Estonya’da yaşamını yitiren 87 yaşındaki bir hastanın ölüm anında kaydedilen beyin dalgaları, insan zihninin yaşamın son anlarında geçmişi yeniden hatırlayabileceğine dair çarpıcı bulgular ortaya koydu. Bilim insanlarının tespitleri, İlahiyatçı Yazar Hakkı Yılmaz’ın Kıyamet Suresi tefsirinde yıllar önce dile getirdiği “biyolojik hafıza dökümü” yaklaşımıyla benzerlik göstermesi nedeniyle dikkat çekti.
Bilim tarihinde bir ilk olarak kayda geçen olay, epilepsi hastası olan 87 yaşındaki bir kişinin beyin aktivitelerinin incelendiği sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesiyle gerçekleşti. Frontiers in Aging Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışmada, ölüm anında beynin hafıza ve bilişsel süreçlerle bağlantılı bölgelerinde belirgin bir hareketlilik olduğu ortaya kondu. Araştırma, insanın hayatının son anlarında anıların yeniden canlanabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Bilim dünyasında geniş yankı buldu
Olay, doktorların rutin bir elektroensefalografi (EEG) ölçümü yaptığı esnada meydana geldi. Araştırmacılar, hastanın kalbi durmadan önceki ve durduktan sonraki 30 saniyelik zaman diliminde beyin dalgalarında dikkat çekici değişiklikler tespit etti. Özellikle bilinç, dikkat ve anı hatırlama ile ilişkilendirilen gama dalgalarında artış görülürken; delta, teta, alfa ve beta dalgalarında da belirgin bir hareketlilik kaydedildi.
Çalışmanın başındaki beyin cerrahı Dr. Ajmal Zemmar, elde edilen bulguların, insanların ölüm sırasında hayatlarının önemli anlarını “bir film şeridi gibi” yeniden yaşayabileceği ihtimalini desteklediğini ifade etti. Zemmar, “Beyin, ölüm anında yaşamın en güzel anlarını son bir kez hatırlatıyor olabilir” sözleriyle durumu değerlendirdi.
Bilimsel verilerle “Z Raporu” benzetmesi arasındaki paralellik
Bu bilimsel keşif, İlahiyatçı Yazar Hakkı Yılmaz’ın daha önce kaleme aldığı Tebyin’ül Kur’an adlı eserindeki yorumlarla benzer bir çerçeve sunuyor. Yılmaz, Kıyamet Suresi’nin 13. ve 19. ayetlerini ele alırken, ölüm anını ticari hayatta kullanılan “Z Raporu” yani gün sonu dökümü kavramıyla açıklamıştı.
Yılmaz’a göre insan ölürken beyin hücreleri ve biyolojik hafıza sistemi son kez tam kapasiteyle devreye giriyor. Bu sırada birey, unuttuğunu düşündüğü en küçük ayrıntıdan tüm yaşamına kadar her şeyi eksiksiz biçimde hatırlıyor. Estonya’daki araştırmada tespit edilen gama dalgası artışı, Yılmaz’ın “hesabın dışarıdan bir defterle değil, insanın kendi beynindeki biyolojik kayıtların otomatik olarak açılmasıyla görüleceği” yönündeki yaklaşımıyla örtüşüyor.
Geleneksel tefsir anlayışından farklı bir yorum
Hakkı Yılmaz, Kıyamet Suresi’nin 16-19. ayetlerinin klasik tefsirlerde “Hz. Muhammed’in vahyi ezberleme çabası” olarak yorumlanmasına itiraz ediyor. Yılmaz’a göre bu ayetlerde Allah, ölüm anındaki insana hitap ederek; “Onu (hatırlamayı) acele etmek için dilini kımıldatma; onu toplamak ve okutmak bize aittir” mesajını veriyor. Bu yaklaşım, hatırlamanın insan iradesiyle değil, bedenin biyolojik yazılımı tarafından kendiliğinden gerçekleştiği fikrine dayanıyor.
Hayvan deneyleriyle örtüşen bulgular ve araştırmanın sınırları
Daha önce fareler üzerinde yürütülen çalışmalarda da ölüm anına yakın benzer beyin aktivitelerinin gözlemlendiği biliniyor. Bu durum, ölüm sürecinde ortaya çıkan biyolojik tepkilerin türler arasında ortak özellikler taşıyabileceğine işaret ediyor.
Öte yandan bilim insanları, Estonya’daki çalışmanın yalnızca tek bir vakaya dayandığını ve hastanın epilepsi geçmişinin sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini vurguluyor. Araştırma ekibi, yaşamın tam olarak ne zaman sona erdiği, ölüm anının tanımı ve organ bağışı etiği gibi başlıklarda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.




