31.01.2021, 19:35

İki partili sistem ve L. Gültekin'e serzeniş

İKİ PARTİLİ SİSTEMİ KİM İSTEDİ?

Bugün Türkiye’yi çıkmaza sürükleyen BİRKİŞİ yönetiminin asli kaynağı, iki partili sisteme geçme amacının ilk kilometre taşıdır.

İkinci aşama; monarklıktır.

Çoğulculuğu kısıtlama amaçlı “İki Partili” sistem; Amerikalıların “bizim oğlanlar” dediği 12 Eylül cuntasının isteğiydi. MDP ve HP partiler ile bunun gerçekleştirilmesine çalışıldı. Darbe hükümetinin ekonomisti Turgut Özal’ın ANAP’ı ile gerçek niyet gizlendi, halk şaşırtıldı. Erdal İnönü’nün SODEP’i veto edilerek sonuca gidilmeye çalışıldı.

Çünkü patron durumundaki ABD’nin sistemi var edilmek isteniyordu!

Fakat güdümlediğini sandıkları Türk milleti, oyunu bozdu. Öngörülen iki partiden biri yerine, hülle partisi gibi görülen ANAP’ı iktidara taşıdı.

Demokrasi inançlı halk, rahmetli Demirel ve İnönü’nün demokratik dayanışması ile önce referandumla siyasal yasakları kaldırıldı. Ve “Beşibiryerde” paşaların muteberi Özal aşıldı. Böylece çok partili sistem sürdürüldü.

Ama 12 Eylül’ü gerçekleştiren irade (ABD’ci darbe yönetimi); afyon, Kıbrıs ve Irak konusunda alt edilmeyen Bülent Ecevit’i; koalisyonun bir ortağı ile devirerek; “proje partisi”ne iktidar yolu açılarak iki partili sisteme gidişi planladı.

Öncelikle “laik” ve “Kemalist” ilkelerin aşındırılması sağlandı. “BOP eş bakanı” olarak sırtı sıvazlanan AKP Genel Başkanını; 1946’lardan beri önerilen “İslam liderliği” olgusuna inandırıldı. Koalisyon ortağı konumunda tuttuğu Gülen Cemaati eliyle iktidar partisini sistemi değiştirme cüretine yükseltti.

AKP, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimiyle ancak ayılabildi. Ne var ki bunu; “Allah’ın lütfu” kabul ederek sistem değişikliği için fırsat saydı. Olağanüstü koşullarla gerçekleştirilen bir referandumla TBMM’yi baypas eden BİRKİŞİ sistemini getirdi.

“Cumhur sistemi” olarak adlandırılan bu yeni rejim; iki partili olmayı zorunlu kılmaktadır.

Bunun şimdilik görülen şekli; “Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” olarak oluşan gruplaşmadır.

Hükümet dışında muhalefeti oluşturan partilerin hükümet grubu karşısında kümelenmeleri; TBMM’nin etkin olduğu sisteme dönüşü sağlamak amaçlıdır.

Eğer AKP Hükümeti yedekledikleriyle; parlamenter sisteme dönüşü sağlamak isteyen Millet İttifakı’nın ilk seçimde iktidar olmasını önlerse; sonraki seçimde iki partili olarak organize olmak zorunlu hal alacaktır.

Bu takdirde Birkişi sistemi ile çoğulculuk ve katılımcılık gerektiren demokrasinin yaşayıp yaşamayacağı kaygıları ile yüzleşilecektir!

Monarklık yolu ardına kadar açılmış olacaktır.

***

LEVENT GÜLTEKİN’E SERZENİŞ

Sevgili kardeşim,

11 Ocak 2020 günü 20.00’deki yorum nedeniyle belli uyarı-eleştiride bulunmak istiyorum:

Ama son sözü başta söylemeliyim.

Önyargı içinde değilim; anlatayım:

Telaffuz ve sağduyunu, özümsediğim çoğu değerlendirmelerin nedeniyle sevdim.

Fakat zaman zaman kendinle çelişmeni ve başkaları için ifade ettiğin yüzeyselliğe düştüğünü söylemek gereği duyuyorum. Örneğin;

Tek tek muhalefeti, lider ve sözcülerini Erdoğan ile “polemik” içine girdiklerini ifade ediyorsun. Türk insanının sözün doğrusuna eğrisine, hakaret olup olmadığına, arlı arsız olduğuna vs bakmadan; -sözün altından kalkamadı- dediğini önemsemiyor oluyorsun

“Ben bu yaşa kadar bugünkü kadar hırsızlığın, arsızlığın, yanlışlığın yapıldığını ne gördüm, ne okudum” diyorsun. Buna rağmen muhalefetin A, B, C vb oylarını nasıl yükseltemediklerini soruyorsun.

Aslında yanıtı biliyorsun da üzerinden atlıyor gibisin. Cevabı vermiyorsun.

Çünkü sen, bu halkın bağnazlık nedenle şeytanı bile çatlatan bir inat ve kin içinde olduğunu biliyorsun; söylemiyorsun.

“Dindar ve kindar nesil” olmak anlayışıyla şerri yönetimini; hilafet hanedanlığı R.T. Erdoğan kişiliğinde ihya etmek peşinde olduğunu söylemiyorsun.

Oy verilmez durumda olan AKP Genel Başkanı dışında herhangi bir lidere oy vermemek için; -sanki oy verilecek başkası mı var- kurnazlığı yapıldığını söylemiyorsun. Tartışmalı diploma, kapatılmaktan parasal cezayla kurtulmuş parti, muhalefetin şefaatiyle yasaklılıktan kurtuluş, mutfak ve pazardaki yangın vs durumların fanatik bir bağnazlıkla mazur görüldüğünü söylemiyorsun.

Kul olarak yaşamışlığın şuuraltına sinmiş komplekslerden kurtulup özgür kişiliğe ulaşılmadığını, atılan bir paket çay, ikram edilen bir file, kapıya bırakılan bir torba kömür gibi küçük edinimlerin teberik sayılmasını; “yiyorsa da çalışıyor” diye beşibiryerde müteahhit rant sisteminin meşru görüldüğünü söylemiyorsun.

Egemenin kulu olmaktan çıkarılmış olmaktan onur duymayacak kadar köle bende ruhluluktan kurtulmak istenmediğini söylemiyorsun.

Bile bile embesil ve kör olmak rahatlığının sindirilmiş olmasının bir psikaliniz konusu olduğunu söylemiyorsun.

Ama örneğin;

Devlet adamlığından gelen muhalefet liderlerinden birinin, gerekli görse de yalan söyleme, hakaret etme şarlatanlığını kendisine ve siyasete yakıştırmayışını azımsıyorsun.

Bir diğerinin anne, öğretmen, devlet adamı liyakati vb nedenleriyle popülizme sapmayışını azımsıyorsun.

İktidar zorbalığı, şirretliği, insafsızlığı ve ağır hakaretler karşısında cevap verme zorunluğunu “polemiklere katılmak- olarak değerlendirip azımsıyorsun.

Örnekler çoğaltılabilir.

Ancak Atatürk’ün “çalış, güven, övün” yüreklendirmesine rağmen köle-bende ruhlu kimselerin komplekslerden kurtulmak istemediklerini sanki görmezden geliyorsun.

İmamoğlu’nun cami yaptırıp Kuran okumasını; “alnı secde görmüş” mazeretine sarılmışlara anladıkları dilden hitap olduğunu kabul etmiyor; kızına bile izah edemiyorsun.

Senin gibi düşündüğüm için kendime hep şu soruyu soruyorum: Halk, oy değişikliğe nasıl ikna edilir? Konsantre oldukları şeklin dışındaki söylemlerle ikna olanaklı olur mu? İktidara gelmek için gerekli oy gökten mi gelir; ya da FETÖ’lü AKP gibi mezardakiler diriltilerek mi sağlanır?

Uzatmayayım:

Senden kıdemli bir meslektaşın olarak; Türkiye gerçekliğinde yeni yorum ve değerlendirmelerini bekliyorum.

Sevgi ve dileklerimle…

Yorumlar (0)
banner196
11
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 30 54
5. Altay 29 53
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23