Çığlığımı duyan var mı? I Hakan Yurdanur yazdı...

İzmir'de yaşanan depremde öldürülen yüzlerce canlının anısına saygıyla...

Toplumsal Kürsü 18.11.2020, 18:44 27.11.2020, 18:09
Çığlığımı duyan var mı? I Hakan Yurdanur yazdı...
Hakan Yurdanur

Hakan Yurdanur yazılarıYer İzmir’in Bornova ilçesi. Tarih 30 Ekim. Saat: 14.50 civarı…Yaşadığım binanın şiddetli sarsıntısını raftaki kitapların yere düşmesi izliyor. Korkunun anlamı, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide saklı. Beşik gibi sallanan binanın duvarlarından gelen yeraltı uğultusunu, çevreden gelen çığlık ve ağlama sesleri izliyor. Zaman uzuyor, mekanlar yıkılıyor… Tarifi çok zor olan bu trajediyi yaşamış birisi olarak gelin zamanı dondurup resme binaya daha yakından bakalım. Depremin ekonomi politiğini birlikte inceleyelim.

İzmir Bornova‘nın meşhur bamya tarlalarının (doğa) üzerine bina inşa ederek (ekonomi) içinde yaşayan insanları (toplum) deprem üzerinden öldürmek aslında, ekonomi – toplum – doğa üçgeninin ne olduğunu bir kez daha göstermektir. Bu üçgen, depremde hayat kurtaran "yaşam üçgeni" değil, mezarda son bulan "ölüm üçgeni" dir! Deprem, neoliberal kentleşme modelinde önce şehirlerin sonrada sistemin en önemli tehditlerinden birisi durumunda. Başka türlü ifade edersek deprem; yaşam biçimleri önce sarsılan sonra bu sarsıntının altında kalarak ölen "ezilen" insanların korkunç hikayesidir.

Neoliberal sermaye birikim modeli yıkıcıdır. Şiddettli sarsıntıyla gelen yıkımın altındada bu modelin uygulayıcılarının imzası bulunmakta. Durum böyle oluncada bina, kullanım değerli yapı olmaktan çıkıp değişim değerli metaya dönüşmekte. Bu dönüşüm sonucunda da binanın içinde kimin, nasıl, ne şartta yaşadığının, zemin etüdünün, beton kalitesinin, kolon – kiriş sağlamlığının bir önemi kalmamakta.

Depremin getirdiği yıkım sonucu dönüşüme uğrayıp bu Dünyayı terk eden canlıların yerini başka bir dönüşüm almakta: "kentsel dönüşüm!" Kentsel dönüşüm aslında içeriğinden soyutlanarak yağma ve talanın üstünü örtmenin diğer adıdır. Bu nedenle "kentsel bölüşüm" demek bana daha anlamlı geliyor. Bu bölüşümün sınıf başkanları olan beton kafalı müteahhitler için, herkese yeterli sağlam konutlar yapmak yerine, daha çok kazanmak adına iki oda bir salon tabutlar yapmak önemli olmakta. Eskinin ”yap – işlet – devret” mantığının günümüzdeki yansıması ”yık – tekrar inşa et – sonra mahvet” şeklinde. Bu mahvedişin sonundada toplum ve doğanın uzun dönemli çıkarları ile sermayenin kısa dönemli çıkarları arasında derin çatlaklar, yarıklar oluşmakta; sonunda da köprüler yıkılmakta, binalar çökmekte, asfaltlar yarılmakta, denizler taşmaktadır. Salt rant elde etmek adına acele, plansız, alt yapısız kurulan kentler doğal afetler karşısında çaresizdir korunmasızdır. Unutulmamalıdır ki; kent planlaması ülke planlamasından bağımsız olamaz! Günümüzde kentleşme cinayet ekonomisinin betonlaşmış biçiminden başka birşey değildir. Kent vasfını yitirmiş kentlerde klasik faşizmin gaz odalarının yerini, güncellenmiş faşizmde çöken tabut konutlar, mezarlığa dönmüş sokaklar almaktadır.

Rant gelirlerinin ana paydasını oluşturan beton ekonomisi işçi – emekçileri ve orta sınıflardan oluşan çalışanlarını yaşarken öldürmekte: kuralsız taşeronlaşma, sigortasız ve güvencesiz çalıştırma, sendikasızlaştırma, kolayca işten atma vd…

Bir diğer önemli konuda kaçak yapılaşma. Kaçak yapı deyince sadece gecekondu yada binanın üzerine ek katlar çıkılmasını anlamamak gerek. Depremle yerle bir olan bölgenin neredeyse tamamı kaçak yapılaşmadır. Ruhsat izni alınması, mühendise mimara imza attırılması o binanın kaçak yapılmadığı anlamına gelmez. Ada parselinin belli olması, binanın isminin olması binadaki betondan, kumdan, çimentodan, demirden çalınmadığını göstermez!

Günümüzün modern toplama kampları haline gelmiş binalarda oturanlar için doğanın yasası ile kentin yasası farklı işler. ”Afetten nimet” bekleyen sistem evi yıkılan insanları borçlandırarak yeniden ev sahibi yapma derdinde. Bu borç batağının diğer yüzü de alt yapı hizmetlerinin (elektrik – su – doğalgaz – ulaşım) özelleştirilmesidir. Bu döngü beraberinde binaların da özelleştirilmesi anlamına gelir. Böylece kentli yurttaş önce soyulan sonra mezara konan yurttaşa dönüşür.

Bamya tarlasından beton binalara, beton binalardan mezarlığa giden süreç İzmir Bornova'nın hazin hikayesidir.

Yorumlar (0)
banner162
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 27 57
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 27 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 26 33
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kasımpaşa 27 29
15. Kayserispor 26 28
16. Rizespor 27 28
17. Başakşehir 27 26
18. Erzurumspor 27 26
19. Denizlispor 27 24
20. Ankaragücü 26 23
21. Gençlerbirliği 26 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 25 32
11. Ümraniye 24 31
12. Menemenspor 25 27
13. Adanaspor 24 26
14. Boluspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. M. United 27 51
3. Leicester City 27 50
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. West Ham 26 45
7. Liverpool 27 43
8. Tottenham 26 42
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 27 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 27 23
19. West Bromwich 27 17
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 26 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Valencia 26 30
12. Celta de Vigo 25 30
13. Osasuna 25 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 25 22
20. Huesca 25 20
Günün Karikatürü Tümü