Yusuf Fidan yazdı | Tarihin en provokatif seçimi

Uluslararası Şeffaflık derneği “2019 Yerel Seçimleri Tarafsızlık İzleme Çalışması” başlığı altında ülkemizdeki yerel seçimleri izleyip raporlar yayımlıyor. Buradan ulaşabileceğiniz raporların başlangıcında; “Adil, özgür ve eşitlikçi bir seçim sürecinin vazgeçilmez koşullarından biri de kamusal kaynakların bir partinin ya da adayın kampanyasına destek olacak şekilde kullanılmamasıdır. Uluslararası Şeffaflık Derneği olarak seçim sürecinde kamu kaynaklarının kullanımı ve tarafsızlık konularıyla ilgili bir izleme çalışması yürütüyoruz. Sonuçları aylık olarak kamuoyuyla paylaşacağız” deniyor.

Bu raporlarda en sık rastlanan olaylar; Cumhur Başkanının tarafsız ve adil seçim ilkelerine uymaması, belediye ve kamu araçlarının propaganda amaçlı yaygın kullanımı, kamu görevlilerin hatta il-ilçe Seçim Kurulu Başkanlarının siyasi faaliyetlere doğrudan katılması, kamu görevlilerinin ve öğrencilerin zorla seçim mitinglerine götürülmesi, mitinglere belediye araçlarının ücretsiz taşıma yapması, kamu binalarına ve araçlarına, camilere, şehitliklere, okullara seçim afişleri asılması, buralarda seçim faaliyetleri yürütülmesi gibi birçok olay sıralanıyor.

Raporda 28 Şubat-12 Mart arasında 6 engelleme, 15 saldırı, 23 gözaltı, 28 eşit/adil/demokratik kampanya ihlali olduğu belirtiliyor ve “Seçim sürecinde siyasilerin ya da kamu görevlilerinin parti veya adayları terör örgütleriyle ilintili göstermesi, kriminalize/marjinalize edici söylemlerde bulunması, yasal olarak seçime katılma hakkı kazanmış parti ve adayları siyasal, dinsel veya etnik açıdan ötekileştirmesi gibi ihlalleri içermektedir.” deniliyor ve ben raporun bu bölümüne ışık tutacağım.

Bu yazımda diğer siyasilerin söylediklerini değil, sadece ülkenin genel asayiş ve güvenliğinden ilk derecede sorumlu iki kişisinin, (CB) Cumhurbaşkanı Erdoğan ve (İİB) İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçim çalışmalarında kullandıkları bazı sözlerden ve ardından yaşananlardan, yorumsuz olarak alıntılar yapacağım.

25 Şubat;

(CB) Twitter hesabından Millet ittifakında yer alan partileri terör örgütlerinin uzantısı olmakla suçladı.
Aynı gün Mardin Midyat’ta Kaymakamlık, HDP seçim bürosu açılışlarına güvenlik gerekçesiyle izin vermedi, diğer partilerinkine izin verildi.

28 Şubat;

(İİB) İstanbul’da, “PKK’nın belediye binasından içeri girmesine izin verecek miyiz, vermeyecek miyiz? HDP ile PKK arasındaki ilişki muğlak değil mutlaktır. Bugün CHP ile HDP arasındaki ilişki de muğlak değil mutlaktır.” dedi.

(İİB) Ankara’da “Madem HDP’den, PKK’dan bu kadar destek alıyorsunuz, Kılıçdaroğlu, Temel Karamollaoğlu oturun, onlarla beraber bizim yaptığımız gibi millete açık, şeffaf toplantılar yapın da boyunuzun ölçüsünü görelim.” dedi.

Ertesi gün SP Antalya BBB adayının seçim aracı sprey boya ile boyandı.

3 gün sonra HDP Esenler bürosuna saldırı gerçekleştirildi. Aynı gün DP’nin Manisa Şehzadeler Adayının seçim çadırına saldırı düzenlendi.

4 Mart;

(CB) Esenyurt’da “HDP’liler CHP listelerinde belediye meclis üyeliklerine aday gösterildi. Bölücü örgüte müzahir şahısları, marjinalleri, sapkınları… belediye meclisi listelerine sokmuşlar” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli için “Bu adam var ya Kürt bile değil. Ama çok seviyorsan Kuzey Irak’ta Kürdistan bölgesi var. Defol oraya git” dedi.

(İİB) “31 Mart akşamı zafiyete düşersek 6 yaşındaki masum çocukların eline taş verirler, valilerin kaymakamların itibarını beş paralık ederler, sokağa çıkarmazlar.” dedi.

Ertesi gün Alanya’da HDP seçim billboardlarına saldırı düzenlendi; üzerlerine Türk bayrağı asıldı. Ankara Etimesgut’ta Belediye, Millet İttifakı adayının afişlerini söktü.

5 Mart;

(CB) Malatya’da CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’ni terör örgütüyle beraber dörtlü çete oluşturmakla suçladı; seçmenleri 31 Mart’ta “Osmanlı tokadı” vurmaya davet etti.

(İİB) İzmir’de AKP adayının seçim bürosunun önünde HDP’li milletvekilleri terörün milletvekili olmakla itham etti.

Aynı gün HDP’nin Ankara Keçiören’deki ilçe binasına saldırı düzenlendi.

6 Mart;

(İİB) Ankara’da CHP’yi DHKP-C’ye sevgi beslemekle ve terörist kollamakla suçladı; PKK’yı belediyelere ortak etmek isteyen bir yapı olduğunu iddia etti.

Aynı gün HDP Bingöl Bel.Mec. adayı gözaltına alındı. Bir gün sonra HDP Torbalı ilçe Eş Başkanları gözaltına alındı. Ağrı’da HDP PM Üyesi tutuklandı. Açılışından hemen sonra zorla kapatıldığı belirtilen CHP Uludere Belediyesi seçim bürosunu ziyaret eden kişiler hakkında “terör örgütüne yardımdan soruşturma açıldığı” iddia edildi.

(CB) Ankara’da; terör saldırılarında ve darbe girişimlerinde CHP’nin hiçbir zaman Türkiye’nin yanında yer almadığını ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Avrupa’da terör örgütlerinin temsilcileriyle yan yana fotoğraf çektirdiğini iddia etti.

2 gün sonra CHP’nin İzmir Bayraklı’daki seçim bürosuna ticari taksiden 4-5 el ateş edildi, 2 kişi yaralandı. Bingöl’de SP adayının afişleri zabıtalar tarafından kaldırıldı, Kars’ta HDP’nin reklam panoları parçalandı, üzerine ay yıldız ve üç hilal çizildi.

(CB) 31 Mart’tan sonra geçmiştekine benzer şeyler yaşanırsa işi anında yargıya götüreceklerini ve kayyumlar için yolu açacaklarını söyledi.

4 gün sonra, (seçime üç hafta kala) Ankara adayı Mansur yavaşa 2017 yılında iletilen bir şikâyet konusunda soruşturma izninin verildi.

Ertesi gün Şişli’de CHP’nin seçim afişleri parçalandı, Muş Varto ve Iğdır’da HDP’nin seçim afişleri polisler tarafından söküldü.

9 Mart;

(CB) İYİ Parti Genel Başkanı Akşener için “Onunla hesaplaşacağız, kaçacak deliği yok, hesabı ağır olacak.” ifadelerini kullandı.

10 Mart;

(İİB) “31 Mart akşamı Cumhur İttifakı’nda bir zafiyet olursa, 6 yaşındaki çocukların eline taşı verirler, kaymakamlıkları ve valilikleri alt üst ederler, itibarlarını beş paralık ederler. Sokağa çıkarmazlar.” dedi.

Aynı gün Kocaeli’nin Körfez’de HDP seçim bürosuna baskın düzenlendi, 9 kişi gözaltına alındı. İzmir’de CHP’liler ve Menemen adayının eşi saldırıya uğradı, araçlarının camları kırıldı.

(CB) Adana’da 8 Mart’taki Gece Yürüyüşü’ne katılanları CHP ve HDP öncülüğünde ezana terbiyesizlik etmekle suçladı, ”Bunların tek ittifakı ezan bayrak düşmanlığıdır.” dedi. (Bu konuda Yurt Gazetesi’ndeki köşemde daha önce yazmıştım.)

Ertesi gün istiklal caddesinde şeriatçı yürüyüş yapanları polis güçlükle engellemeye çalıştı. HDP’nin İzmir Konak seçim bürosunu polis bastı, 1 kişi gözaltına alındı.

11 Mart;

(İİB) 31 Mart’tan zayıf çıkılırsa HDP’nin de PKK’nın talimatlarının da bulunduğunu ve ittifakın, Türkiye’ye 4,5 yılı zehir zindan edeceğini iddia etti.

Aynı gün CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu hakkında terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övme suçlarından soruşturma başlatıldı.

(İİB) CHP’nin Beyoğlu Belediyesi başkan adayı Alper Taş için “PKK’nin temsilcisi” dedi, “299 HDP ve PKK iltisaklı adamın” CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi listelerine dahil edildiğini, PKK’nin büyükşehirlerde yeniden hayata bağlanmak istendiğini iddia etti.

Aynı gün Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Millet İttifakı Ankara adayı Mansur Yavaş’ın seçim bürosuna saldırı düzenlendi.

Artarak devam eden benzer tahrik söylemleri ve ardından devam eden müdahalelerde son on günde yaşananlar bu yazıya dâhil değildir.

Oya Adıyaman yazdı | Çocuklarımız siyasetin oyuncağı değildir

Bir eğitim-öğretim döneminin daha sonuna geliyoruz. Son haftalarda art arda gelen açıklamalarla eğitim sistemi yine tartışmaların odağı olmuş durumda. Bu güne kadar eğitimde birçok...

Ali Avcu yazdı | Kürtler neden Binali’ye oy vermez

Yıl 2015… Devletin PKK ile 2008’de üçüncü devletlerin gözetiminde başlatmış olduğu resmi görüşmeler kamuoyuna “Oslo görüşmeleri” olarak yansımıştı. 19 Ekim 2009’da Kuzey Iraktan 34 PKK’lı terörist...

Mustafa Solak yazdı | Pedofilinin Eğitim ve Fetvalarla Bağı

Zümrüt Apartmanı romanındaki iğrenç ifadeler pedofili konusunu yeniden toplumun gündemine getirdi. Pedofilinin temelin ekonomik ve toplumsaldır. 1980lerden beri gelen toplumsal dayanışmacı, üretime odaklanan birey...

Mehmet Alkan yazdı | Yargı Reformu-4: Darbeyi hakimler mi yaptı?

Yargı reformu belgesinde “Yargı bağımsızlığının sağlanmasının birçok temel enstrümanı bulunmaktadır. Bunların tümü esasında hâkim ve savcıların güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Bu nedenle söz konusu amaç...

Yusuf Fidan yazdı | İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor

Kamu garantisi ile, “Yap İşlet Devret (YİD)” veya “Kamu Özel İşbirliği (KÖİ)” yöntemleri ile yapılan mega projelerin yapım sebeplerinin başında “ihtiyaçların karşılanması” değil, “yeni...