Yaşam

İlk 6 ayda 150 kadın öldürüldü 151 ölüm şüpheli kaldı

Spot: Hak savunucularının raporuna göre, yılın ilk altı ayında 150 kadın yaşamdan koparılırken 151 kadının vefatı ise kayıtlara şüpheli olarak geçti.

Abone Ol

Kadın Hakları Platformu, yılın ilk altı aylık dönemine ait şiddet verilerini ve şüpheli kadın ölümleri dökümünü paylaştı. Ortaya çıkan tablo, kadınların en çok güvenli olması gereken yerlerde, yani kendi evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından yaşamdan koparıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Paylaşılan verilere göre, altı ayda yaşamını yitiren 150 kadının 92’si kendi evinde katledildi. Hayatını kaybeden kadınların büyük çoğunluğunun evli olduğu, birlikte olduğu ya da ayrılmak istediği erkekler tarafından hedef alınması dikkat çekti.

Raporda yer alan bilgilere göre, kadınların büyük kısmı boşanmak istemek, ayrılmak veya kendi hayatına dair kararlar almak istediği için şiddete maruz kalıyor. Aile içi faillerin varlığı da durumu daha da ağırlaştırıyor; kadınlar babaları, oğulları veya akrabaları tarafından hayattan koparılıyor. Platform yetkilileri, kadını yalnızca aile içindeki rolleri ve bakım emeği üzerinden tanımlayan politikaların bu şiddet sarmalını derinleştirdiğini belirterek, asıl yapılması gerekenin kadınların bireysel haklarını ve yaşam özgürlüklerini korumak olduğunu ifade etti.

Ekonomik kriz şiddetin bahanesi haline getirildi

Açıklanan raporda, derinleşen ekonomik krizin kadına yönelik şiddette failler tarafından bir kalkan ve bahane olarak kullanıldığı aktarıldı. İlk altı ayda işlenen ağır şiddet vakalarının bir kısmının arkasında ekonomik gerekçelerin yattığı belirtilse de bunun asıl nedeninin geçim sıkıntısı olmadığı, erkeklerin kriz koşullarını kadınlar üzerinde bir denetim ve tahakküm mekanizmasına dönüştürme çabası olduğu vurgulandı. Öte yandan, hayatını kaybeden kadınların çok büyük bir kısmının ise hangi bahaneyle hedef alındığının belirlenememiş olması, vakaların arkasındaki gerçeklerin örtbas edilmeye çalışıldığını ortaya koydu.

Veriler adli sicil kaydı bulunan, daha önce suç işlemiş veya hakkında uzaklaştırma kararı olan erkeklerin cezasızlık politikalarından güç alarak yeniden sokaklara döndüğünü ve kadınları hedef aldığını gösterdi. Kanunen yürürlükte olan koruma mekanizmalarına ve tedbir kararlarına rağmen bazı kadınların koruma altındayken hayatını kaybetmesi, mevcut yasaların kağıt üzerinde kaldığı eleştirilerini beraberinde getirdi. Yetkililer, 6284 sayılı kanunun kurumlar arası koordinasyonla çok daha sıkı ve etkili şekilde uygulanması durumunda kadınların hayatının kurtulabileceğini hatırlattı.

Şüpheli ölümlerin arkasındaki sırlar aydınlatılmalı

Raporda dikkat çeken en çarpıcı verilerden biri de şüpheli kadın ölümü sayısının, netleşen ağır şiddet sayılarını aşmış olması oldu. İlk altı ayda 151 kadının ölümü kayıtlara şüpheli olarak geçerken, geçmiş dönemlerde şüpheli olarak görülen 12 ölümün ise titiz araştırmalar sonucunda aslında şiddet vakası olduğu kanıtlandı. Bu durum, şüpheli bırakılan her dosyanın üzerine kararlılıkla gidildiğinde gerçeklerin er ya da geç gün yüzüne çıkabileceğini ispatladı. Dosyaların intihar ya da kaza denilerek erkenden kapatılmaması gerektiği, her şüpheli vakanın titizlikle ele alınması gerektiği aktarıldı.

Basın toplantısında konuşan platform temsilcileri, şüpheli ölümlerde zamanla yarışıldığını ve ilk birkaç saatte toplanmayan delillerin sonradan bulunmasının adalet sürecini tıkadığını ifade etti. Adalet Bakanlığı'nın bu konuda uzmanlaşmış özel bürolar kurma hazırlığını olumlu bulduklarını belirten hak savunucuları, önemli olanın süslü açıklamalar değil, Gülistan Doku ve Rojin davası gibi karanlıkta kalan tüm dosyaların çözüme kavuşturulması olduğunu dile getirdi. Kadınlar, şüpheli ölümlerin aydınlatılması ve cezasızlık algısının kırılması için örgütlü mücadeleye devam edeceklerini duyurdu.

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }