Neden mi?
Çünkü aşk,
İki karşı cinsin "cinselliğinden" ibaret değildir...

Bir canlının olmazsa olmazı?
Hava,
Su,
Topraktır...

Her üçünde de aşkı,
Hissedecek,
Tadacak,
Yaşayacak,
O kadar bağımlı canlı cansız var ki!

Hepsi,
Birbirini.
Tanımlar ve tamamlar...

Örneğin...
Çaresiz aşk,
Çıkarsız aşk,
Anaç aşkı,
Kardeşçe aşk,
Maddi aşk,
Uzar gider...

Yer yüzünün...
En değişken,
En çıkarcı aşklarını "insanlar" yaşar ve yaşatırlar...

Sözüm ona,
Aklı olan, düşünen sınıfına girerler...

Ama nedense?
Dönüp dolaşıp "çaresiz aşka" sığınıp yenik düşerler...
Çünkü,
Mantığın durduğu yerde debelenirler...
Tam bir,
Metafizik olayında çaresizlikten duraksama devri yaşarlar...
Ya affetmezse!
Ya cezalandırırsa!
Ya yakarsa!

Bu çaresiz sığınmanın ışığında,
Katillikten,
Kötülükten,
Yalandan,
Haramdan,
Hırsızlıktan da geri kalmazlar...

Aslında,
Çıkarsız "aşkı" yakalayıp, yaşamanın ne kadar kolay olduğunun farkına varmadan,
Ölüp gitmeyi kendilerine "reva" görmekten de geri kalmazlar...

***

Çaresiz aşk demişken,
Çıkarsız aşka değinmeden olur mu?

Bir anda!
Birden bire göz göze gelirsin...
Tarifi olmayan andır...

Bir daha göremeyeceğin,
Bir daha karşılaşamayacağın hissiyle,
Dönüp dönüp arkana bakarak gidersin...

Tanığı yok...
Zararı yok...
Riyası yok...
Yalanı yok...
Aldatması yok...

Sonra düşünürsün?
Kelebek 24 saatlik ömründe,
Ne yılları,
Ne de ayları sayar...
Sadece,
O anı sayar...
O ana bile vakti varsa?
Ben neden,
Çıkarsız aşkı denemeyeyim diye...