09.09.2021, 22:27

Şeriat nedir?

Şeriat Allah’ın yasalarıdır

Allah şeriat adını verdiği yasalar belirleyip peygamberlerine göndermiştir.

Şeriata karşı çıkmak Allah’a başkaldırıdır.

Şeriat İslam’ın ta kendisidir.

Öyle midir gerçekten?

Biliyoruz ki, şeriat sözcüğü, dinci grupların pek sevdiği bir sözcüktür. Nitekim bu sözcük, tarihimizde pek çok dinci ayaklanmanın ve nümayişin sloganı olmuştur. Meşhur 31 Mart vakası da “Şeriat isterüz!” sloganı etrafında gerçekleşmişti.

Gerçek şu ki, Türk halkının önemli bir kesimi şeriat sözcüğüne ilişkin hâlâ olumlu duygular besliyor. Sanırım bu duygunun en dikkat çekici yansıması da “Şeriatın kestiği parmak acımaz!” sözüdür.

Şeriat sözcüğü etrafında oluşan / oluşturulan bu görece müspet atmosferi daha ziyade entelektüel birikimden ve yeterli tahsilden yoksun bulunan kesimlerde hissediyoruz.

Bununla birlikte toplumun geniş kesimlerince, şeriat kavramının doğru bilinmediği ve gereğince anlaşılmadığı da yalın bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Öte yandan şeriat kavramına ilişkin yanlış bilgi, sanılanın aksine dinci kesimde daha belirgin vaziyette. Hatta bu bilgisizliği yahut yanlış bilme halini zavallılık olarak nitelemek dahi mümkün. Öyle ki, bu zavallılık, şeriatı; Allah’ın kanunları olarak niteleyecek düzeyde bir faciaya kadar uzanıyor.

Gerçekten şeriat nedir?

Şeriat Allah’ın kanunları mıdır?

Önce bu sözcüğün sözlük anlamına bakalım.

Arapçada; kanun / yasa, hukuk ve töre gibi anlamlara gelen bu sözcük, bazen yol, yöntem anlamında da kullanılıyor. Yani Arapçada kanuna / yasaya / hukuka şeriat deniliyor. Bu kanun yahut hukuk kimin ve nerenin olursa olsun aynı adı alıyor. Sözgelimi Arapçada Roma Hukuku denilirken aynen şu ifade kullanılıyor: “Şeriat’ur-Ruman

İlginç bir bilgi daha verelim; Arapçada orman kanunu denilirken de şeriat sözü kullanılmakta.

İşte Arapça orman kanunu: “Şeriat’ül- Ğâb” veya “Şeriat’ül – Ğâbeti”

Arapçada şeriat sözcüğü ile aynı kökten gelen “Şârî’” sözü de hem kanun koyan hem de ana yol / cadde anlamına geliyor.

Sözün özü Arapçada şeriat doğrudan doğruya Allah’ın kanunu / yasası anlamına gelmez. Her türlü yasaya, kanuna, hukuka şeriat denilir. İşte bu nedenledir ki şeriat denildiğinde Allah’ın kanunu / yasası manasını dayatmak kesinlikle bir Emevî zulmüdür. Emevîler kendi İslam öncesi Bedevi Arap geleneklerini bir kısım İslamî hükümlerle de ambalajlayarak şeriat adı altında Allah’a izafe edip bu kavramı Allah’ın kanunu anlamına gelecek şekilde yozlaştırdılar.

Oysa Tunus, Lübnan ve Cezayir gibi laik Arap devletlerinde de kanunlara / hukuka şeriat denilmektedir.

Türkçede kullandığımız meşru sözü de yasaya uygun olan / şeriata aykırı olmayan anlamındadır ki buradaki yasa ve şeriat, görüldüğü üzere dini refere etmeyen laik kanunlar da olabilmektedir.

Gerçeği görmek için şimdi de Kur’an’a bakalım.

Bazı ayetlerde (Danışma Bölümü 13 ve 21. Sözler / Şura Suresi 13 ve 21. Ayetler) fiil halindeki kullanımları dışında “şeriat” sözü gibi, aynı anlama gelen “şir’a” sözü de geçiyor.

Nitekim Sofra Bölümü 48. Sözde / Maide Suresi 48. Ayette şir’a sözünün yasa, yol ve yöntem anlamında kullanıldığını görüyoruz. Ama durun bir dakika! Ayette tek bir yasa, yol ve yöntemden bahsedilmiyor. Tam tersine her topluluk / toplum / ümmet için yasa, yol ve yöntemlerin olduğu ifade ediliyor. Yani bu ayetin bize öğrettiği; bütün toplumları kapsayan tek bir şeriatın mevcut olmadığı, farklı farklı şeriatların söz konusu olduğudur.

İşte o Kur’an sözünün / ayetin ilgili bölümü:

“... Sizden her biriniz için bir şeriat / yol ve yöntem koyduk. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı...”

Şeriat sözünün geçtiği bir diğer Kur’an ayeti de Diz Üstü Çökenler Bölümü 18. Sözdür. / Casiye Suresi 18. Ayettir. Ayette şeriat sözcüğü özgün haliyle geçiyor ve Hazreti Muhammed’e hitaben şöyle deniliyor:

“Sonra sana da, buyruğumuzla bir şeriat (yol, yöntem, yasa) verdik...”

Burada da İslam dininin temel inanç ve ahlak ilkeleri kastediliyor. Yoksa dinci grupların ileri sürdüğü gibi şeriat sözü burada da, değişmez, evrensel ilahi kanunlar anlamında kullanılmıyor.

Bu manayı kavramak için Sofra Bölümü 48. Söze / Maide Suresi 48. Ayete bir kez daha bakmak yeterli olacaktır. Ayrıca Diz Üstü Çökenler Bölümü 16 ve 17. Sözlerdeki / Casiye Suresi 16 ve 17. Ayetlerdeki ifadeler, 18. Sözdeki / 18. Ayetteki ifadeyle ilahî bir ceza hukukunun kastedilmediğini apaçık bir şekilde göstermektedir.

Nitekim Kur’an, değişmez ilahi ceza hükümleri vazetmediğini şu ayette ortaya koymaktadır:

“... Her zamanın bir hükmü vardır.” (Gök Gürültüsü Bölümü 38. Söz / Rad Suresi 38. Ayet)

Malum olduğu üzere, bu ayetten mülhem olsa gerek Mecelle’nin ana ilkesi olarak ifade edilen şu cümle hukukçularımızın diline pelesenk olmuştur:

“Ezmanın tegayyürü ile ahkamın tegayyürü inkar olunamaz!” / “Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkar edilemez!”

Kur’an’da ve bazı hadislerde geçen bir kısım “had ve ta’zir cezalarını” Allah’ın değişmez ve evrensel şeriatı gibi kabul etmek, görüleceği üzere doğrudan doğruya Kur’an’a aykırıdır. Bunun bu şekilde kabul edilmesi aslında Kur’an’a rağmen bir şeriat icat etmektir. Bu icadın mucitleri de Emevi güdümlü bir kısım sözde ulemadır.

Aynı durum kısas, aile hukuku, kölelik – cariyelik hukuku gibi konular için de geçerlidir. Bu gibi konulardaki hükümler tarihseldir. Kur’an’ın tarihsel ayetleri gerçeğine göz kapayamayız. Aksi halde IŞİD tarzı bir sözde ŞERİAT DEVLETİNİ savunmaktan başka bir çaremiz kalmaz. IŞİD’e kızmanın da bir gereği kalmaz. Dahası bu çağda bile köle ve cariye pazarlarını tabii görmemiz gerekir.

Şeriat sözünü İslam Hukuku olarak kullananlar da vardır. İslam Hukuku, denildiğinde tarihsel olarak dört ana Sünni Fıkıh ekolünün görüşleri kastedilmektedir. Ne var ki bu dört ana Sünni Fıkıh ekolü pek çok konuda birbirine zıt görüşlere sahiptirler. Hanefi, Şafii, Malikî ve Hanbeli adıyla anılan bu dört ekolün mevcudiyeti bile şeriatı Allah’ın değişmez ceza kanunu sanan cühelayı gülünçleştirmekte değil midir? (Bu dört ana Sünni ekolün dışında deyim yerindeyse beşinci mezhep olarak bir de Caferi Fıkhı vardır. Lakin Caferi Fıkhı yazımızın kapsamı dışında olduğundan bu noktada detaya yer vermek zait olacaktır. )

Yeri gelmişken hemen belirtelim ki Hanefi Fıkhı, Ebu Hanife’den çok onun öğrencilerinin fıkhıdır. Ebu Hanife’nin meşhur iki öğrencisi hocalarının tersine o günkü siyasi yönetimle iyi ilişkiler içerisinde olmuşlardır. Mezheplerinin fıkhını da bu temelde oluşturmuşlardır.

Şeriat kavramına ilişkin söylememiz gereken birkaç kelam daha var.

İslam tarihindeki muhalif hareketlerin bu kavrama hiç de sıcak bakmadıklarını biliyoruz. Özellikle de sufî İslamî akımlar, şeriat sözünü çoğunlukla olumsuz anlamda kullanmışlardır. Zira savunduklar mistik / tasavvufi yorum ve görüşler şeriata aykırılıkla itham edilmiş ve bu sebeple pek çok Müslüman Sufî idam da dahil olmak üzere ağır cezalarla tecziye edilmişlerdir.

Bu noktada büyük Sufî ozan Yunus Emre’nin; “Şeriat oğlanları nice yol keser bana. Hakikat denizinde bahri oldum yüzerim” sözünü anımsatmakta fayda görüyorum.

Şeriat oğlanlarının sicilleri kabarıktır.

Zeydîlik akımının kurucusu peygamber torunu İmam Zeyd’i işkence ederek öldürenler onlardır.

Seyyid Nesimî’nin derisini yüzerek katledenler onlardır.

Hallac – ı Mansur’un, “enelhak” çığlığını idam urganıyla boğan onlardır.

Şeyh Bedrettin’in cansız bedenini Serez Çarşısında günlerce urganda asılı bekletenler onlardır.

Pir Sultan Abdal’ı darağacına asan onlardır.

Saltanat için kardeş katline fetva veren onlardır.

Daha binlerce, on binlerce örnek var. Ama çok sarsıcı son bir kaç örnekle konumuzu bitirelim:

Kerbela’da peygamber torunu Hazreti İmam Hüseyin’in boynunu kesen kılıç, şeriat kılıcıdır. Şimr adlı şeriat oğlanı bir katil tarafından kullanılan o kılıcı, Hüseyin’in boynunda düşünüp de şeriata karşı çıkmamak mümkün müdür? Böylesi bir şeriatı ancak Yezit’in köleleri savunur.

Bir sabah Kufe sokaklarından bir sokakta, evinin önünde Hazreti Ali’nin bedenini yararak ona zehir zerkedip şehadetine yol açan hançer de şeriat hançeridir. Zira o hançeri tutan Haricî el, İmam Ali’yi Kur’an’ın hakemliğini yani sözde şeriatı kabul etmemekle itham eden eldi.

Ben bir cumhuriyet ilahiyatçısı olarak şeriata karşı nasıl mücadele etmem?

O şeriat ki Menemen’de, öğretmen asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın başını kesen kör bıçaktır.

Gerçek şu ki şeriat, hâşâ Allah’ın kanunu değil, Muaviye ve Yezit gibi Emevî zalimlerinin Bedevi Arap geleneklerini İslam maskesiyle yeniden pazarladıkları taşeron bir kavramdır.

Peki, Allah’ın kanunu yok mudur?

Elbette vardır.

Allah’ın kanunu; kayıtsız, şartsız adalet, kölelere hürriyet, tabiata saygı ve bilime sarılmaktır.

Allah’ın bütün evrene ve toplumlara egemen olan değişmez yasaları vardır.

Kur’an, Allah’ın işte bu gerçek yasalarına “Sünnetullah” diyor.

Son sözümüz Zafer Bölümü 23. Sözün / Fetih Suresi 23. Ayetin Arapçası ve Türkçe çevirisi olsun:

“Ve len tecide lisünnetillahi tebdilâ!”

“Sen, Allah’ın kanununda bir değişme bulamazsın!”

Yorumlar (7)
İBS 2 ay önce
Güzel bir yazı, elinize sağlık
Fehime bayur. 2 ay önce
İyiki varsın iyiki seni tanıdım Allah yolunu açık etsin .
Dr İbrahim Ünsal. 2 ay önce
Güzel bir yazı elinize kaleminize sağlık.
Yaşar Sevimlican 2 ay önce
Yorumlarınız için teşekkür ederim şüphesiz Allah’ın yolu tekfir .Şeriat,ı kendi inanç ve düşüncesine göre yorumlayanlar vardır.Allah bizi hak yolundan ve SallAllahu aleyhisellemin izinde gidelerden eylesin ,Allah’ın selamı vebereketi
Yaşar Sevimlican 2 ay önce
Yorumlarınız için teşekkür ederim şüphesiz Allah’ın yolu tekfir .Şeriat,ı kendi inanç ve düşüncesine göre yorumlayanlar vardır.Allah bizi hak yolundan ve SallAllahu aleyhisellemin izinde gidelerden eylesin ,Allah’ın selamı ve bereketi,rahmeti cümle Alemin üzerine olsun.selam ve saygılarımla
Yaşar Sevimlican 2 ay önce
Yorumlarınız için teşekkür ederim şüphesiz Allah’ın yolu tekfir .Şeriat,ı kendi inanç ve düşüncesine göre yorumlayanlar vardır.Allah bizi hak yolundan ve SallAllahu aleyhisellemin izinde gidelerden eylesin ,Allah’ın selamı ve bereketi,rahmeti cümle Alemin üzerine olsun.selam ve saygılarımla
TC Yahya Kaptan 2 ay önce
Muhteşem bir yazı.
Hem duygularımıza tercüman, hem beklenti ve ihtiyacımız olanın veciz ifadesi.
Sonsuz teşekkürler..
banner252
12
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 10 24
2. Hatayspor 10 20
3. Alanyaspor 10 20
4. Fenerbahçe 10 19
5. Karagümrük 10 18
6. Beşiktaş 9 17
7. Konyaspor 10 17
8. Galatasaray 9 17
9. Altay 10 15
10. Adana Demirspor 10 13
11. Başakşehir 10 12
12. Gaziantep FK 10 12
13. Öznur Kablo Yeni Malatya 10 12
14. Sivasspor 10 11
15. Kayserispor 10 11
16. Giresunspor 10 9
17. Antalyaspor 10 9
18. Göztepe 10 8
19. Kasımpaşa 10 6
20. Rizespor 10 4
Takımlar O P
1. Ümraniye 10 24
2. Ankaragücü 10 24
3. Eyüpspor 10 20
4. Erzurumspor 10 19
5. Bandırmaspor 10 18
6. Kocaelispor 9 16
7. Tuzlaspor 9 14
8. Gençlerbirliği 9 14
9. Samsunspor 9 12
10. Boluspor 9 11
11. Bursaspor 9 11
12. Menemenspor 10 11
13. İstanbulspor 9 10
14. Denizlispor 9 10
15. Altınordu 10 10
16. Adanaspor 10 9
17. Manisa FK 10 9
18. Ankara Keçiörengücü 9 7
19. Balıkesirspor 9 6
Takımlar O P
1. Chelsea 9 22
2. Liverpool 9 21
3. Man City 9 20
4. West Ham 9 17
5. Brighton 9 15
6. Tottenham 9 15
7. M. United 9 14
8. Everton 9 14
9. Leicester City 9 14
10. Arsenal 9 14
11. Wolverhampton 9 13
12. Brentford 9 12
13. Aston Villa 9 10
14. Watford 9 10
15. Crystal Palace 9 9
16. Southampton 9 8
17. Leeds United 9 7
18. Burnley 9 4
19. Newcastle 9 4
20. Norwich City 9 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 10 21
2. Real Madrid 9 20
3. Sevilla 9 20
4. Atletico Madrid 9 18
5. Real Betis 10 18
6. Osasuna 10 18
7. Rayo Vallecano 10 16
8. Athletic Bilbao 9 16
9. Barcelona 9 15
10. Valencia 10 13
11. Espanyol 10 13
12. Mallorca 10 12
13. Villarreal 9 11
14. Elche 10 10
15. Celta de Vigo 9 7
16. Granada 9 7
17. Cádiz 10 7
18. Deportivo Alaves 9 6
19. Levante 10 5
20. Getafe 9 2