Dünyadaki emperyalist güçler (ABD-AB-RUSYA-ÇİN)  en fazla ulusalcılardan (milliyetçilerden) nefret ederler.

Çünkü bunlar ülkelerinin ve uluslarının savunucularıdır. Sömürgecilerle ulusalcılar savaşır. Dünyada bunu başlatan da Mustafa Kemal Atatürk olmuştur.

BOP belgelerini incelediğimizde görürüz ki ABD bu ulusalcı güçleri düşman sınıfında saymaktadır. (Muaviye’den Erdoğan’a DİN VE SİYASET adlı çalışmamıza bakabilirsiniz.)

Rıza Zelyut kitap

İşte ülkelerini canı pahasına savunan, yurtta birliği laik devlet temelinde sağlayan ve dış güçlere teslim olmayan ulusalcıları bölmek için Türkiye’de özel bir milliyetçilik icat edilmiştir. Bunun adı Türk-İslam milliyetçiliğidir.

***

ABD tarafından geliştirilen ve dini öne çıkartan bu milliyetçilik 1969 yılında MHP’nin kurulmasıyla tırmanışa geçmiştir. MHP, 1980 öncesinde ABD projesi olan antikomünizme hizmet etmiş; ülkemizin kanlı iç çatışmaya sürüklenmesinde baş rollerde oynamıştır. Bu çatışma için elbette sol kesim de kışkırtılarak iç bölünme hızlandırılmış ve 12 Eylül darbesi için gerekçe yaratılmıştır.

MHP, darbeden ders çıkarmış, Alparslan Türkeş 12 Eylül’den önce düşman saydığı solcu gençlerden hepsi bizim çocuklarımız diye söz edebilmiştir.

Onun yerine geçen Devlet Bahçeli de bu çizgiyi 2015 yılına kadar sürdürmüştür.

O tarihe kadar ABD projesi olan ve BOP Eşbaşkanı olduğunu kendisi itiraf eden Tayyip Erdoğan’a demediğini bırakmayan Devlet Bahçeli, birden bire dönüş yaparak Erdoğan’ın gönüllü muhafızı oluvermiştir.  Hem de Ülkücülere, “Fatiha bile bilmezler, Uluyayla’da ulumay bilirler. Kandan beslenirler!” gibi ağır hakaretler eden Erdoğan’ın önünde eğilerek milliyetçiliği, faşist dinci iktidarın emrine sunmuştur.

Onu beğenmeyip yeni parti kuran Meral Akşener, “Kahrolsun istibdat!” diye Erdoğan’a meydan okumuş ama şimdi muhalefeti düşmanlaştırarak Saray’ın işine yarayacak bir çizgiye gelmiştir.

14 Mayıs seçimlerinden önce çıkan MHP kökenli Sinan Ogan, o zamana kadar eleştirdiği Tayyip Erdoğan’a yanaşmıştır. Sonradan gördük ki bu milliyetçi lider de bu dönüşle villalar, lüks otomobiller, arsalara sahibi oluvermiş.

Sinan Ogan’la birlikte yürüyen Ümit Özdağ da MHP çizgisinde İslama eklenmiş Türkçülük yapmaya çabalıyor. Bunu da sığınmacı karşıtlığı üstünden yürütüyor. Ama milliyetçiliği, dinci milliyetçilik…

Kısacası laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni İslamcı bir Orta Çağ devletine çevirmek isteyenler, kendilerine Türk milliyetçileri safında yer buluyorlar. Türk milliyetçiliği bu haliyle Türk milliyetçiliğinin en büyük düşmanı… Benim siyasal milliyetçilik dediğim bu yıkıcı akımın sorunu kültürel milliyetçiliği reddedip Türk’ü İslamcı bir kimliğe oturtma hastalığından kaynaklanıyor. İslam öncesi Türk tarihini görmezden gelen veya önemsemeyen bu dinci milliyetçiler; çıkarcı, darbecisever gerici Necip Fazıl’ın “Türklük İslamla müşerref olduktan sonra…” iddiasının değişik ürünleri. Gerçek Türk milliyetçileri yani ulusalcılar ise “İslam, Türklükle müşerref olduktan sonra…” diye yorum yapıyor.

***

İşte bu Türkçü çizgi; Orta Çağ yaşam biçimini dayatan Amerikan icadı Türk milliyetçiliğine karşıdır. Bu çizgi, toplumun dinle kuşatılarak uyutulmasına, uluslararası bilimsel yarışın dışına itilmesine karşı çıkar. Önder olarak Alparslan Türkeş’i değil Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kabul eder. Onun ilkelerine ve devrimlerine sıkı sıkı sarılır. Dinsel ve etnik dayatmaları reddeder. Bu ülkede yaşayan herkesi dinine ve ırkına bakmadan Türk kabul eder. Devlet eliyle din dayatılmasına, kamu kaynaklarının belirli dinin öğretilmesine akıtılmasına karşı durur. Tarikatları ülke için yıkıcı güç görür ve kapatılmaları için gereğini yapar. Eğitimde aydınlanmacı ve bilimci yolu tek kılavuz sayar. Çocukların din kuruluşlarında beyinlerinin yıkanmasına hayır der.

***                                                                             

Bu milliyetçilik, Türkçülük ve ulusçuluk diye adlandırılmalıdır. MHP kökenli gerici milliyetçilikten ayrı görülmelidir. Bu yeni ve çağdaş ulusçuluk şimdilerde yalnızca ATA PARTİ tarafından temsil edilmektedir.

Kendisini TC’nin vatandaşı sayan herkesi Ata Parti’ye çağırıyorum.

Gelin, ulusçu, Türkçü bir ortamda buluşarak siyasi pazarlıklarda, çıkar pazarlıklarında lekelenen milliyetçiliğin onurunu birlikte kurtaralım.

Ne mutlu Türküm diyene…