24 Ocak’ta yaşanan Elazığ depreminin henüz yaraları sarılmadan kendini bilmez bazı siyasetçilerin yaşanan bu felaketi istismar etmeleri yurttaşların tepkisine neden oldu. Birçok yurttaşımız da bu ahlaksız durum karşısında tepkilerini sosyal medyada dile getirdiler. Getirmeye de devam ediyorlar. Her ne kadar bazıları hakkında gözaltılar vs. yaşansa da.

26 Ocak akşamı Halk TV’de yayımlanan Cüneyt Akman’ın moderatörlüğünü yaptığı “Zamanın Ruhu” adlı programa konuk olanları seyircilere takdim eden Akman Eski CHP Kâğıthane İlçe başkanı Avukat Zeynel Öztürk’ü 30 Mart 2015’te yapılan yerel seçimlerde Kâğıthane’de yaşanan oy hırsızlığının kahramanı olarak sunması Kâğıthanelileri üzdü.

Gördüğüm kadarıyla değerli meslektaşım Cüneyt Akman, Kâğıthane’de yaşanan “oy hırsızlığı” davası konusunda fazla bir araştırma yapmadan, konuyla ilgili konuğunu anlatırken bir “oy hırsızlığı” davasının kahramanı gibi sundu. Kendisini bu yanılgısından dolayı aydınlatmak için Halk TV’ye ne kadar ulaşmaya çalıştıysam da başaramadım. Çünkü Halk TV telefonları cevap vermemekte bu da ayrı bir eleştiri konusu…

Akman’ın “Zamanın Ruhu” adlı programında her ne kadar Elazığ’da yaşanan deprem öncesi geçmişten ders çıkarılmaması ve alınması gereken önlemler tartışılsa da, konu döndü dolaştı 30 Mart 2015’de yapılan yerel seçimlerde Kâğıthane’de yapılan “oy hırsızlığı” konusuna geldi.

Akman’ın moderatörlüğünü yaptığı programda söz sırası “Oy hırsızlığı” davasının çakma kahramanı Öztürk’e gelince hani Anadolu da bir olay karşısında şaşkınlığa uğrayan yurttaş “Nutkum tutuldu” diyerek şaşkınlığını anlatmaya çalışır ya benimki de aynen öyle oldu.

Neden mi?

Anlatayım…

30 Mart 2014 yerel seçimlerinde “Umudun adı CHP” sloganlarıyla sahaya inen CHP’li kadroların yanı sıra partiye ve ön seçimde birinci olarak çıkan CHP Kağıthane Belediye Başkan adayı Serdar Kurşun’a gönül veren Kağıthaneliler sahada canla başla çalışıp ev ev, esnaf esnaf dolaşarak projelerini anlatıp halkın gönlünü kazanmayı başardılar.

Buraya kadar her şey normal gitti…

Ancak seçim sona doğru yaklaştıkça CHP Seçim Koordinasyon Merkezi'nde bazı huzursuzluklar oluşmaya başladı. O dönem CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı olan Mehmet Aslan iddiaya göre seçimlere son 20 gün kala seçim koordinasyon merkezine gelerek koordinasyon merkezinde çalışan parti emekçilerine “arkadaşlar biz bu seçimi kaybettik daha fazla uğraşmaya gerek yok” ifadelerini kullanması üzerine koordinasyon merkezi sorumlusu Ayhan Sakar, Aslan’a tepki gösterir. Sakar’ın tepkisi üzerine tartışma büyür. Daha sonra oluşan gürültülere ne oluyor diye koordinasyon merkezine gelen Serdar Kurşun ne olduğunu sorunca koordinasyon merkezindeki görevliler Kurşun’a yaşanan olayı anlatır. Bunun üzerine Kurşun o dönem CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı olan Aslan’ı koordinasyon merkezinden kovar.

Bu olayların akabinde CHP Kağıthane Örgütten Sorumlu İlçe Başkan Yardımcısı Cafer Akkaya ilçe yönetimindeki görevinden istifa eder. İşin ilginç yanı ilçe yönetimindeki görevinden istifa eden Akkaya koordinasyon merkezinde ve sahada canla başla çalışmaya devam eder. Akkaya’ının bu gizemli hareketi halen o dönemin gizemini korumakta.

CHP Kağıthane seçim koordinasyon merkezi Ayhan Sakar başkanlığında bu kargaşalardan pek etkilenmeyerek çalışmalarını daha disiplinli bir şekilde sürdürür. Ta ki seçim gecesi ıslak imzalı mazbataların toplanarak Kâğıthane İlçe Seçim Kurulu'ndaki verilerle karşılaştırılana kadar sürer.

Sakar’ın disiplinli çalışmaları sonucu toplanan ıslak imzalı mazbatalarda yaklaşık olarak 600'ün üzerinde tahribat olduğu anlaşılır.

İşte “oy hırsızlığı” davası süreci bundan sonra başlar:

O dönem CHP Kâğıthane İlçe Başkanlığı görevini yürütmekte olan Avukat Zeynel Öztürk ilerleyen saatlerde ıslak imzalı mazbataları alarak evine gider. Ardından avukatlar ile toplantı halinde olan Kurşun mazbatalardaki tahribatları ve ilçe seçim kurulundan gelen çelişkili durumlara itiraz etmek için bir komisyon oluşturup durumu ilgili birimlere bildirmek ister.

İster istemesine de dönemin ilçe başkanı Öztürk ıslak imzalı mazbataları çoktan alarak evine gitmiştir. Bunun üzerine Kurşun koordinasyon merkezi sorumlusu Ayhan Sakar ile orada bulunan birkaç görevliyi Öztürk’ün evine yollar. Sakar ile yanındakiler Öztürk’ün evine gittiklerinde Öztürk kapıyı açmaz.

Öte yandan MHP Kağıthane İlçe Teşkilatı da elindeki bazı mazbatalarda yapılan tahribatı tespit eder. Ardından hemen ilçe seçim kuruluna itirazda bulunur. Daha sonra da konuyu adli makamlara taşıyarak Kağıthane’deki “oy hırsızlığı” davasını başlatmış olur.

O dönem muhabir olarak çalıştığım “Yurt gazetesi” nde İstanbul Adliyesi'nde görülen duruşmayı takip etmem için görevlendirilmiştim. Hatırladığım kadarıyla 3. Duruşma olacaktı. Duruşma sırasında CHP Kağıthane İlçe Başkanı Avukat Zeynel Öztürk duruşmayı takip eden basın ve partililerin bulunduğu yerde en önde izlediği duruşma esnasında ikide bir itirazlarda bulununca duruşmanın hakimi tarafından şöyle uyarılmıştı: “Sayın Öztürk tecrübeli bir avukatsınız sizi anlamaya çalışıyorum ancak yaptığınız doğru değil bir meslektaşımı salondan atmak istemiyorum. Olaya itirazınız varsa bir dahaki duruşmaya müdahil olarak başvurup katılırsınız.” Hakimin bu uyarısı üzerine salon buza kesmişti. Çünkü CHP’nin avukat olan ilçe başkanı davanın 3. Duruşmasına izleyici olarak katılıyor. Davaya müdahil olmamış.

Tabi ki bu durum akıllara bazı soruları da beraberinde getirmekte…

Nasıl mı?

Şöyle ki, bir tecrübeli avukat bir ilçede 900 sandığın bulunduğu bir seçimde 600 küsur tahribatlı olan mazbatanın yapılan itirazlar sonucu yeniden sayılması karşısında ilçe seçim sonuçlarını etkileyeceğini bilemeyecek kadar saf dil olmayacağı…

Sevgili meslektaşım Cüneyt Akman işte yaşanan bu olaylardan dolayı “oy hırsızlığı” davasının kahramanı olarak takdim ettiğiniz Öztürk aslında tam tersi olayı adli mercilere taşımayarak olayı örtbas etmeye çalışmıştır. Asıl olayın Kahramanı CHP Kâğıthane İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Ayhan Sakar’dır.

Bir de sandıkların yeniden sayılması için ellerinde tahrip edilmiş olarak bulunan 55 mazbatayı adli kurumlara intikal ettiren MHP Kâğıthane İlçe Başkanı Ayhan Maden'dir.

Bence yiğidin hakkını yiğide vermek lazım…

Ne dersin?