30.12.2021, 23:26

Kamuda işe alımlarda partizanlıktan taviz verilemez!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu KPSS'de yüksek puan alan ancak mülakat sınavları sonucunda atama hakkını kaybeden mağdur gençlerle buluştu. Basın açıklamasında söz alan mağdurlar yaşadıkları deneyimleri anlattılar. Yazılı sınavlardan oldukça yüksek puan almalarına rağmen, sözlü mülakatlardan çok düşük puanlar verilerek elenmelerinden yakındılar. Bu mülakatlarda aday olunan işle ilgisi olmayan saçma sapan soruların sorulduğuna ilişkin çok sayıda örnek sosyal medyada paylaşılıyor şu günlerde.

CHP ile mülakat mağdurları toplantısının ertesi günü, 30 Aralık’ta Kılıçdaroğlu Milli Eğitim Bakanını ziyaret ederek konuyu görüşmek istedi. Ancak bakan Mahmut Özer randevu vermediği gibi demir kapıları zincirle kilitleterek, Kılıçdaroğlu’nun bakanlığa girişini engelledi. Ana muhalefet partisi liderinin ziyaretini kapıları zincirleyerek engellemek gibi siyaset tarihine geçecek ibretlik fotoğraf karesini TÜİK’den sonra MEB de vermiş oldu.

Kamuda işe alımlarda liyakat, eşitlik gibi kavramların hiçbir kıymetinin kalmadığını, genel geçer tek kriterin partizanlık olduğunu bu ülkede herkes bilir. Yandaşlar veya muhaliflerce, bu insafsız gerçekliğin bu kadar açıktan biliniyor olması da, iktidarın bilinçli siyasal tercihinin sonucudur.

Yani kısacası; yandaş olmayana hiçbir alanda ekmek olmadığının iyice bilinmesi isteniyor. Bu açık siyasal tercihin sebeplerini yazımın devamında açmaya çalışacağım. Ama önce konuyla doğrudan ilişkili kamuda arşiv araştırmaları ve güvenlik soruşturmaları meselesini ele almak istiyorum.

YANDAŞ OLMAYANA KAMUDA İŞ YOK!
Kamuda işe alımlarda yandaşlara ayrıcalık tanınmasında mülakatlar dışında kullanılan bir aparat olarak karşımıza arşiv araştırmaları ve güvenlik soruşturmaları çıkmaktadır. Olur da yazılı sınav ve sözlü mülakatları bir şekilde geçmiş adaylar iktidarın politik tercihlerine uygun değilse, bu yöntem ile işe alınmaları engellenmektedir. Bu sistem hukuka aykırı olarak şu şekilde işletilmektedir.

Kamuda işe alımlar ve hassas görevlere atanacaklarda gerekli titizliği sağlayan yasal düzenlemeler zaten mevcuttur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48. maddesine göre “bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası alanlar, devletin güvenliğine ve Anayasal düzene karşı ve sayılan bazı yüz kızartıcı suçlar sebebiyle ceza almış olanlar” zaten devlet memuru olamıyorlar.

Ayrıca, güvenlik soruşturmalarını düzenleyen 4045 sayılı Kanunun 1. maddesine göre özetle “gizli bilgi ve belgelerin bulunduğu birimlerde, askerde, poliste ve ceza infaz kurumlarında çalışacak personel” hakkında güvenlik soruşturması zaten yapılıyor.

İktidar bunlarla yetinmedi, 15 Temmuz sonrasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yaptığı bir değişiklikle istisnai uygulanan “güvenlik soruşturması” uygulamasını tüm kamu görevlilerini kapsar hale getirdi. Böylece haklarında bir mahkeme kararı olmasa da, istihbarat birimlerinin hukuki değeri olmayan fişleme kayıtları adayların memuriyete alınmamasına dayanak oluyordu. CHP’nin başvurusu üzerine AYM bu yasal düzenlemeyi 29 Kasım 2019’da iptal etti.

Ancak AKP bu iptal kararı sonrasında da önceki uygulamasını bir şekilde sürdürecek girişimlerden vazgeçmedi. Kamuda işe alımlar aşamasında güvenlik soruşturmaları kalkınca iktidar “mülakat” aparatını gayet işlevsel kullanarak amacına ulaşmaya devam ediyor. AKP liyakat, hakkaniyet ve adalet ilkelerinden neden ısrarla kaçınıyor acaba? Bu konudaki kararlılıklarının iki önemli sebebinin olduğu biliniyor;

* Birincisi; partizanca kadrolaşma ile iktidarlarını perçinleme arzusu.

* İkincisi ise; bir tür ‘kamu rantı dağıtımı’ aracı olan işe alım süreçlerinin tamamen kendi siyasal kontrollerinde kalmasında ısrarları. Bu iki başlığı ayrı ayrı açalım.

PARTİZAN KADROLAŞMA İLE İKTİDARI PERÇİNLEME
Birçok eksiğine, kusuruna rağmen bugün anayasamız ve yasalarımız büyük ölçüde temel hak ve özgürlükleri ve adaleti (lâfzî de olsa) koruyan, ortalama evrensel hukuk normlarına dayanmaktadır. Yasalarımıza göre idare (iktidar) hâlâ hukuk çerçevesinde, yargısal denetime açık şekilde eylem ve işlemlerini yürütmek zorundadır. Dolayısıyla kamu görevlileri de vatandaşlara eşit, adil ve hukuka uygun hizmet vermek zorundadırlar.

Bugün yaşanan eşitsiz, hukuksuz, partizanca iş ve eylemler; kanunlar öyle öngördüğü için değil, partizanlaştırılmış kamu görevlileri eliyle yürütülmektedir. Kamuda işe alım mülakatları da, sırtını iktidar gücüne dayamış ve bu düzenin hiç bitmeyeceğini sanan kamu görevlilerinin icraatlarıdır. Böylece; yasalara göre değil, iktidarın siyasal hedeflerine uygun hizmet üretecek ve sürdürecek kamu teşkilatı sistematize edilmeye çalışılmaktadır.

Oluşturulan bu sistem içinde, sadece iktidarın takdirini kazanabilen bürokratlar pozisyonlarını koruyabilmekte ve kariyerlerinde ilerleyebilmektedirler. İl ve ilçe AKP teşkilatlarının, bunların çevresinin ve parti tabanının iktidar ayrıcalıklarından faydalanmaları ancak bu tür partizanlaştırılmış kamu görevlileri sayesinde mümkün olabilmektedir.

Kamuda işe alımlar liyakat ilkeleri ve objektif kriterlere uygun olursa, bu kamu görevlilerine hukuk dışı talimat vermenin zor olacağını biliyorlar. İktidarın siyasal ideolojisine uymayan eğitimcilere ve diğer kamu görevlilerine kapısını açmak istememesi bu açıdan bakınca daha iyi anlaşılabilmektedir.

BİR TÜRK İKTİDAR RANTI DAĞITIMI: KAMUDA İŞE ALIMLAR
İşe alımlarda partizan uygulamaların ikinci önemli sebebi ise, konunun yandaşlara kamu rantı dağıtımı aracı olarak görülmesindendir.

AKP’nin yirmi yıldır iktidarda kalma becerisinin en önemli dayanağı, kendisini iktidara taşıyan ve burada tutan güçlere ve tabanına tanıdığı ayrıcalıklardan kaynaklanmaktadır. Bu ayrıcalıklar temel olarak; her tür kamu kaynaklarının aktarılması ile sağlanmıştır.

Kamu kaynakları dağıtılırken, yandaşın kalibre ve kapasitesine göre farklılıklar oluyor tabi ki. Bilinen büyük şirketlere milyar dolarlık ihaleler, orta kesime ise orta boy ihaleler ve taşeronluklar, şehir ve arazi rantlarından küçük paylar verildi. Toplumun sosyo-ekonomik olarak en alt kesimindeki tabanı da “kömür-makarna” klişesinde kendini bulan sosyal yardımlarla ve çeşitli iş imkânları ile elde tutuldu.

Siyasal taban çeşitli kamu kaynakları ile yukarıdan aşağıya memnun edilerek iktidara olan desteklerinin devamı bugüne kadar bir şekilde sağlandı. Eskisi gibi iş, aş ve refah artık dağıtılamasa da, AKP siyasal tabanında yaratılan memnuniyet git gide azalmış ve denizin suyunun bittiğinin artık herkes farkında olsa da, iktidar olanaklarından yararlanma umudunun bir şekilde devam ettirilmesi önemlidir.

“İktidarda adamı olmayana iş yok” algısı geniş kesimler için umutsuzluk ifadesi iken, aynı cümle “iktidarda adamı olanlar” için umudun özetidir. “Eşitlik, liyakat ve hakkaniyet” gibi hoş ama onlara göre içi boş kavramlardan siyasal fayda sağlayamayacaklarını düşünüyorlar. Tüketilen kamu kaynaklarından ve yaratılan umutlardan geriye ‘kamuya personel alımları ayrıcalığı” kaldı ve sahip oldukları bu defakto ayrıcalıktan asla vazgeçmek istemiyorlar.

“Devleti küçülteceğiz” diye yola çıkan AKP döneminde bu politikalar sonucunda; 2013 yılında 2.2 milyon olan kamu personeli sayısı 2021’de 5 milyona dayandı. Varsın “partizanlık, yandaşlık” desinler, tabanlarına verilen bu umut üzerinden sağladıkları siyasal getiriden vazgeçmeleri mümkün değildir.

Çocuğuna iş bulma ümidi ile iktidar partisine üye olanları herkes biliyor. Partisinden ve liderinden soğusa da ayrıcalıklı olma umudunu yitirmemek için partisine aidiyetini sürdüren yığınlar var ülkede. AKP de seçmenine dönük politikalarını zaten “yanımda olup desteğe devam edersen ayrıcalıklardan yararlanmaya devam edersin” algısı üzerinden yürütmektedir.

Tüm bu gerçekler ışığında bakıldığında, kamuda işe alımlar sürecinde açıktan yandaş kayırmaktan ve adaletsizlikten asla vazgeçmemelerinin sebepleri çok anlaşılır değil mi?

Yorumlar (4)
Fikret aydogdu 5 ay önce
Tebrikler güzel yazmıssın kardeşim
Yurtsever 06 5 ay önce
Kamuda işe alımlarda partizanlık belirtiğiniz gibi şeklinde bu uygulamanın kötü sonuçlarını sorumlular göremiyorlar mı?
Yurtsever 06 5 ay önce
Kamuda işe alımlarda partizanlık belirtiğiniz gibi şeklindeBu uygulamanın kötü sonuçlarını sorumlular göremiyorlarmı..
Sefa 5 ay önce
Çok zqekisin%
20
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31