Türkiye genelinde bankaların kredi musluklarını kısmasıyla birlikte, finansal darboğaza giren vatandaşlar için tehlikeli bir kapı aralandı. Kendilerini "danışmanlık firması" olarak tanıtan ancak işleyiş bakımından "taksitli tefecilik" yöntemini kullanan yapılar, özellikle sosyal medya ve mesajlaşma grupları üzerinden ağlarını örüyor. Sistem, acil nakit ihtiyacı olan kişinin adına yüksek tutarlı elektronik cihaz aldırılması ve bu cihazın anında piyasa değerinin çok altında nakde çevrilmesi esasına dayanıyor. Hukukçular, bu yöntemin hiçbir yasal zemini olmadığını ve vatandaşın doğrudan icra kıskacına itildiğini vurguluyor.
Cihaz elden çıkıyor borç vatandaşa kalıyor
Sistemin işleyişi oldukça çarpıcı bir yöntemle ilerliyor. Nakit arayan mağdur, aracı kurumun yönlendirmesiyle büyük bir mağazadan örneğin 60 bin lira değerinde bir akıllı telefon satın alıyor. Ürün mağazadan çıkar çıkmaz, "danışmanlık bedeli" veya "komisyon" adı altında cihaz elden çıkarılıyor. Mağdurun eline geçen rakam ise çoğu zaman 35-38 bin lira seviyesinde kalıyor. Sonuç olarak vatandaş, cebine giren paranın neredeyse iki katını, ürünü aldığı mağazaya veya finansman kuruluşuna taksitlerle geri ödemek zorunda bırakılıyor. Bu durum, zaten borçlu olan bireyin finansal çöküşünü hızlandırıyor.
İlanlarda "faiz" yerine "hizmet bedeli" maskesi
Bu yapılar, operasyonlarını yasal bir kılıfa uydurmak için terminolojiyi de değiştirmiş durumda. Sosyal medya ilanlarında "faiz" kelimesinden özenle kaçınılıyor; bunun yerine "nakit ihtiyacına kesin çözüm", "SGK’lıya anında para" veya "alışverişe aracılık" gibi ifadeler kullanılıyor. Şart olarak ise yalnızca 6 aylık SGK kaydı ve aktif icra dosyasının bulunmaması yeterli görülüyor. "Mithat" takma adıyla süreci yöneten bir aracı, yaptıkları işi "ürünü nakde çevirme hizmeti" olarak tanımlayarak, uyguladıkları %30’luk kesintiyi normal bir ticari işlem gibi savunuyor.
Hukukçular uyarıyor: İcra ve dolandırıcılık riski
Hukuk uzmanları, bu tür işlemlerin merkezinde resmi bir kredi sözleşmesi bulunmadığına dikkat çekiyor. Borç, doğrudan ürünü satan mağazaya karşı doğarken, aradaki nakit akışı tamamen kayıt dışı gerçekleşiyor. Uzmanlar, ödemelerin bir gün aksaması durumunda mağazaların doğrudan icra takibi başlattığını, ayrıca bazı vakalarda cihazın alınmasına rağmen vaat edilen nakdin vatandaşa hiç ödenmediğini belirtiyor. Bu yöntemle borçlananların, hukuki bir korumadan mahrum kaldığı ve "tefecilik suçu" kapsamında karmaşık yargı süreçleriyle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.