Merhaba sevgili okuyucular pek kıymetli Takipçilerim
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün Viyana’da kırmızı halılarla karşılanıyor. Masada bölgesel güvenlik ve enerji hatları var. Ancak bu şık salonların hemen dışında, Avusturya Konsoloslukları önünde bir insanlık dramı ve modern bir "vize duvarı" yükseliyor. Biz buna diplomaside "stratejik ortaklık", gerçek hayatta ise tam bir ikiyüzlülük diyoruz.
Kırmızı Halı Mı, Vize Barikatı Mı?
Avusturya yönetimi, Bakan Fidan ile el sıkışırken muhtemelen "ikili ilişkilerin derinleşmesinden" bahsedecek. Peki, bu derinlik nerede başlıyor?
Türk iş insanlarının fuarlara gidemediği, en parlak öğrencilerimizin kabul aldığı üniversitelere vize engeli yüzünden kayıt yaptıramadığı bir ortamda hangi dostluktan bahsediyoruz?
Avusturya, Avrupa Birliği’nin vize konusundaki en katı, en "yokuş yapan" ülkesi haline gelmiş durumda. Kendi üniversitelerine davet ettikleri gençlere bile potansiyel göçmen muamelesi yapmak, diplomatik nezaketle açıklanamaz.
Enerji Kapımızda, Vize Duvar Arkanızda!
Asıl trajikomik olan ise masadaki pazarlıklar. *Rusya-Ukrayna hattında düğümlenen enerji krizinde tabiri caizse köşeye sıkışan, kışı üşümeden geçirmek için Türkiye’nin "enerji koridoru" rolüne adeta muhtaç kalan ve alternatif yollar için kapımızda çözüm arayan Avusturya, iş vizeye gelince birden "kuralcı" kesiliyor.* Enerjimizi alırken, doğalgaz geçiş yollarımızı kullanmak için yardım dilenirken "stratejik ortağız"; ama aynı ülkenin mühendisi, hukukçusu veya öğrencisi kapılarına gelince "istenmeyen kişi" ilan ediliyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Yardım isterken gösterdiğiniz o "sıcak" tavrı, vize bekleyen tertemiz sicilli Türk vatandaşlarına neden göstermiyorsunuz?
Modern Viyana Kuşatması: Kağıt Üzerinde Ret!
Bugün Avusturya, Türk vatandaşları için aşılması imkansız bir bürokratik kale haline geldi. Turistik bir gezi için bile insanlar onur kırıcı mülakatlara zorlanıyor, aylar sonrasına randevu veriliyor. Avusturya, AB içindeki aşırı sağ rüzgarın da etkisiyle vize meselesini artık bir idari işlem değil, bilinçli bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıyor.
Sonuç: Nezaket Karın Doyurmuyor
Bakan Fidan’ın çantasında bu vize rezaletinin ve enerji konusundaki "yardım taleplerinin" ağırlığı olduğundan eminiz. Ancak Avusturya tarafının bu "işimize gelince dostuz, gelmeyince yabancı" tavrı değişmedikçe, Viyana’da çekilen o gülen fotoğraflar Türk halkı için hiçbir anlam ifade etmiyor.
Viyana kapılarını 1683’te aşamadık belki ama 2026 yılında, enerji için bize muhtaç olanların, yasal haklarını arayan Türk vatandaşlarına karşı örülen bu "vize duvarı", tarihteki tüm kuşatmalardan daha adaletsiz ve samimiyetsiz duruyor.
Sevgili okuyucularım pek kıymetli takipçiler bir sonraki yazıda görüşünceye kadar sağlıcakla kalın