01.06.2021, 23:11

Peker’in İfşaları Çürümüş Sistemi İçeriden Çökertir mi?

Ülke kamuoyunun hiç olmadığı kadar aynı gündeme odaklanması pek alışık olmadığımız yeni bir perspektif sunuyor. İktidar yanlısı veya karşıtı tüm toplumsal kesimlerin Sedat Peker’in videolarına kilitlenmiş olması birçok açıdan hayırlara vesile oluyor. Pek tanık olmadığımız şekilde ‘devlet’ ve bileşenleri bu iddiaları görmezden gelemiyorlar.

Peker’in Youtube ve Twitter gibi sosyal medya iletişim imkânlarının teknik olarak bir şekilde önlenmesi yoluna da gidemiyorlar. Bunu yaparlarsa, Peker’in başka hesaplardan bir şekilde sesini duyurmaya devam edeceğini ve gördüğü ilginin büyüyeceğini düşünüyor olabilirler. Görmezden gelip yanıt vermemek de olmuyor. Çünkü kendi siyasal tabanlarının Peker gibi içlerinden çıkan birisini dikkatle takip ettiğini ve ortaya serdiği gerçeklerin ciddiye alındığını biliyorlar. Bu yüzden Cumhurbaşkanından bakanlarına, siyasetçilerinden askerine, bürokratından iş dünyasına kadar her kesim bir şekilde yanıt verme veya yalanlamalar yapmak zorunda hissediyor.

İktidar Seçmeninde de Devlete Güven Düşük

Kamuoyunun çoğunluğu tarafından bilinen ancak dikkate alınmayan gerçekler şimdi (daha “mutemet” görülen) eski bir iktidar bileşeninden duyulunca daha da inandırıcı bulunuyor. Peker videolarının on milyonlarca izleyici sayısına ulaşması ve bu denli ciddiye alınması; iktidarın her tür karanlık işlerin içinde olabileceğine inancın iyice kökleştiğinin açık bir kanıtıdır.

Bu gelişmeler, gerçeklerin görülmesine ilişkin muhalefet ile yaygın medyanın mücadele eksikliğini de ortaya koyuyor. Ülkede yargı, bürokrasi ve kolluğun tümüyle siyasallaştırılmış olduğu biliniyor. Böyle olsa da, iktidar suçlarının en azından resmi kayıt altına alınması adına hukuk mücadelesinin sürdürülmesinin önemi daha iyi anlaşılıyor.

İktidara destek verenler dâhil, yargıya/devlete inanan ve güvenen bir toplum değiliz. Bu ülkede her türlü hukuksuzluğun olabileceğine, devletin suç çeteleri ile iş tutabileceğine iktidara oy verenlerin önemli kesimi de inanıyor. Avrasya Araştırma şirketinin son anketi, Cumhur İttifakı'na oy veren seçmenlerin içinde Peker’in iddialarını inanılır bulanların oranının (% 35) İçişleri Bakanı Soylu’yu inanır bulanlardan (% 25) çok daha fazla olduğunu gösterdi.

Bu Kirli İşleri Keşke Hukuk Ortaya Dökseydi

Kendisini hukuktan ve yasalardan azade kılarak dilediği her şeyi ‘yapabildiği için’ yapan bir iktidar var karşımızda. O yüzdendir ki geçmişten bugüne uzanan suç ilişkilerinin merkezinde eskisi ve yenisiyle bakanların, askerlerin, kolluğun, siyasetçilerin ve iktidar paydaşı gazetecilerin olması hiç şaşırtıcı gelmiyor.

Bu gerçekleri keşke yargı ve/veya yaygın medya işini doğru yaptığı için öğrenmiş olsaydık. Bu suçlar keşke, demokratik gereklere bağlı işleyen hukuk mücadelesi sonucu ortaya dökülmüş olsaydı. Türkiye kamuoyu bu tür karanlık işleri hep bir iç çatışma veya kaza sonucu ortaya dökülürse öğrendi. Bu sefer de gelenek bozulmadı, kirli ilişkiler içindeki devlet içi aktörlerin tasfiye edilmelerinden doğan menfaat çatışmaları lağımın sızmasını sağladı.

Vesile her ne olursa olsun, bu tür kanunsuzluklar ortaya dökülse de ülkemizde hukuk hiçbir zaman tam işletilmedi. Susurluk gibi kamuoyu gündeminin tam merkezine oturmuş soruşturmada dahi aynı şey olmuştu. Delilli ispatlı birçok suçta, sadece birkaç popüler sanığa verilen yetersiz cezalar sonrasında konunun üstü örtülmüştü.

İçinde doğrudan kamu görevlilerinin ve onlarla iş tutan suç örgütlerinin olduğu bu ciddi iddialar konusunda hukukun gerektiği gibi işletileceğini kimse beklemiyor. Sedat Peker’in ifşaatlarının yargı tarafından üstünkörü de olsa soruşturulması ve hele ki sorumluların cezalandırılmaları beklentisinin hiç kalmamış olması çok enteresan değil mi?

Bu Rahatlıkları Aşırı Özgüvenden Kaynaklanıyor

Hukukun kendilerini asla bağlamadığı duygusu ve cezasızlık algısının iyice pekişmesi ile oluşan özgüven neler yaptırmadı ki? Örneğin çok yüksek maliyetli tüm ballı ihalelerin aynı birkaç şirkete ihalesiz verilmesindeki rahatlık bundandı. Ticaret eski Bakanı Ruhsar Pekcan kendi şirketinden kendi bakanlığına, ihalesiz ve fahiş fiyatlarla malzeme satarkenki rahatlığı da bu özgüvendendi.

Kaynağı belirsiz zenginliklerin, lüks ve şatafatın görgüsüzce ve arsızca milletin gözüne sokulması da cezasızlık algısının sonucuydu. Sokak ortalarında muhaliflere dayaklar, ‘Pudra şekerli’ âlem görüntüleri ve diğer rezillikler, hepsi de hukukun kendilerini bağlamayacağına olan güvenlerindendi.

İktidardan beslenenlerin giriştikleri yağma konusundaki bu cüretkârlıkları, fazla zamanlarının kalmadığını bilmekten ve aceleciliklerinden kaynaklanıyor. Güçleri iyice azalsa da talanda sınır tanımamaya devam ediyorlar. Eski güçlerini koruyor olsalardı Sedat Peker bu kadar açıktan meydan okuma cesaretini gösterebilir miydi?

Hala tam dağılmaya karşı durabiliyorlarsa bunun en önemli sebebi aynı kaderi paylaşıyor olmaktan kaynaklı dayanışma ruhudur. Menfaat temelli ortaklıklardan bir yerde vazgeçme göze alınabilir. Ancak suç ortaklığı ve bunun olası sonuçları, dağılmayı önlemede tüm faktörlerden çok daha önemli yapışkan işlevi görüyor.

Gerçeklik Değil Onu Kimin Söylediği Önemseniyor

Somut (ve bakarsanız görünür) gerçeklerin ortada duruyor olması toplum adına çoğunlukla önem içermeyebiliyor. Somut olgunun gerçekliği ve önemi, bu olgunun tespitini kimin yaptığına ve sunduğuna göre değişiyor toplum nezdinde. Daha önceleri de söylenmiş bazı gerçeklere kulak asmayan toplum kesimlerinin, şimdilerde Sedat Peker ifşalarına karşı kulak kesilmesi işte bundandır.

Sedat Peker son videosunda, Suriye'de (terör listesindeki) El Nusra örgütüne (Saray’ın danışman kuruluşu) SADAT eliyle silah gönderildiğini açıkladı. Toplum bu iddiayı, Sedat Peker ileri sürdüğü için ciddiye aldı. Oysa bu gerçeği yıllar önce gazeteci Can Dündar yazdığı için 27 yıl hapis cezası almıştı. Üstelik Can Dündar’ın açıklamasından öğreniyoruz ki, Peker o günlerde cezaevindeki Can Dündar’a ‘Sen vatana ihanet ettin, asılmayı hak ettin’ mesajı göndermiş.

Bugün Can Dündar, Erk Acerer, Fehim Taştekin ve Tolga Tanış gibi nice aydın, gazeteci ve yazar, iktidarın suç ortaklıklarını ortaya döktükleri için ‘vatan haini’ ilan edildiler ve ülkelerine dönemiyorlar.

Anlaşılan o ki; bir gerçekliğin ortaya konulmasının doğruluğu ya da yanlışlığı algısı, iddiayı dile getirenin pozisyonuna göre değişiyormuş. Devletin bir başka ülkedeki illegal yapılara yasadışı silah nakli iddiasını muhalifler söylerse vatana ihanetten idamı hak ediyorlar! Aynı iddiayı sevkiyatın içinde olan birisi olarak Sedat Peker söyleyince, “gerçeklerin ifşası” oluyor!

Çürümüş Sistem İçeriden Çöküyor

Geçmişte ve bugünde devletin işleyiş dinamikleri hemen hiç değişmeyen Türkiye için tarih yine tekerrür ediyor. Devlet içinden kurgulanmış ve bir süredir sorunsuz işleyen kirli işbirliği bir şekilde son bulunca birtakım dosyalar yine ortalığa dökülüyor. Dahası ‘turpun büyüğünün hala heybede olduğu’ yönündeki ipuçları heyecanlı beklentiyi daha da körüklüyor.

1996'da Susurluk'ta yaşanan bir kazayla "Devlet-Siyaset-Mafya" sacayağından oluşan derin devlet faaliyetleri ortalığa saçılmıştı. 2002'den itibaren AKP dönemlerinde Gülen cemaati ile iktidarın kirli ortaklığı ülkeyi kanlı bir darbe girişimine adım adım taşıdı. 1996 Susurluk yargılamaları sonrasında eski aktörlerin bir kenara itilmesiyle 15 Temmuz 2016’ya kadar geçen son on yılda oluşan boşluğu ‘Hizmet hareketi’ diye sunulan ‘FETÖ’nün doldurduğu biliniyor. 2016’da cemaatin tasfiyesi sonrasında iktidarın tekrar 90’lı yıllardaki suç şebekeleri ve aktörleri ile temasa/işbirliğine geçtiği iddiaları gündemde.

Cemaat-İktidar işbirliğinin kavgaya dönüşmesi sonrasında suçların ortaya dökülmesinde olduğu gibi, Peker-İktidar işbirliğinin sonlanmasından da ciddi sonuçlar beklemek anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Sonu gelmiş bir düzeni ancak düzenin içinden farklılaşarak gelenlerin yıkabileceği tezi ciddiye alınabilir. Çünkü dışarıdan her türlü eleştiriye kulaklarını tıkamış bir iktidar ile onun siyasal tabanını ancak içeriden gelip ses yükseltenlerin itirazları sarsabiliyor. Ancak ‘aynı dili’ konuşanlar birbirini yok edebilme potansiyeli taşıdığı söyleniyor.

Peki Peker’in ‘içeriden’ ifşaları iktidar değişiminin fitilini ateşlemeye yeterli olacak mı, bunu da açmakta yarar ver.

Peker İfşalarına Bel Bağlamak

İnsanlar, düşündükleri şeyleri güçlü ve dikkate alınan birisinin sesinden duydukları zaman mutlu oluyorlar. Muhalefeti yetersiz bulan siyasal tabanda Peker’in açıklamaları ekstra bir heyecan ve umut yeşermesine sebep oluyor. Peker’in devletin suçlarını ortaya dökmesi, zenginliklerin birkaç aile tarafından bölüşülmesini sorgulaması ve asıl patronun halk olduğunu vurgulaması vb. söylemleri toplumun acılı yüreğine su serpiyor.

Benzer umutlar daha önceleri 17-25 Aralık sürecinde ortaya dökülen ses kayıtlarında ve sonrasında Fuat Avni twitlerinde de yaşanmıştı. Yine, ABD’de yargılanan Rıza Zarap ve Hakan Atilla’nın itiraf beklentilerinden de çok şeyler umulmuştu. Bugünlerde de benzer bir durum yaşanıyor.

Ancak iktidar içi çatlakların iktidarı yıkacağı umudu toplumdaki muhalif kesimlerde her canlandığında sonucun hüsran olduğunu anımsamakta yarar var. Toplumun çoğunluğu bu kirlilik içinde yaşamaya rıza gösterdiği sürece ‘iktidarların beka meselesi’ daha da kolay hallolmaktadır. Böyle bir toplumsal ortamda devletin direği hukuk olmaktan çıkıyor, ‘sınırsız iktidar imkânları için her yol mubah’ anlayışı hukukun yerini alıyor.

Tek başına Peker videoları ve sosyal medya paylaşımlarının iktidarın el değiştirmesine yeterli olamayacağı kavranmalıdır. Toplumsal ve siyasal tabanlarda bir dönüşüm ve arınma talebi yaratılmaksızın, ortaya dökülen pislikler bir iktidar dönüşümü için yeterli olamayacaktır.

Bu kirden arınmanın öncelikle toplumsal bir talep haline gelmesi gerekiyor. Bu da ancak siyasal muhalefetin ve sivil toplumun ortak çabasıyla mümkün olabilecektir.

Yorumlar (5)
Ela 2 hafta önce
İç sesimiz oldunuz .Teşekkurler
Mustafa Tongar 2 hafta önce
Bizmde acılı yüreğimize su serpiyor Peker ne yazıkki hukuk,muhalefet serpemediği için.Muhalefet,hukuk profesörleri,yurttaşlar öyle müeyyideler getirelimki anayasamıza,ceza muhakemeleri usulüne ''Devletin Direği Hukuk'' olmaktan çıkmasın.Maddeleri yayınlayalım,gerekeni yapmayanlar utansın..Sayın Fidan Türkçe'nin ne kadar önemli bir dil olduğunu köşe yazılarınızda bir defa daha müşahede ettim.
Mustafa Tongar 2 hafta önce
''Devletin Direği'' Hukuk olmaktan çıkmasın şeklinde olacaktı
Fusun yaycı 2 hafta önce
Narsist ve kibirli kişiler icin itibar kaygı yıkıcı etki yapar . Ve hata üstüne hata yapmaya başlarlar. Sedat pekerin haftalara bölmesi bu yüzden çok önemli giderek daha büyük hatalar yapacaklar. Sedat peker bunu hesap ederek yaptıysa zekasına ağzım açık kalacak .
Mustafa Tongar 2 hafta önce
''Hukuk'' Devletin Direği olmaktan çıkmasın olacaktı.Özür dilerim.
20
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30