ye akmasından, hem de Avrupa finans sisteminin “yerle bir olmasından” korkuluyor. Türk banka sisteminin İtalya ve İspanya gibi Almanya ile bağlantılı  finans kurumlarıyla girift ilişkisi, endişe kaynağı.

ALBAYRAK MACERASI İFLAS KOKUYOR!

Özellikle ekonomi medyası üzerinden Avrupa, Türkiye'deki durumun çok kötü olduğunu gizlemedi. Yemin töreni sonrasında şemalar ve tablolarla Türk mali sisteminin baş aşağı gittiği haberleştirildi. “Ankara Sultanı”nın merkez bankasının dizginlerini ele alması, damadını da maliye bakanı yapması, bu arada faizleri yükseltme yanlısı olmadığını da açıklaması, Avrupa Merkez Bankası'na evsahipliği yapan Frankfurt'ta, mali analistleri temel konularda daha bir tedirgin etti.  

Faizlerin düşmesi, dövizin ve enflasyonun yükselip TL'nin hızla değer yitirmesi, hepsinden önemlisi de, dünyadaki yatırımcıların Türkiye tipi ülkelerden kaçması, çok zor bir dönemin açıldığına kanıt olarak gösterildi. Medyada Türkiye ile ilgili haberlerde “Sermaye kaçıyor” başlığı altında bu verilerin görsel olarak sergilenmesi dikkat çekerken,  Société Générale, Commerzbank gibi uluslararası finans kuruluşlarında görev yapan analistlerin değerlendirmeleri de ayrıntılandırıldı.

Erdoğan'ın en büyük rakibinin uluslararası piyasalar olduğu tezinde uzlaşan mali analistler ve siyasal gözlemciler, Türkiye'yi iflasa sürükleyecek sarmalı ancak uluslarası piyasaların frenleyebileceğini savundular. Berlin hükümetine çok yakın yayın grubu Axel Springer Verlag grubunun günlük gazetesi Die Welt, sermayenin kaçışıyla Boğaziçi'ndeki güvensizliğin aynı hızla yayıldığını belirtirken, Société Générale'den bir uzmanın TL'nin değer yitireceği uyarısına işaret etti. Haberde, önümüzdeki yıl ortasında 1 doların 5.5 TL olabileceği de vurgulandı.

BATIK KREDİ SİGORTALARI

Uluslararası piyasalarda batık kredi sigortasına olan talepler de tartışıldı. Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye girmeleri halinde iflas riski taşıdıkları, bu riski de batık kredi sigortalarıyla hafifletmeye çalıştıkları hatırlatıldı. Haftalık ekonomi dergisi WirtschaftsWoche ile günlük Handelsblatt ve Frankfurter Allgemeine Zeitung gibi merkez sağdaki gazetelerin Türkiye'nin iflas olasılığını haberlerinde açıkça tartışmaya açması dikkat çekti. Yabancı yatırımcıların yüzde 18'inin önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye'nin iflasını beklediği de haberlerde vurgulandı. Frankfurter Allgemeine'de, Türkiyenin mevcut para politikasını izlemesi halinde ağır bir krize girebileceği uyarısı öne çıkarıldı.

Die Welt'te üst üste yayımlanan analizlerden birinde de Türkiye'nin “yedi düvele boğazına kadar borçlu olduğu” kaydedilerek, özellikle sistemin yumuşak karnını 340 milyar dolar dış borcu bulunan şirketlerin oluşturduğu  hatırlatıldı. Bu arada, 2000 yılından bu yana dolar karşısında TL'nin yüzde 70 değer yitirdiği hatırlatılan bir haberde de uluslararası yatırımcıların kötü günlerin kapıya dayandığını gördükleri için özellikle banka hisse senetlerini ellerinden çıkardıkları ileri sürüldü. 2003'te banka sisteminin verdiği kredi tutarının mevduatın yüzde 40'ını oluşturduğu, bu oranın bu yıl yüzde 130'a çıktığı da yaşanan belirsizliğin sonuçlarından biri olarak sunuldu. Bu arada Handelsblatt'ın bir yayınında “Türkiye çöken devlet olma yolunda mı?” başlığını kullanması ayrıca dikkat çekti. 

Siyaset sınıfının sustuğu Avrupa'da, “Erdoğan sultanlığının” sonunun geldiğini daha yemin töreni sonrası ilan etme görevi uluslararası mali analistlere bırakıldı. Bu da önce medyanın ekonomi bölümlerinde yapıldı. Siyaset sınıfının ise “dilini tutması” yeni soru işaretlerine neden oldu. 

Son Güncelleme: 14.07.2018 08:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.