13.05.2021, 12:00

Peker'in iddiaları ve devletin 'rutin dışı' işleri

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yurtdışında çekip internetten yayınladığı ve milyonlarca kişinin izlediği videolar heyecanla takip ediliyor. “Susurluk” olarak anılan, 90’ların ilişki ve işleyiş ağlarının bürokrasi, siyaset ve iş dünyası düzeyinde performansından bir şey kaybetmeden işlemeye devam ettiği görülüyor. Kirli ilişkiler ağının o günlerden (başlıca aktörlerinin bile değişmeksizin) bugünlere taşındığı gerçeği yine bir ‘paylaşım kavgası’ sonucunda ortaya bir bir dökülüyor.

Sedat Peker’in açıklamalarındaki iddialar göz ardı edilemeyecek kadar önemli ayrıntılar içeriyor. Bu tür iddialarının (bugüne kadar olduğu gibi) üzerine gidilmeyeceği, devlet katında hepsinin örtbas edileceği izlenimi nedense toplumda oldukça yaygın!

Devlet ve Yargı Neden Sessiz?
İBB Başkanı İmamoğlu’nun elleri arkasında türbe ziyaretine Cimer üzerinden yapılan “suç” ihbarını ‘güçlü devlet’ (!) aygıtının ciddiye alıp derhal harekete geçtiğini görmüştük. İçişleri Bakanının “bence suç” diye nitelediği “elleri arkaya bağlayarak türbe ziyareti eylemi” için devletin gösterdiği duyarlılık, Sedat Peker’in ifşalarına gösterilmedi. Kanıtlanması veya çürütülmesi çok kolay ancak duymazdan gelinen bu ihbar ve iddialarda Peker neler öne sürüyordu, özetleyelim.

* Ülkemize gönderilirken geçen yıl Kolombiya’da ele geçirilen 4,9 ton kokainin, ayrıca bu hafta Ekvator’dan çıkarken el konulan 616 paket kokainin Türkiye’de kimlere teslim edileceği sorusu.

* Mehmet Ağar’ın bir Azeri bir iş adamına ait milyarlık yat limanına devlet gücünü arkasına alarak çöktüğü iddiası.

* Ağar’ın oğlu AKP milletvekili Tolga Ağar’ın tecavüzüne uğradığını iddia eden bir genç kadının ertesi gün ölü bulunması olayı.

* Cumhurbaşkanı ve ailesine hakaret iddiası ile gözaltına alınan eski AKP milletvekilini Peker’in yine bir AKP milletvekilinin azmettirmesi ile karakolda dövdürdüğü iddiası ve diğerleri.

Olur olmaz konulara suç üretmede inanılmaz yaratıcı yüce Türk yargısı bu tür ‘hassas’ konularda talimatsız parmak kımıldatmama kararlılığını sürdürüyor.

Yaşam ve Mülkiyet Hakkı Güvencesi Artık Yok mu?
Peker’in bu iddiaları; devleti devlet yapan yaşam ve mülkiyet hakkının ülkemizde artık güvencede olmadığını, keyfi yönetimin kökleştiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu ifşaatlar, devletin tüm kurum ve kurallarının nasıl çöktüğünü ve işlemez hale geldiğini herkesin anlayacağı açıklıkta ortaya dökmektedir.

Devletin artık ne uluslararası uyuşturucu ticaretinin, ne de (işine gelmediği sürece) siyasi ya da adi suçların ve hatta cinayetlerin üzerine gitmediği görünümü ürpertici değil mi sizce? Kamu idaresinin, kolluğun ve istihbaratın suç örgütleri ile işbirliği içinde oldukları iddiaları temelsiz isnatlar mıdır?

Ülkede uyuşturucu ile bir devlet mücadelesi olmadığı gibi, devletin uluslararası zehir ticaretinin doğrudan içinde olduğu izlenimi vermekten de kaçınmadığı görünümü vardır. Mevcut sistemin mafyöz devlete dönüşmüş görünümünü düzeltmek yönünde bir çaba neden gösterilmez? Ülkemize dünyanın öte ucundan gönderilirken yakalanan tonlarca kokainin Türkiye’de kimlere teslim edileceği meselesi neden araştırılmaz?

Türkiye artık yönünü Lübnan, İran, Venezüella gibi kartel devletlerden birisi olmaya mı yöneltmiştir? Devletle organize işlerin iç içe geçtiği; polis, ordu, istihbarat, yargı ve siyaset kurumlarının suç örgütleri ile irtibat iddiaları tümüyle asılsız mıdır? Bu soruların ikna edici yanıtlarını verecek olan birimlerin sessizliği dikkat çekicidir.

Devlet Gerektiğinde Rutinin Dışına Çıkar mı?
Devlet örgütü ile organize suç örgütlerinin ve paramiliter güç odaklarının işbirliği ötesinde iç içe geçmişliği tarihimizde yeni değil, her dönemde az veya çok oldu.

Devlet gerektiğinde rutinin dışına çıkar” diyen Süleyman Demirel'in başbakan ve cumhurbaşkanlığı yıllarında 360 kişi gözaltında kaybedilmişti. Bu cümle ile devlet kontrgerillayı, gladioyu, ülkücü mafyayı, kısacası devlet eliyle oluşturulmuş tüm oluşumları bir seferde meşrulaştırmayı amaçlıyordu.

Bir dönem Avrupa’da Asala terörünün üzerine ülkücü mafya ile, PKK terörünün üzerine yargısız infaz timleriyle gidilmesi bir maharet gibi sunuldu. Terör örgütlerine finansal destek sağlıyor diye bazı iş adamlarının ölüm listelerinin çıkartılıp, bu iş adamlarından milyon dolarlar kopartıldığı 90’lı yıllarda Susurluk skandalı ile ortaya dökülmüştü.

Sedat Peker’in son itiraflarını değerlendiren MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, “Susurluk döneminde devlet içindeki kirlenmiş yapılar olduğu kadar, bunları temizlemek isteyen kurumsal yapılar da vardı. Bugün böylesine yapılarla ilişkilerin siyasetçiler tarafından sergilendiği bir dönemdeyiz. Siyasetin Peker ve Çakıcı gruplarıyla olan ilişkileri açıkça ortadadır. Böylesi yapılar için af yasası çıkarıldı. Onun için Susurluk dönemini aşan bir durum var " yorumunda bulundu.

Organize Suç Örgütleri Neden Aşırı ‘Vatansever’ Acaba?
Devletin kendince işlevsel bir yöntem olarak suç örgütleri ile işbirliğini seçtiği dönemlerde bu örgütler hep sözde “vatan-millet aşkına” suç işlediler.

Devletin “rutin” dışına çıktığı tüm olaylarda suç örgütlerinin görev sınırlarını hayli geniş tuttukları, sadece para için adam kaçırdıkları, işkenceler ve yargısız infazlar yaptıkları da bilinmektedir. Mafyatik yapılar için ‘vatanseverlik’ hep görünen motivasyon, temel amaç ise sadece güç ve para olmuştur. Devlet desteği ile suç işlemiş ve bundan ekonomik güç elde etmemiş ve zamanla “saygın iş adamı” olmamış tek bir suç örgütü lideri olmaması tesadüf olabilir mi?

Güç ve bunun sonunda büyük paralar elde etme motivasyonuyla çalışan mafyatik yapıların muhaliflerden oluşması düşünülemez tabi ki. Bütün organize suç örgütlerinin hepsinin vatansever, milliyetçi ve mukaddesatçı olmaları tesadüf olmasa gerekir. Bunun sebebi, aynı siyasal çizgide görünen iktidarlarla suç örgütlerinin işbirliklerini meşrulaştırmak olabilir mi acaba?

Biliyoruz ki suç örgütleri devletle işbirliği yapınca bunun ekonomik karşılığını fazlasıyla ve uzun dönem alma eğilimindedirler. Peki bu kirli işbirliğine aracı olan, bu operasyonları yöneten devlet görevlilerinin ‘temiz’ kalabilmeleri olası mıdır? Yakın tarihimizde yaşanmış ve ortaya dökülen benzer işbirliklerini organize eden, dönemin kamu yöneticilerine ve siyasilerine bir bakın! Bugün Bunların hemen hepsinin kaynağı izaha muhtaç seviyede zengin olmaları izaha muhtaç değil midir?

Bu Kapışma Neyin Kavgası?
Suç ekonomisi konularını araştıran, “Baronlar Savaşı” kitabının yazarı gazeteci Timur Soykan Avrupa’da (özellikle Hollanda ve Belçika) alınan çok ciddi polisiye tedbirler sebebiyle kokainin geçiş rotasının Türkiye’ye kaydığı tepsinde bulunuyor. “Türkiye onlarca yıldır Avrupa’yı hedefleyen eroin kaçakçılığının kilit noktasında yer alıyor. En çok kullanılan yol; Afganistan-İran-Türkiye-Balkanlar güzergâhı. Son dönemdeki gelişmelere bakılırsa ülkemiz kokainin önemli durağına dönüştürülüyor diye yazdı Timur Soykan. Peki bu dönüşümün temel sebepleri neler olabilir?

Ülkenin yıllık toplam ürettiği gelir, yani Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası 2013’den bu yana dolar bazında sürekli düşüyor. Yasal veya illegal, suç ekonomisi de dahil ülkedeki toplam mal ve hizmet üretiminden oluşan bu pasta sürekli küçüldükçe kişi ve kesimlere düşen dilimler de küçülüyor. Bu pastadan dilimleri dağıtma ayrıcalığını üstlenen iktidarın, azalan kaynakların paylaşımı tercihleri de zaman içinde değişti. Az sayıdaki oligarkın (malum ve meşhur beşli yapının) küçülen pastadan aldığı devasa pay hep artarken, diğer kesimlerin payları göreceli olarak sürekli düştü.

Ülkedeki suç örgütleri de neticede bu pastadan besleniyorlar. Onlar da ‘daha az paydaş’ istiyorlar ve paylarını büyütme kavgasındalar. Bu son kapışmayı, neredeyse şahsına özel çıkartılan bir af yasası ile Çakıcı’nın ‘alemlere’ dönüşü üzerine Peker’in oyundan çıkartılmasına bağlayanlar var. Bu gelişmeleri, Sedat Peker’in koruması altına girmiş olan Azeri milyarder Mübariz Mansimov Gurbanoğlu ile Mehmet Ağar ve/veya diğer oligarklar arasındaki milyar dolarlar mertebesindeki kapışmaya bağlayanlar da var.

Sebep her ne olursa olsun, iyi ki bir sebeple bu ortaya saçılmalar görülüyor ve umarız devam eder. Suç dünyasındaki iç hesaplaşmalara dayalı açığa dökülenler, kamuoyunun nelerin olup bittiğini daha iyi öğrenmesi ve bazı bilinenlerin doğrulanması adına her zaman “hayırlara vesile” oluyor.

Mafyacıların kavgaları ve ifşaları, devletteki çürümeyi gösteren bir işaret olmaktan çok daha önemli işlevleri yerine getiriyor. Öyle ki, güç ve ganimet paylaşım savaşları içinde adı geçen tüm bu aktörlerin; sistemin, devletin ve rejimin asli unsuru oldukları gerçeği, (bunları hala anlamamış olanların anlayacağı sadelikte) ortaya serilmiş oluyor.

Yorumlar (1)
Hamdi Demir. 1 ay önce
Güzel yazı,eline sağlık.
16
az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30