Haftanın yorgunluğunu atmak için evden dışarı çıkmamaya karar verdim. Büyük bir keyifle koltuğa uzanıp televizyonu zaplamaya başladım. Her kanalda can sıkıntısı haberler, programlar… Şiddet, terör, taciz, istismar ve siyasetçilerin bildik kısır çekişmeleri. Yakın tarihe kadar birbirlerine son derecede ağır ithamlarda bulunanlar, konu istikballeri ve koltuk olunca hiç bir şey olmamış gibi milletin yüzüne pişkin pişkin bakıyorlar. Anlamak mümkün değil doğrusu, pes…

Aziz Nesin'in romanından uyarlanan, yönetmenliğini Kartal Tibet'in yaptığı başrolünü usta oyuncu Kemal Sunal'ın oynadığı "ZÜBÜK"filmini çoğunuz izlemişsinizdir. Filmi izlerken, içine hüzün saklanmış kahkahalar atmışızdır hepimiz.   

Zübükzade filmin bir bölümünde odanın içerisine koyduğu birkaç koltuğa sırasıyla oturup kalkarken, onu gören karısı şaşkınlık içinde ne yapıyorsun diye sorduğunda Zübükzade’den “siyaset koltuğu adamın kıçına değmeye görsün, artık kaşıntıdan duramaz hep bir koltuğa oturmak ister” cevabını alır.
Buradan Kemal Sunal'ı, Kartal Tibet'i, Sevgili Aziz Nesin'i rahmetle ve özlemle bir kez daha anmak istiyorum.

Gelelim konumuza, günümüz siyasetçileri koltuğu görünce neler oluyor:

Milli Görüşün lideri merhum Erbakan ölüm döşeğindeyken kurmaylarına, Kacak Saray’ında adının karıştığı bazı yolsuzlukların üzerini örtmenin yollarını ararken ülkeyi ateşe sürükleyen Recep Tayyip Erdoğan için, “bu ülkeyi bu adamdan kurtarın” diye vasiyet ediyordu. Erbakan Hoca, Erdoğan'ın İsrail'i desteklediğini İsrail’in bütün zulümlerin ortağı olduğunu ve kaynakları açısından yeryüzünün en zengin kıtası olan Afrika’yı, en fakir en yoksul hale getirerek milyonlarca çocuğun ilaçsızlıktan açlıktan ölmesine sebep olduğunu öne sürüyordu.

Koltuğu görenler ne baba vasiyeti nede ilkeli bir duruş sergileyebiliyorlar, adeta mum gibi eriyorlar.

Tıpkı eski DYP Genel Başkanı şimdiki AKP’li İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gibi, eski HAS Parti Genel Başkanı şimdiki AKP’li Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş ve bir zamanların milliyetçiliği ayaklar altına aldırmam diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gibi…  

Peki, bu siyasetçilerin geçmişte AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında ne söylemişlerdi… Kısa bir göz atalım.

Süleyman Soylu, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olduğu dönemde AKP ve CHP'yi  'arsenikli partiler'    olmakla suçlamıştı. Soylu, Erdoğan için, "Tayyip Erdoğan diyor ki 'durmak yok yolsuzluğa devam…' Hani millete efeleniyorsun ya... O yakınındakilere efelensene, temizlesen adam kalmaz Tayyip Bey, adam kalmaz etrafına bir bak bakalım" demişti. Bugün malum Süleyman Soylu beyin nerede olduğunu hep birlikte görüyoruz... İşte koltuk siyasetçinin gıçına değmeye görsün bir defa.

Koltuğun gücü bu olsa gerek.

Bugün AKP'de Kültür Bakanı olan Numan Kurtulmuş bakın bir zamanlar ne diyordu: Kusura bakmayın ben siyaseti dolambaçlı bilen birisi değilim. Düz, ne biliyorsam söylerim. Bizim en büyük sıkıntımız aramızdaki gizli ve sinsi AKP'lilerdir" diyordu.

Demek ki, gizli ve sinsi AKP'li olarak bir köşede duran kendisiymiş… AKP iktidarını bugüne kadar hırsızlıkla, vatan hainliğiyle, diktatörlükle, Müslümanları katledenlere taşeronluk yapmakla suçlayan Numan Kurtulmuş ansızın hidayete ererek, Recep Tayyip Erdoğan'dan gelen teklifle AKP'ye katılma kararı alıyor. Önce Milletvekili sonra Başbakan yardımcılığı ve halen AKP iktidarının Kültür Bakanı Tesadüf mü dersiniz, yoksa kaderin cilvesi mi? Koltuk gıça değince insanın vücut kimyası mı değişiyor takdir yüce milletin. Söyleyecek pek bir şey yok.

Tuğrul Türkeş ise tek dileğinin Tayyip'in yargılanması olduğunu söylüyordu, meğerse adamın niyeti Tayyip'in bakanı olmakmış. Hoş oldu da ne oldu şimdi AKP içerisinde eriyerek yok oldu gitti.

CHP’nin eski milletvekili müftüsü İhsan Özkes, Kaçak Saray için “İsraf ve haram sarayıdır. Hz. Muhammed yaşasa o saraya girmezdi” dedi. Beştepe’ye gitti ve bu kez  “Hz. Muhammed yaşasaydı Saray’a gelirdi” dedi ve Beştepe'de namaz kılmak nasip oldu diye şükretti.

Şimdilerinin Saray ve Erdoğan sevicisi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bir zamanlar AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı "Kara paracı ve altın kaçakçısı şarlatanı hayırsever, kutucu bankacıyı saf, havuzcu işadamlarını Türkiye'nin gururu, hırsızlığın peşine düşenleri de hain olarak damgalayandan her şey olur da bir tek cumhurbaşkanı olmaz” diyordu. 

Koltuğu tehlikeye düşünce iş değişti. Bir zamanlar Erdoğan’ı Türkiye Cumhuriyetini bölen olarak işbaşında olmakla suçlayan Bahçeli şimdi ise Erdoğan’ın yolunda kaçak saray önüne yatarak siper olmuş durumda.

İşte size çok yakın geçmişten trajikomik siyaset hikayeleri. Baktıkça hallerine gülün doya doya. Ama ilk seçimlerde hüzün saklı gülücüklerinizi dönüştürmeyi unutmayın Oy’a…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MESUT BİRLER 2018-03-29 10:22:55

Bir de meşhur Sakarya valisi var İrfan Balkanlıoğlu . Pensilvanya ya Fetönün Mütevelli Heyetini götürüp burası 21. Yüzyılın kabesidir demişti. 25 şehit varken artık onlar ceset parçaları deyip kilim tanıtmıştı. Şimdi İsmail Ağa Cemaatine gidermiş. Afrine gidip şehit olacakmış mışta mış...