Nazilerde Sippenhaft, Toplama Kampları; Sovyetlerde 58.Madde, Sibirya Sürgünleri, Gulag Takımadaları ve Türkiye’de…

Aile fertlerini hedef kişinin canı ile tehdit edip ihbarcı yapma, kişiyi ailesi ile tehdit edip itirafçı yapma, şüpheliyi bulamazsa aile üyelerini gözaltına alma, mahkum etme… Beyaz toroslar, işkenceler, gözaltına alıp kaybetmeler, cezaevine giren adamı oradan gece yarıları kimsenin haberi olmadan alıp “öttürme” çabaları. Binlerce faili meçhul… Şüphelinin evine, arabasına, bankadaki parasına, maaşına el koyma, diplomasını iptal etme…

Ülkenin Genelkurmay Başkanını terörden gözaltına alma, tutuklama. Günlükler, seminerler baz alınarak insanları darbecilikle suçlama… Kitap yazan, köşe yazan, fikrini beyan eden gazeteciyi, aydını tutuklama. Delil bulamazsan delil uydurma. Bir zaman sonra ona bile ihtiyaç duymadan işlem yapma… Ülkenin başbakanını ve bakanlarını aptalca sebepler uydurarak; gencecik fidanlarını ise zalimce ve baştan aşağı hukuksuz bir yargılama neticesinde idam etme. Ordan üç astık burdan da üç asalım diyerek zulmü genele yayma. Yaşı tutmazsa yaşını büyütüp çocukları idam etme… İstiklal Mahkemeleri, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül yargılamaları, Ergenekonlar, Balyozlar ve son olarak Fetö…

Yukarıda bahsi geçen olaylar uzak diyarlarda yaşanmıyor ya da bir romanda anlatılan distopya değil. Görmezden gelinen ya da uzaktan için için utanarak veya kıs kıs gülünerek ama sessizce izlenilen ve kayıtsız kalınan zulümler.

Otoriter ve Totaliter rejimlerde yaşıyorsanız şunu asla unutmayın; sadece eylemler değil niyetlerde cezalandırılır. Niyet okuyan bir yargı yaratılır. Bu sebeple sübliminal mesaj verdiğiniz iddiası ile iki yıl tutuklu kalabilir ve hakkınızda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilir.

Ayrıca eylemden çok yapanın kimliği önemlidir. Eylem suç teşkil etse bile yapan yandaş ise bir şekilde örtbas edilir veya göstermelik bir serzeniş ile olayın üstü örtülür lakin eylem suç olmasa bile yapan kişi muhalifse bu taktirde mutlaka o sistem tarafından cezalandırılır.

Ceza ise suçun karşılığı olmaktan çok öğretici ve ibret verici olmalıdır. Islah etme amacı gütmez, geride kalan muhalifleri korkutma ve caydırma niyeti vardır zira rejimin duvarları korku üzerine yükselir.

Bu yargılama sürecenin olmazsa olması ise toplumdur. Cezalandırma sürecine toplum mutlaka bulaştırılmalıdır. Böylece illegal yargılamalar toplumsal destekle “legalleştirilir”, kanıksatılır, normalleştirilir. Toplum bir nevi medya eliyle manipüle edilerek dolduruşa getirilir ve adeta jüri hüviyeti kazandırılır.

Ve büyük temizlik böyle yapılır. Muhalifler kitleler halinde çeşitli dönemlerde fiziken olmadı yargı eliyle ruhen hadım edilir, yok edilir. Bu tarz yargılamalar ile kimileri hapse atılır, kimileri intihara sürüklenir, binlercesi ise sindirilir. Karakterleri ve kişilikleri ellerinden alınır. Ruhları felç edilir. Zulme karşı duyarsızlaştırılırlar.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki geçmişten günümüze ülkemin yargılamaları her zaman ama her zaman siyasidir, iktidar amaçlıdır ve psikolojik harp teknikleri ile yürütülmüştür. Amaç adaleti sağlamak değil iktidarı ele geçirmek veya elde tutmak olmuştur. Yargı, zulmü meşrulaştırma aracı haline gelmiştir. Adalet tam anlamıyla yok edilmiştir. Bu durum, memleketin siyasi veya iktisadi farketmez tüm sorunlarının ana kaynağıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.