“RESMİ TARİH”E DAYALI POLİTİKALARA KARŞI NESNEL GERÇEK MÜCADELENİN STRATEJİK ÖNEMİ

İnsanlık tarihi antropoloji(insanlık bilimi)nin ilk bulgularını sorgulayan süreç içinde başlamıştır. Bu bulguların irdelenmesinde ileriye sürülen hipotezlerin kanıtlanması zorunluluğunda; biyoloji, genetik ve sosyoloji bilim disiplinlerinin bilimsel kümeleri kısaca teori-pratik diğer bir vurguyla tez ve anti-tezin sentezi olarak olguyu bilinçli uygulama yani praxis; hedefi radikal bir sürecin içine sokar.

“Tarih” olarak adlandırdığımız ve kronolojik bir skolastik (kitabi) olan değerlendirmeler yazımının ise “bilimsel” bir vurgusu yoktur. İdealist mantık ezberlerinin “resmi tarih” içinde yer bulması bunun için “kullanım değeri” taşır. Antropoloji sadece insan neslinin varoluşu ile yetinmez. İnsan(lar)ın sınıflar olarak ürediğinin kanıtlanması sonucu ile iktisadi-siyasi-toplumsal-tarihsel nesnelliğin gerçek anlatımı –tarihsel materyalizm- ile yeni bir değerler dizisi (paradigma) ortaya çıkarmıştır. Bu karşılıklı uzlaşmaz çelişkiler diyalektikten öteye polyalektik yumağı bir yoğunlaşmadır.

Bilimsel devrimci düşünce disiplini kendi rotasını taviz vermeden çizer; çizmek zorundadır. Sapma kesintidir… Yani kapitalist burjuva demokratların içindeki mali oligarşiyi temsil edenlerin, seküler moderniteyi kabullenmeyen, görünüşte dinsel bağımlı ve anti-demokrat milliyetçi otokratların (faşist) rejim olgusudur. Sürekli iktidar sahipleri olmak saplantılı yandaşların “resmi tarih” denen komplo manzumeleri içinde her türlü yasa dışılığı olağanlaştırma girişimidir. Bunun için muhalefeti oluşturan geniş “anti-faşist demokratik cephe”nin iktidar sahipleri ile aynı tarz-ı siyaset yapmaya kalkmaları büyük bir hatadır. Bu aymazlık nesnel gerçeği doğru okuyamayan veya misyonu muhalefeti içeriden vurmak olan oportünist ve revizyonist ajan-provokatörlerin tuzağına düşmeyi hazırlar. Bu asalak parazitler el altından yandaşlarla paslaşırlar…

İşte değişimci muhalefet örgütlerinin nesnel gerçeği dosdoğru okumaları sınıflar mücadelesinin radikal ileri atılımlarının kavranma zorunluluğu için stratejik önemdedir. Masal olarak anlatılan yalanlar örgüsü olan “Resmi Tarih”in yerle bir edilmesi ülkenin nesnel gerçek kronolojisini doğru olarak ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Türkiye’nin ulusal demokratik devrimlerinin rasyonalist başlatıcısı ve önderi Gazi Mustafa Kemal’le varolan ülkenin Siyasal Kültür süreci 11 Kasım 1938’den günümüze “doğru” yazılmış mıdır? Burada CHP liderlerinin (Ö. Özel öncesi) kimliklerinin sosyolojik ve antropolojik olarak “resmi tarih”in dışında mı yoksa içinde mi yer alıyordu! Neden soruyorum? Çünkü artık yanımızda eski rol model, “ne söylersem olur” ile yetinecek bir kitle yok. İstatistiklerde tepkisini “kararsız” olarak belirten bir bilinçli emekçi ve emekli insan kitlesi var. Ayrıca Yılmaz Dikbaş hocanın toplumsal.com.tr de yazdığı gibi 1949’da Türkiye’de Milli Eğitimi denetleyen Amerikalı danışmanlara kapıyı açan “resmi tarih”in “resmi kahraman”larının ardılları var. Elitci popülizmin politika oligarkları kalıntıları niteliğinde bunlar… Maalesef bir türlü emperyalist ülkeler bağlantıları olan bu sahte “efsane”leri aşamıyor muyuz!

Otokrat komplolarının kaynağı olan kendi “resmi tarih” ezberleri-yalanları ile çoktan hesaplaşmış olanlar ki sokağa çıkan genç irade kitlesidir: “Artık Yeter!”, “Bıçak Kemiğe Dayandı!”, ”Bizi Taksim’e Götür!” der ise ne yapacaksınız? Çünkü faşizme karşı mücadelede demokratik devrimci disiplin, stratejik bir tarihsel zorunluluktur. Beş bin yıllık sınıflar mücadelesi bu durumda tek yolun radikal kesintisiz devrim olduğunu insan(lar)ın beynine işlemiştir. Değişimin mutlak olduğu yer kürede Olmuş-Olan-Olacaktır…