OSMAN’IM”DAN “AZİZ’İM”E BÜYÜK DAVALAR…

Hatırlayın: Hani çok meşhur bir savcı, bir Zekeriya Öz vardı. Ergenekon davası denilen tantanalı bir operasyon başlatmıştı. Bu savcının arkasında kapı gibi duran güç de zamanın başbakanı Tayyip Erdoğan idi. Zekeriya’yı öyle seviyordu ki ona kendi zırhlı otomobilini bile vermişti.

Zekeriya, iftiralara dayalı operasyonunu doğru gibi göstermek için gizli tanık adı altında itirafçıları kullanıyordu. Bunlardan birisi de Osman Yıldırım denilen katildi. Osman, polisin ve savcıların istediği biçimde ifade veriyordu. Bu yüzden savcılar ve polisler ona, “Osman’ım!” diye hitap ediyorlardı.

Peki kimdi bu Osman’ım?

İşte sicilinden birkaç madde:

-Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl hapis (Eyüp 1. Ağır Ceza 1995/78)

-Ablasını öldürmekten 20 yıl hapis (Akhisar Ağır Ceza 1989/32)

-Nüfus kağıdında sahtecilik yapmaktan mahkumiyet (Kırklareli Asliye Ceza 1998/215)

-Öz yeğenini satarak fuhuşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis (Erzurum 1. Asliye Ceza 1998/391)

- Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması (Ergenekon davası)

-Danıştay suikastinden müebbet hapis (Ankara 12. Asliye Ceza)

İşte bu müflis itirafçı, 2013 yılında 8 yıl hapse mahkum edilmiş ama ardından serbest bırakılmış, yurt dışına kaçmasının önü açılmıştı.

Çok geçmemiş, Erdoğan, dün “Savcısıyım” dediği Ergenekon davasının kumpas olduğuna inanmış; Ergenekon’un ünlü-şanlı savcıları ve yargıçları hapse atılmıştı.

Şu işe bakın ki bundan az önce Zekeriya Öz valizini almış, Sarp sınır kapısından elini kolunu sallayarak çıkıp gitmiş; paçayı kurtarmıştı.

YA AZİZ İHSAN AKTAŞ?

Siyasi davaları yakından izleyen birisi olarak yeni bir “Osman’ım!” vaksıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Bu vakanın baş aktörü, CHP’li belediyelere karşı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı operasyonlarda kullanılan Aziz İhsan Aktaş…

İnceleyin geçmişini, bakın savcılarla ilişkisine; Aziz İhsan Aktaş da adli yönden yeni tip “Osmanım!”…

1978 doğumlu bu kişi, bir zamanlar Diyarbakır’daki okul kantininde çocuklara tost-ayran satarak işe başlamış. Sonra AKP iktidarından ve belediyelerden ihaleler almış; hızla zenginleşmiş ve sonra Diyarbakır’a özel jetiyle gidip gelmeye başlamış.

Onu tost satıcılığından özel jet sahipliğine yükselten güç, AKP iktidarları, Aziz bunu biliyor, bunu yaşamış çünkü. O, AKP iktidarlarınca özel olarak korunuyor. Bunun son ve en büyük örneği Avrupa otobanımız olan TEM üzerine Avrupa’nın bile en büyüğü olacak benzin istasyonu, AVM inşaatı… Haberlere göre; Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı olduğu bu inşaata İBB izin vermeyince, hükümet devreye giriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, çıkarılacak bir torba yasaya bir madde ekleterek belediyeyi devre dışı bırakıp Aziz’e en büyük kıyağı yapıyor?

Bedava mı dersiniz?

Olur mu efendim? Murat Kurum, seçimle yenemediğini Aziz destekli yargı ile yendi ve Ekrem İmamoğlu tutuklandı ya…

SAVCI DEĞİŞTİRİLİYOR

Bu sürecin işletilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 8 Ekim 2024’te Akın Gürlek atanıyor. Akın Gürlek, atama öncesinde AKP’li Adalet Bakanı’nın yardımcısı; yani siyasi kişilik.

Ve gelir gelmez CHP’li belediyelere dalıyor. İlk hücum Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Ahmet Özer’e oluyor; PKK/KCK bağlantısı iddiasıyla Özer tutuklanıyor; yerine AKP’nin atadığı kaymakam kayyum oluyor.

Bu olay ses getirince Erdoğan devreye girip, “CHP’li belediyeleri biraz silkeleyin!” diyor. Bu konuşma, aslında Savcı Gürlek’e “Devam et!” işareti oluyor.

Ve hemen şu ünlü müteahhit Aziz İhsan Aktaş’a operasyon yapılıyor. 13 Ocak 2025’te bu aziz Aziz İhsan suç örgütü elebaşısı olmakla (çete lideri olmakla) suçlanıp tutuklanıyor.

Ve Erdoğan neşeyle konuşuyor: “Turpun büyüğü daha ortalığa saçılmadı, heybede!”

AKP’nin besleyip büyüttüğü aziz müteahhidi Aziz İhsan Aktaş, “Ben itirafçı olacağım!” diyor. Savcı Gürlek, bundan büyük mutluluk duyuyor.

Ve Aziz konuşmaya başlıyor. Beşiktaş’tan başlayarak CHP’li belediye başkanlarını suçluyor; onlara rüşvet verdiğini söylüyor.

Savcının istediği de zaten bu…

İş, İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanmasına kadar uzuyor. Yetmiyor Adana Belediye Başkanı Karalar bile bu aziz itirafçının söylediklerine bakılarak tutuklanıyor.

AKP’Lİ BELEDİYELERE LAF YOK

Davanın kurgulanmış olduğunu, Aziz İhsan Aktaş’ın da kullanıldığını gösteren en önemli bilgi şu: Son 15 yılda bu şahsin şirketleri belediyelerden ve diğer devlet kurumlarından 594 ihale almış. Bunların 473 tanesi AKP’li belediyelerden veya devlet kurumlarından, 121’i ise CHP’li belediyelerden.

473 ihale ilgili en küçük bir soruşturma, gözaltı yok ama bütün suçlar CHP’li belediyelerin ihalesinde işlenmiş. İşte bu garipliğe toplumun inanmasını bekliyor AKP Lideri Erdoğan ve İstanbul’a yolladığı savcısı Akın Gürlek…

Anlaşılıyor ki Aziz İhsan Aktaş’ı CHP’lileri suçlarsa koruyacaklarına dair ikna etmişler ve bunu da yapıyorlar.

KRALLAR GİBİ

Bu özel yetiştirilmiş itirafçıyı önce çete lideri diye tutukladılar; hakkında 700 seneden fazla hapis cezaları istediler ondan istedikleri gibi CHP’li belediye başkanlarını suçlayıcı ifadeleri alınca serbest bıraktılar. Yetmedi… Çıkar amaçlı suç örgütü kuranların mallarına el konulduğu halde Aziz İhsan Aktaş’ın imparatorluğuna fazla dokunmadılar.

Haberlerden anladık ki bu Aziz’in zarar eden şirketlerine al koymuş, karlı ortaklıklara dokunmamışlar. Düşünün ki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun şirketine el konuluyor; onu suçlu gösteren çete liderinin borçlu şirketleri alınıyor; kârlı ortaklıkları ise üstünde kalıyor. Bu bile kutsal Aziz’in yargı tarafından korunduğunu göstermeye yetiyor.

704 yıl hapis cezasıyla yargılanan Aziz dışarıda krallar gibi geziyor; bugünkü duruşmasına Mercedes otosuyla ve 15 korumasıyla geliyor; otomobil hediye verdim dediği belediye başkanları Silivri zindanlarında çile çekiyor.

Çürümüş adalet kokusu gelmiyor mu bir yerlerden?

***

Peki bu davaların sonu ne olur?

Bence cevap çok açık: Bu yargı AKP’nin işaretine göre davayı uzatır; gizli tanıklar icat edebilir, itirafçılar yaratabilir ama sonunda Ergenekon davasında ne olduysa o olur.

AKP Lideri Erdoğan, Ergenekon işinde olduğu gibi bir manevrayla yine kendisini kenara çeker; savcıları-yargıçları suçlar; yoluna devam eder.

Ta ki yeni bir seçime kadar…

Çünkü Türkiye artık bu çürük adalet kokusuna daha fazla dayanamaz.