Bilim Kurulu üyesi: Artık sarılmayı ve el sıkışmayı tek bir şartla yapabilirsiniz

Metintaş, internetten canlı olarak yayınlanan ve yaklaşık iki saat süren programda normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

09 Mayıs 2020 Cumartesi 18:59
Bilim Kurulu üyesi: Artık sarılmayı ve el sıkışmayı tek bir şartla yapabilirsiniz

Koronavirüs Bilim Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Selma Metintaş, Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın internet sohbetine katıldı. Metintaş, internetten canlı olarak yayınlanan ve yaklaşık iki saat süren programda koronavirüsle mücadele ile normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yayını izleyenlerin sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Selma Metintaş, koronavirüse karşı aşı bulunana kadar bütün serbestliklerin bir anda gelmeyeceğini söyledi. Metintaş, “Normalleşme için bir kere epidemiyoloji göstergelerimizin çok uygun olması gerekiyor. Son 14 gün içerisinde yaptığımız test sayısı artacak, çünkü testle tanı koyabiliyoruz. Test sayısı artmasına rağmen, vaka sayımız artıyorsa eğer, yeni vaka sayımız, iyileşen vaka sayımızın altına düşmüşse daha küçülmüşse bu durumda ancak normalleşmeyi konuşabiliriz. Ama normalleşme de birdenbire olmamalı. Aşama, aşama gidilmeli. Çünkü neyin nasıl gideceğini, toplumda ne kadar kişinin hastalığı geçirdiğini bilmiyoruz şu anda. Bir aşamalı geçişin olması lazım. Bir karar verdiğimiz andan itibaren aşamalı bir şekilde gitmeliyiz. AVM’yi açarken içindeki sinema salonunu, lokantaları, kafeleri de aynı anda açamayız. İhtiyacımız olan kadar açmaya karar verip ardından ‘evet gördük vaka sayısı azalmaya devam ediyor, hastalık daha da sönüyor. O zaman bunu da yapabiliriz’ dememiz gerekiyor. Yoksa bütün serbestlikler bir anda gelmeyecek. Ne zamana kadar sürecek bu? Aşı bulunana kadar” dedi.

YENİ NORMALİMİZDE NE VAR
Kullanıcıların yeni normalleşmeye ilişkin sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Selma Metintaş, maskeli bir hayatın devam edeceğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Sosyal mesafemiz en az 1 metre olmalı. Bunu iyi anlamamız lazım. Çünkü damlacıkla bulaşıyor. İnsanın ağzından çıkan damlacıklar ancak 1 metre kadar uzağa gidebiliyor. O nedenle en az 1 metre uzakta duralım. Bu sosyal mesafe kavramını çok iyi kavrayalım. Ağzımızdaki maske evet bazı şeylerden koruyacak. Belki maskeli yaşamaya da alışacağız. Bir markete girerken maskeyle gireceğiz. Kapalı yerlere maskeyle gireceğiz. Bir hastalığımız için hastaneye girerken, hem de tıbbi bir maske ile gireceğiz. Çünkü hastanelerde ne olduğunu bilmiyoruz. En riskli yerlerden biri. Onun dışında bu yeni normal dönemde el sıkışma ve sarılma alışkanlığımızdan belki vazgeçeceğiz. Biz çok seviyoruz, birbirimize sarılmayı. Ama bunu da biraz daha unutacağız.

AVM’LERİN AÇILMASI
Normalleşme sürecinde alışveriş merkezilerinin açılacak olmasını değerlendiren Prof. Dr. Selma Metintaş, AVM’lerin açılması halinde de insanların sağduyulu davranarak uygun şekilde gideceğini ifade etti. Maske kullanılmasının mutlaka hayatın bir parçası olacağını belirten Prof. Dr. Metintaş, “Yeni normallerimiz maskeli bir hayat olacak. Alışveriş alışkanlığımızdan vazgeçeceğiz. Mesela AVM’lere vakit geçirmek için gitmeyeceğiz. AVM’lerde alışveriş yapıp dönme şeklinde, kapalı ortamlarda olabildiğince az bulunmaya gayret edeceğiz. Belki bundan sonra internet alışverişi gündemimize girecek. Biz dışarı çıkmayalım, ama internet aracılığıyla evimize gelsin diye yeni bir hayat tarzı benimseye çalışacağız. Maske mutlaka hayatımıza girecek. El yıkamayı bir alışkanlık haline getireceğiz. Ellerimizi yüzümüzden çekeceğiz. Ağzımıza, burnumuza, gözlerimize ellerimizi değdirmemeye çalışacağız. Bu alışkanlıklarımızı kaybedeceğiz. Sonra belki ateş ve öksürük şikayetlerimizi kontrol edeceğiz, her zamankinden daha hassas olacağız. Özellikle ateşimizi takip edeceğiz. Ateş yükseldiğinde, buna öksürük eklendiğinde bir sağlık kuruluşuna haber vereceğiz. Halkın sağduyusu var. AVM’ler açılmış olsa bile gitmeyi uygun şekilde başaracak insanlar diye düşünüyorum” diye konuştu.

OKULLARIN AÇILMASI
Koronavirüs salgını nedeniyle öğrencilerin uzaktan eğitim gördüğünü hatırlatan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş, İsveç ve Norveç’ten örnekler vererek, şunları söyledi:

Sayılar, trendler ne gösterecek, şimdiden bir tahminde bulunmak zor. Bir gevşeme olacak. Bu vaka ve ölümlere ne kadar yansıyacak. Onu bir görmemiz lazım. Testleri hiç azaltmadan, test yapmaya devam ederek biz vaka sayısını gerçekten azaltabiliyor muyuz? Onu görmemiz lazım. Çünkü okulların açılmasıyla ilgili kararlarda mesela İsveç ve Norveç örneklerine baktığımızda farklı yollar izliyorlar. İsveç çok sıkı kurallar uygulamadı ve okulların kendi inisiyatifine bıraktı. Okullar kapanma ya da uzaktan eğitime kendileri karar verdi. Ama İsveç’teki ölüm hızı Norveç’tekinin 10 katı kadar oldu. Norveç çok sıkı kurallar uyguladı. Norveç ilk normalleşme sürecine okullardan başladı. Okullardaki tüm sınıfların öğrencilerini almadı. Sadece son sınıf öğrencilerini aldı. Yani orta ve liselerin son sınıflarını aldı. Amaç kalabalık olmasın, çocuklar da eğitimlerine devam etsinler diye değişik bir model izledi. Her ülke kendine göre kurallar uyguluyor. Biz de biliyorsunuz liselere giriş sınavı ve yüksek öğretime giriş sınavı ertelenmedi. Zaman gösterecek, hemen bugünden bir ay sonrası için bir şey söyleyemiyoruz.

BEZ MASKE KULLANILMALI MI?
Prof. Dr. Metintaş, bez maskenin markette ve sokakta rahatlıkla kullanılabileceğini, ancak hastane gibi sağlık kuruluşlarına gidildiğinde tıbbi maske kullanılması gerektiğini söyledi. Metintaş, “Bez maskelerin, tıbbi maskelere nazaran üçte bir oranında daha az virüsü tuttuğunu biliyoruz. Bez maske kullanılmasın mı? Hayır kullanılsın. Tıbbi maske bulunmadığında bez maskeyle markete giderken, sokağa çıkarken çok rahat bir şekilde kullanabilir. Çok da güzel olur. Tıbbi maske nerede olması, hastaneye giderken olmalı, hasta ise ateşi, öksürüğü, solunum sıkıntısı varsa, bez maske yeterli değil. Orada tıbbi maske kullanılması gerekiyor" diye konuştu.

Koronavirüs sürecinin toplum eğitiminin ne kadar önemli olduğunu yeniden gündeme getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selma Metintaş, kurallara uymayanları gördüklerinde üzüldüklerini söyledi. Özellikle sosyal mesafe kuralının sosyo-ekonomik düzeyin düşük olduğu insanlarda tam olarak uygulanmadığını anlatan Metintaş şunları söyledi:

Bu salgın bize aslında toplum eğitiminin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Kuralları söylüyorsunuz, söylediğiniz şey karşınızdakinin anladığı kadar anlaşılıyor. Sosyal mesafeyi özellikle toplumun düşük sosyo-ekonomik düzeyindeki insanlarda tam anlaşıldığını görmüyorum. Sosyal mesafe kavramını tam olarak kavrayamadılar. Oysa kurallara uyan bir toplum, sosyal mesafe vurgusunun bu kadar yapıldığı bir dönemde uyması gerekirdi. Kurallara bir uyan bir toplumun önemini de gördük aslında, ne kadar önemli olduğunu gördük. Çünkü yaptığımız şey sadece kişilere mesaj vermek. Salgını kontrol altına alabilmek için yardımcı olmak. Hastalanmayı ve ölümü azaltabilmek için sağlık hizmetlerine başvuran kişi sayısını azaltabilmek için kurallara uyman gerekiyor. Burada kurallara uymayan bir toplum görünce üzülüyorsunuz.

TÜRKİYE KENDİ AŞISINI ÜRETMELİ
Türkiye’nin kendi aşısını üretmesi gerektiğini ifade eden Metintaş, aşıyı bulacak ülkenin kaç adet üretip, önce hangi ülkelere vereceğinin bilinmediğini belirterek, “Aşı bulan ülke acaba bunu diğer ülkelere verecek mi? Bu çok önemli bir soru. Diyelim ki Covid için bir aşı bulundu. Sağlığa zarar vermeyen bir aşı bulundu. Kaç tane üretecek ve önce kime verecek. Size verebilecek mi? Aşı çok stratejik ve tıpkı buğday üretimi gibi bir şeydir. Türkiye farklı bir ülke, kendi dinamikleri olan farklı bir ülke. Keşke aşı üretebilseydik" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.