banner230

banner229

13.01.2020, 13:22

Amerikan askeri girdiği yerden çıkar mı?

       XIX. yüzyıldan itibaren “imparatorluklar” yerini “ulusal” devletlere bırakmaya başladı. Sömürge imparatorlukların bıraktıkları boşluklar; yeni yetme sömürgecilik sistemi aldı.

      Kesin dönüşüm, 1. Dünya Paylaşım Savaşı ile gerçekleşti: Osmanlı, Çarlık Rusya, Avusturya, İngiltere, Fransa, İspanya vb imparatorluklar; ulusal devletler olarak reorganize oldular.

       Kuzey-Güney savaşları sonunda federe bir devlet olarak kuruluşunu tamamlayan ABD; “güneş batmayan imparatorluk” olarak bilinen İngiliz İmparatorluğunun yerini alma sürecine girdi.

       Sömürgecilik, postmodern şekil aldı.

       1929 dünya ekonomik krizi; ikinci bir dünya paylaşım savaşını zorunladı. Soncunda da sömürgeci geçmişe sahip devletler, yeni süper sömürgeci ABD liderliğinde cepheleştiler. Ve dünya, “doğu” ve “batı” bloku olarak ikiye bölündü. Soğuk Savaş sürecinde sömürüye aday devletler, sürdürülen gerilimle gönüllü olarak bloklardan birine yandaş oldular.

       Osmanlı’nın ulusal devlet olarak reorganize oluşu; Kurtuluş Savaşı ile gerçekleşti.  Türkiye Cumhuriyeti; “yurtta sulh dünyada sulh” ve “tam bağımsız” ilkelerden uzaklaşmak zorunda kaldı: Stalin’in Kars, Ardahan ve Boğazlar üzerinde hak iddiası; Türkiye’yi bu yakın komşu tehdidi karşısında ABD liderliğindeki NATO şemsiyesi altında güvence aramaya itti. 1946’daki tehdit, Türkiye’nin 1952’de NATO’ya üye olmasıyla sonuçlandı.

       Özellikle Demokrat Parti yönetici ve sözcüleri; yakın komşu SSCB için şöyle bir telkinde bulunuyorlardı: “Rus askeri girdiği yerden çıkmaz, ama Amerikan askeri girdiği yerde istenmezse çıkar gider” türü cümlelerle ABD ile işbirliğini haklı göstermeye çalıştı.

         Ama gerçek öyle miydi?

         ABD askeri, 1950’de Çin’in önünü kesmek için yardım gerekçesiyle Kore’ye gitti. Stalin tehdidi karşısında güvenlik arayan Türkiye; Demokrat Parti hükümetinin TBMM kararına bile ihtiyaç duymadan ABD’ni gözüne girmek uğruna bir tugayla savaşa katıldı. Böylece İngiltere sömürgelerinden Avusturalya ve Yeni Zellandalı askerlerin Çanakkale’ye gelmeleri anlamsızlığı durumuna düşüldüğünü hatırlamaz oldu! Bu savaşta 2018 şehit, 94 kayıp ve 455 yaralı kurban verdi. Karşılığında NATO üyeliğine kabul edildi.

        İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD öncülüğündeki galip devletler, Almanya’yı ikiye böldü. Kore Savaşı ile de Kore’yi ikiye böldüler.

       Kore Savaşı, 1953’de sona erdi. Ama ABD’nin 23 bin askeri hala Kore’de bulunuyor.

       İkinci Dünya savaşı 1045’de sona erdi. Ama 33 bin ABD askeri hala Almanya’dadır.

       Keza Japonya’ya giden ABD askerinin 50 bini hala Japonya’da.

       ABD askeri,  Vietnam’da olduğu gibi kovulmalar dışında; gittiği yerlerden çıktığı görülmedi.

       Son örnek Irak’tır. Saddam zulmünden kurtarmak ve demokrasiye kavuşturmak aldatmacası ile girdiği Irak’ı kan ve gözyaşlarına boğarak üç parçaya böldü; onlarca üs kurarak yerleşti. Ortadoğu sınırlarını yeniden dizayn etme stratejisi güdüyor!

        “Arap Baharı” ile BOP’u gerçekleştirme harekatını başlattı. Irak’tan sonra Libya ve Suriye’yi parçaladı. Ama Irak parlamentosu, davet etiği İran Generali Kasım Süleymani’nin katli nedeniyle “Amerikan askerleri derhal Irak’ı terk etsin” dedi. Fakat ABD Başkanı Trump; “pahalıya mal olan üslerimizin bedelini almadan Irak’tan ayrılmayız” açıklamasıyla Irak’ta kalıcı olduklarını ilan etti!

      Amerika, NATO üyesi Türkiye’yi yıllarca Kominizm karşısındaki ileri karakol olarak kullandı. Demirperde’nin yıkılmasından itibaren de BOP’u gerçekleştirme politikasının baş aktörü (eşbaşkanı) olarak kullanıyor!

       Bunu daha iyi görmek için yakın geçmişi anımsamak gerek:

        3 Kasım 2002 tarihinde bir buçuk yaşındaki AKPadalet ve Kalkınma Partisi seçim kazandı. Genel Başkanı Recep T. Erdoğan, siyasi yasaklıydı. Abdullah Gül Başbakan oldu. Ahmet Necdet Sezer de Cumhurbaşkanı idi.

       R.T. Erdoğan, milletvekil bile değildi. Ama Amerika’da ağırlandı. Amerikan gazeteleri; “eskiden Washington’da konuşacak adam bile bulamayan Tayyip Erdoğan, şimdi film yıldızları gibi limuzinlerle karşılandı” diye haber yaptı.

       Akabinde Başbakan A. Gül; “Türkiye’nin çıkarlarını düşünmek zorundayız. Bugünden itibaren stratejik ortağımızın yanındayız” açıklamasını patlattı.

       Türkiye’nin “yandaş” basını, Irak aleyhine Amerikan gazetelerinde çıkan ve Ortadoğu’ya müdahaleyi özendiren haberleri tercüme ederek yansıtma yarışına girdi:

        “Saddam çok kötü ve zalim bir adamdır.”

        “Irak’ta biyolojik silahlar var.”

        “Irak kimyasal silah kullanıyor.”

        “Saddam’da dünyaya yetecek kadar botoks var.”

        “Türkiye’ye awacs uçaklar hibe edilecek” gibi haberler gündem oluşturmaya başlandı.

        Siyasi yasağı kalkan ve lokal bir seçimle TBMM’e girerek Başbakan olan Recep T. Erdoğan; “biz Suudi Arabistan ve Katar ile BOP eşbaşkanıyız” beyanıyla övünmeye başladı.

        Bu sırada ABD; Mersin ile İskenderun limanlarına asker ve helikopter yığıyordu. Batman ve Mardin’de Amerikan askerleri kaynar oldu.

        Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Amerika, Kuzey Irak’ta cephe açmak için Türkiye topraklarını kullanmak için bir anlaşma yapmıştı. Buna göre Amerika, Türkiye’de 12 havaalanını kullanacak; 60 bin asker bulunduracak, bunun 23 binini Irak’a nakledecek idi.

        Yaratılan emrivakinin yasal hale getirilmesi için AKP Hükümeti, TBMM’e bir tezkere sundu. Başta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olmak üzere CHP ile MHP’li ve kimi AKP’li yurtseverlerin oylarıyla “1 Mart Tezkeresi” ret edildi. ,

         Recep T. Erdoğan ve Abdullah Gül;  emperyal büyük patrona karşı mahcup düştüler.

         ABD Büyükelçisi Pearson; “Türk Hükümeti Kuzey cephesi için bize garanti vermişti” açıklamasıyla beklenti ve kızgınlıklarını ifade etti.

         Bütün bunlardan ibret alınmamış olmalı ki; Suriye’nin başındaki “kardeş Esad” bir anda “düşman Esed” olarak ilan edildi. Suriye’nin muhalif unsurları, ÖSO adı altında eğitilip donatıldı. Barzani peşmergeleri, bir Cumhuriyet Bayramı günü Türkiye topraklarından taşınarak PYD’ye katılmaları sağlandı.

        İhvan’ı iktidar ortağı yapmayan Suriye yönetimine diz çöktürmek için “Emevi Camiinde Cuma namazı” hedefi açıklandı. Esad’ı Saddam gibi göstermek için Suriyelilerin Türkiye’ye akmasının önünü açıldı; ekonomi çökertildi.

        Şimdi ise; Akdeniz’de  ay bacayı geçtikten sonra uyanmanın telaşı ile Libya’daki İhvan’ı kurtarma hamleleri yapılıyor. Talihsiz hamleyi haklı göstermek için; Mustafa Kemal’in İtalya işgaline karşı Osmanlı toprağı olan Trablus-Bingazi’yi savunması emsal gösteriliyor; tarih cehaleti sergileniyor!

        “Yurtta ve dünyada barış” ve “tam bağımsız” ilkeyle mazlum toplumların idolü olan Türkiye, savruluyor.  Nedeni ise dış politika zafiyetidir.

       “Kanal İstanbul” gibi rant projeleriyle dış politika ve ekonomik yangın örtbas edilebilir mi?       

          

Yorumlar (0)
15
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 35 34
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29