06.03.2020, 19:40

'Vatan toprağı' İdlib’de ateşkes(!)

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, 5 Mart 2020’de Moskova’da Rusya lideri Putin ile Suriye'nin İdlib’deki gerilimi ele almak için bir araya geldi. Normalde Ankara’da yapılması planlanan görüşmeye “iş yoğunluğu” sebebiyle gelemeyeceğini bildiren Putin’e “kabul ederseniz biz gelebiliriz” demiştik! Sağ olsun (!) isteğimizi kabul etti için Erdoğan ayrıca teşekkür etti Putin’e. Görüşmenin ardından yapılan konuşmalarda Erdoğan İdlib'de bu gece ateşkes başlayacağını açıkladı. Mutabık kalınan metinde aslında “ateşkes” kelimesi geçmiyordu: “İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart saat 00:01’den itibaren durdurulacaktır” deniliyordu.

“Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne” saygımızı yinelediğimiz bu mutabakat başta iktidar basınında (her antlaşma sonrasında olduğu gibi) yine bir zafer olarak sunuldu. Bir gün önce “Bahar Kalkanı harekâtı bitmeden geri dönüş yok” diyen iktidar kalemşörleri derhal “olması gereken yine oldu, Erdoğan zafer kazandı” türü haberleri geçmeye başladı.

BM’in ve Türkiye’nin “terörist” kabul ettiği HTŞ silahlı birlikleri bu mutabakatı reddetti. Yakın gelecekte ne olur bilemeyiz, ancak silahların şimdilik susmuş olması bile mutlaka çok olumlu bir gelişmedir. Bir gün önceye kadar “Şam yolu göründü” diye sevinen kesim bugün anında “yaşasın ateşkes, evlatlarımıza zarar gelmesin” demeye başladılar. Birbirine zıt tüm icraatları aynı heyecanla alkışlayan iktidar tabanın kafa karışıklığını bu kadar kolay aşması, bilimsel bir tezin araştırma konusu olarak ele alınır umarım.

Peki bu noktalara nasıl gelmiştik, son birkaç haftalık gelişmeleri kısaca hatırlayarak olanları yorumlamaya ve tahlile çalışalım.

ŞEHİTLER TEPESİ DOSUN MU, BOŞ MU KALSIN?
27 Şubat Perşembe günü Suriye’nin İdlib kentinde hava saldırısı sonrası 33 askerimizin şehit olduğu haberi tüm ülkede gerçek bir şok yaratmıştı. Ayrıştırılmış toplumsal kesimler bu acıyı neredeyse aynı ağırlıkta ve yoğunlukta hissettiler. Ancak iktidardakilerin bu acıyı içtenlikle hissettikleri konusunda çok ciddi kuşkular oluştu ve bu kuşkular ilerleyen günlerde artarak devam etti. Muhalefet “şehitler tepesi dolmasın” derken iktidar ortakları “olur mu öyle şey, şehitler tepesi daha da dolacak” diyerek söylemi daha ileriye taşıdılar.

Toplumda yanıtı aranan temel sorular vardı: İdlib’de bulunmakta neden ısrar ettiğimizin makul insanların anlayabileceği şekilde bir izahı yoktu ortada. “Hava desteği olmadan binlerce Mehmetçiğin çok yüksek riskler göz önüne alınarak Suriye devletine karşı savaştırılmasındaki ısrarın sebebi, siyasi ve askeri amaç tam olarak nedir?” diye soruyor toplumun önemli kesimi ve askeri uzmanlar. Bir diğer kaygı ise, bu harekâtın asil sebebinin ülke güvenliği değil, iç politik gerekçelerden kaynaklanıyor olması iddiaları. Bu soruları açmaya çalışacağım.

ACILARDA ORTAK OLMAK
Erdoğan 33 şehidin verildiği vahim geceden sonra iki gün ortalarda görülmedi. Kameralar karşısına çıktığında herkes televizyonlarının başına geçti. Önceleri pek izlemeyenler bile baştan sona sabırla dinledi Erdoğan’ı. Cumhurbaşkanı olağan bir siyasi faaliyet çerçevesinde düzenlenmiş bir toplantı konuşması yaptı. Önce ekonominin ve ülkenin başarılarından, turizm gelirlerinin arttığından, 2023 hedeflerinden, Gezi olaylarından, camide bira içildiğinden vb. uzun uzun bahsetti.

Erdoğan liderlerle yaptığı telefon görüşmelerinden bahsetti. Trump ile yaptığı telefon görüşmesinden espri ile bahsederken salonda kahkahalar oluştu, bu anların görüntüleri ile sosyal medya tam olarak ‘koptu’! Cumhurbaşkanı’nın konuşma metnini yayınlayan yandaş medya kaynaklarında, salonun güldüğü bu cümlelerin sansürlendiği görüldü.

İnsanların konuşurken ses tonu, üslubu, hali ve tavrı; içinde oldukları duyguları istem dışı olarak ve doğrudan yansıtır. Bu konuşma boyunca, toplumun yaşadığı travmayı ve acıyı Cumhurbaşkanı’nın da paylaştığı hissi gözlemlenemedi.

DAHA KÖTÜLERİNE DE HAZIR OLUN!
Bilinen özgüvenli üslubu ile alışılmış şekilde elindeki bilgileri paylaşıyordu Erdoğan, hepsi bu. “Bin yıldır bu topraklarımızı vatanımız kılmak için yürüttüğümüz mücadeleyi verdiğimiz sayısız şehitler kervanına bunları da ilave etmemiz gerekiyor, şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. Hangi bedeli ödememiz gerekiyorsa ödeyeceğiz” dedi. Konuşmada derin üzüntü paylaşımı değil, daha olumsuz sonuçlara da toplumun hazır olması gerektiği mesajı veriliyordu.

Tamam, bu acı kayıplar yaşandığı gün TSK’nın İdlib’den tümüyle çekilmesi kararını beklemiyordu toplum. Ancak, iktidarın kayıpları bu kadar olağanlaştırması ve “olur böyle şeyler!” tavrı göstereceği de beklenilmiyordu doğrusu. İdlib’de üç haftada toplam 57 şehit verilmesi o kadar da sıradan bir gelişme olarak algılanmamalıydı.

İktidarın toplum nezdinde yaşanan acıyı ve savaşan askerlerimizin moral bozukluğunu minimize etmek için algı yönetim çabası (kendi rasyonalitesi içinde) belki anlaşılabilirdi.

Ancak ekranlara yansıyan görüntüler, en azından şehit ailelerinin ve toplumun yaşadığı acının içselleştirildiği ve paylaşıldığı izlenimini pek vermiyordu. Yaşanan 33 şehit vakası bu sürecin olağan sonuçlarından olarak algılanıyordu ve benzer (ve belki daha büyük) kayıplara toplum hazırlanılmak isteniyordu.

SAVAŞIN SİYASİ HEDEFİ SURİYE Mİ, CHP Mİ?
Suriye’de tırmandırılan savaşın tüm kesimlerce anlaşılabilir bir izahı olmadığı görülüyor. Muhalefetin, iktidarın tüm karar ve icraatlarını eleştirmesi ve kendince doğruları dile getirmesi zaten olması gerekendir.

Ana muhalefet liderine çok sert saldırı ile, iktidarın seçim dönemlerinde olduğu gibi kendi tabanında bir konsolidasyon yaratmaya çabaladığı görülüyor. CHP ve Kılıçdaroğlu’nun, sebebi açıklanamayan bu savaşı eleştirdiği ve “askerlerimiz şehit olmasın” dediği için hakarete varan sert cümlelerle hedefe konulması başka türlü anlaşılamaz.

İktidarın sınır ötesi harekâtları mevcut siyasal pozisyonunu kaybetmemek için kullandığı eleştirileri hep oldu. TSK’yı İdlib’den geri çekmemekte direnmenin doğrudan iç politik sebeplerden kaynaklandığını düşünen kesimlerin ciddi gerekçeleri var. Şehit sayılarının çoğalması ile iç politikada daha da sıkışan Erdoğan’ın tüm konuşmalarında CHP liderine saldırılarının dozu da artıyor. Bu şekilde yaratılan politik gerilim, İdlib konusunun iç politik malzeme olarak kullanılma seyrinin artacağı savlarını destekler nitelikte.

'HAYSİYETSİZ, ŞEREFSİZ, ALÇAK, HAİN!'
Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında harekâtın gereklilikleri ve gerekçeleri üzerine halkın anlayacağı şekilde açıklamalar yapması beklenirken başka şeyler oluyor. Tercih edilen ayrıştırıcı dil, harekâtın açık ve anlaşılır bir gerekçesinin (örn. Barış Pınarı’nda Kürt koridorunun engellenmesi gerekçesi gibi) üretilememesine bağlanıyor.

4 Mart AKP Meclis grup toplantısı konuşmasında Erdoğan hamasi söylemlerin ardından ağır hakaretler içeren sözlerle Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı, “Bay Kemal'in bu memlekette yeri yoktur. Yeri ne vatandır ne millettir. Onun yeri Esed'in yanıdır. Kılıçdaroğlu İdlib'in vatan toprağı olduğunu bilmeyecek kadar cehaletten öte bir hiyanetin içine düşmüş demektir. Türkiye'nin bu tarihi mücadelesini fitneyle iftirayla lekelemeye çalışan kim olursa olsun, haysiyetsizdir, şerefsizdir, alçaktır, haindir” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasının ardından CHP Meclis Grup Başkan vekili Engin Özkoç yaptığı basın toplantısında Erdoğan’ın kullandığı ağır sözcükleri kullanarak yanıt verdi, sonrasında Özkoç ve CHP’liler Genel Kurulda AKP’lilerin saldırısına uğradılar.

Tüm bu gelişmeler, İdlib kararlılığının iç politik ayrışma üzerinden tabana benimsetilmesi yöntemine devam edileceğini gösteriyor. İktidar İdlib savaşından beklediği siyasi hedefi açıklayamıyor, “yoksa amaçlanan siyasal hedef CHP midir?” diye soruyor CHP sözcüsü Faik Öztrak.

Konu buraya gelmişken, iç politik ayrıştırmalar üzerinden siyasal tabanın iknası süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü ele almak gerekiyor. Ayrıca, siyasal iktidar karar ve icraatlarının sonuçlarını üstlenmemek için hangi yöntemlere başvuruyor? İyi Parti’nin İdlib konusunda tam desteğini alarak Millet ittifakını dağıtmış olan iktidarın planları ne olabilir? Bu konularda ki değerlendirmelerimi iki gün sonraki yazımda paylaşacağım.

Yorumlar (0)
banner162
9
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 25 54
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 25 51
4. Trabzonspor 25 48
5. Alanyaspor 25 42
6. Hatayspor 25 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 25 37
9. Antalyaspor 25 33
10. Göztepe 25 32
11. Konyaspor 25 31
12. Sivasspor 24 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 25 29
15. Rizespor 25 27
16. Kayserispor 25 25
17. Erzurumspor 25 25
18. Başakşehir 25 24
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 24 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 23 53
2. Samsunspor 23 49
3. İstanbulspor 23 43
4. Altınordu 23 41
5. Adana Demirspor 23 39
6. Ankara Keçiörengücü 23 38
7. Altay 23 38
8. Tuzlaspor 23 38
9. Bandırmaspor 23 31
10. Bursaspor 23 31
11. Ümraniye 23 31
12. Adanaspor 23 26
13. Menemenspor 23 26
14. Balıkesirspor 23 24
15. Boluspor 23 23
16. Akhisar Bld.Spor 23 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 23 7
Takımlar O P
1. Man City 25 59
2. M. United 25 49
3. Leicester City 25 49
4. West Ham 25 45
5. Chelsea 25 43
6. Liverpool 25 40
7. Everton 24 40
8. Aston Villa 23 36
9. Tottenham 24 36
10. Leeds United 25 35
11. Arsenal 25 34
12. Wolverhampton 25 33
13. Crystal Palace 25 32
14. Southampton 25 30
15. Burnley 25 28
16. Brighton 25 26
17. Newcastle 25 25
18. Fulham 25 22
19. West Bromwich 25 14
20. Sheffield United 25 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 23 55
2. Real Madrid 24 52
3. Barcelona 24 50
4. Sevilla 23 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Villarreal 24 37
7. Real Betis 24 36
8. Levante 25 32
9. Athletic Bilbao 24 30
10. Granada 24 30
11. Celta de Vigo 24 29
12. Valencia 24 27
13. Osasuna 24 25
14. Cádiz 24 25
15. Getafe 24 24
16. Deportivo Alaves 24 22
17. Eibar 24 21
18. Real Valladolid 24 21
19. Elche 23 21
20. Huesca 24 19
Günün Karikatürü Tümü