Neyzen Tevfik …

Bir gün,
Caminin dibinde…
Bir günde,
Kilisenin dibinde…

Şarabını yudumlayarak,
İçeri giren- çıkanları izlemiş …

Bakmış ve görmüş ki !
Giren çıkanların hepsi fakir …
+
Diğer bir gün,
Öğlen caminin,
Akşamüstü kilisenin içinde oturmuş…

Camide vaaz verenler hep zengin…
Kilisede vaaz ( homili) verenlerin yine hepsi zengin …
+
Sonra,
Her gün dertleştiği kedisini karşısına almış,
Şarabı kafaya dikmiş …

Kediye,
Yahu bu zenginlerin,
Cepleri dolu,
Gönülleri boş …

Bizim fakirlerin de,
Hem cepleri,
Hem de gönülleri bom boş demiş …

+++

Günümüze bakınca ?…
Ne kadar da,
Yerli yerinde,
Hiciv ve ironi dolu bir öngörü değil mi ?…

Fakir hep aynı fakir …
Ömrü,
Biat ve şükürle geçiyor …

Oysa zengin !
Gün be gün,
Cebi doldukça,
Gönlü boşalıyor …

Çünkü gönlü dolduran şey ?
Para değil,
Sevgi
Saygı
Vefa
İnsanlıktır …

O da,
Zenginde yok …

+++

Evleri büyüdü,
Sofraları küçüldü …
Takip edenleri çoğaldı,
Dostlukları azaldı …

Fakirin yokluğu,
Umutla beslenirken …

Zenginin varlığı,
Endişeyle yatıp kalkar oldu …

+++

Fakirin yokluğunda,
Hayaller bedava …

Zenginin varlığında,
Hayaller ücretli …
Çünkü !
Varlıklarının sürekli esiri olmaktalar …

+++

Tüm bunların ışığında,
Asıl mesele ?…

Cebi,
Boş- dolu…
Gönlü,
Dolu - boş olmasında değil…

İnsanın …

Ölüm dahil,
Hiç bir durağı son durak saymamasında saklı …