Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Soma Termik Santrali’nin kapatılacağı yönündeki açıklamaların ardından santralin derhal kamulaştırılması gerektiğini söyledi. Bursalı, Soma’da yaşananların özelleştirme politikalarının sonucu olduğunu belirterek, santralin kapanmasının yalnızca enerji üretimini değil, madenciliği, istihdamı ve bölge ekonomisini de ağır biçimde etkileyeceğini vurguladı.
Pankobirlik Genel Başkanı Ramazan Erkoyuncu’nun, Konya Şeker A.Ş.’ye ait Soma Termik Santrali’nin faaliyetlerini sürdüremediğine ilişkin açıklamaları sonrası Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı’dan kamulaştırma çağrısı geldi.
Bursalı, Erkoyuncu’nun açıklamasına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Ramazan Erkoyuncu, Konya Şeker A.Ş.’ye ait Soma Termik Santrali’nin kapatılacağını kamuoyuna açıkladı. Enerji sektörüne girmenin bir hata olduğunu belirterek yaptığı açıklamasında, “Soma Termik Santral eski bir santraldi, çiftçi olarak buraya girmek hataydı. 350 milyon dolar icradan satış için fiyat biçildi ancak satılamaz, orası kapatılacak çünkü yürümüyor” dedi.
Özelleştirme politikasının Türkiye’nin gözbebeği kamu kurumlarını ne hale düşürdüğünün en canlı örneğidir Soma.
Bu acı itirafların özeti şudur; aslında Soma Termik Santrali’ni Konya Şeker batırmadı, özelleştirme politikaları batırdı.
Yaşananlar, neresinden tutarsanız tutun, bu sistemin bittiğini, tel tel döküldüğünü, özelleştirme politikalarının, stratejik sektörlerin özel çıkara feda edilmesinin, kamunun nasıl borca batırıldığının, kurumlarımızın nasıl çökertildiğinin, binlerce işçimizin ekmeğiyle nasıl oynandığının son örneğidir Soma Termik Santrali.”
‘Özelleştirme politikası cinayettir’
Soma Termik Santrali’nin Türkiye’nin en büyük termik santrallerinden biri olduğunu söyleyen Bursalı, santralin 13 Ocak 2015 tarihinde yapılan ihale ile 685,5 milyon dolar karşılığında Konya Şeker A.Ş.’ye devredildiğini hatırlattı. Bursalı, daha önce enerji üretimi konusunda tecrübesi olmayan bir tarım kooperatifine santralin verilmesini sert sözlerle eleştirdi:
“Soma Termik Santrali Türkiye’nin en büyük termik santrallerindendir.
Santral, 13 Ocak 2015 tarihinde yapılan ihale ile 685,5 milyon dolar karşılığında Konya Şeker A.Ş. firmasına devredildi. Daha önce enerji üretimi konusunda tecrübesi olmayan bir tarım kooperatifine bu santralin verilmesi başlı başına bir cinayetti.”
‘Kamu kurumları batırıldı’
Bursalı, santralin özelleştirilmesi sırasında alışılmışın dışında bir yöntem uygulandığını ifade etti. Santral işletmesinin firmaya verildiğini ancak kömür ihtiyacının Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından karşılanmasının öngörüldüğünü söyleyen Bursalı, bu modelin TKİ’yi ağır bir yükün altına soktuğunu savundu:
“Yine bu santralin özelleştirilmesi aşamasında daha önce karşılaşmadığımız bir özelleştirme yöntemi uygulandı. Santral işletmesi firmaya verilirken santralin kömür ihtiyacının Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) tarafından karşılanması öngörüldü.
Seyitömer, Orhaneli ve Muğla’daki termik santral özelleştirmelerinde santralle birlikte santrali alan firmaya kömür sahaları da verilmişti. Burada santralin kömür ihtiyacı için TKİ ciddi bir taahhüt altına sokuldu.
TKİ de bu taahhüdü gerçekleştirebilmek için Soma’da bulunan sahalardan kömür satın alarak ihtiyacı karşılama yoluna gitti.
TKİ’nin firmalardan borçlanarak aldığı kömürlerin bedeli firma tarafından yıllardır ödenmedi.
Bir takım teşvikler alınırken yıllarca santrale tek bir yatırım yapılmadı.
Sonuç olarak santrali işleten firmanın bugün TKİ’ye borcu 450 milyon doları buldu.”
‘Soma’nın can damarı kesiliyor’
Bursalı, santrali işleten firmanın TKİ’ye olan borcuna rağmen üretilen elektriği satarak gelir elde ettiğini, buna karşılık kamu kurumunun büyük zarara uğradığını söyledi. TKİ’nin kömür vermeyi kesmesiyle santralin kapalı kaldığını kaydeden Bursalı, bunun Soma ekonomisini doğrudan vurduğunu ifade etti:
“TKİ borca batarken, santrali işleten firma parasını ödemediği kömürden ürettiği elektriği satarak ciddi gelir elde etti.
Özel çıkar uğruna kamu kurumumuz olağanüstü zarar etti.
TKİ kömür vermeyi kesti.
Santral kapalı kaldı.
Madenler ürettikleri malı satamaz hale geldi.
Maaşlar ödenmedi, işten çıkarmalar başladı.
Nakliyeciler çöktü.
Esnaf sıkıntı yaşadı.
Soma’nın ekonomisi derinden sarsıldı.
İşte özelleştirme manzarası:
Santral batıyor.
TKİ batıyor.
Hatta santrali işleten firma dahi büyük zarara uğruyor.
İşçi ekmeğinden oluyor, Soma kaybediyor, Türkiye kaybediyor.
Özetle Soma Termik Santrali’nin sonunu özelleştirme politikaları getirmiştir.”
Bursalı, Soma’da faaliyet yürüten Yeni Anadolu Madencilik’in üretime son verdiğini, 1361 işçinin işten çıkarıldığını hatırlatarak başka ocakların da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi:
“Yakın zamanda Soma’da faaliyet yürüten Yeni Anadolu Madencilik üretime son verdiğini açıklamıştı. 1361 işçi kapının önüne konuldu. Görünen o ki başka ocaklar da kapanacaktır.
10 bin işçinin kapı önüne konulma tehlikesi vardır.
Bunun altından nasıl kalkacaksınız?
Türkiye’nin üretimine, istihdamına, güçlenmesine, zenginleşmesine, binlerce maden ve santral çalışanını kapıya atarak mı katkı sunacaksınız?”
Özelleştirmenin bilançosu
Bursalı, Soma Termik Santrali’nin özelleştirme öncesi kendi kendini finanse edebildiğini, özelleştirme sonrası ise borç ve üretim kaybının belirleyici hale geldiğini söyledi. Kamu yönetiminde maden sahaları ile elektrik üretiminin aynı çatı altında planlandığını ifade eden Bursalı, özelleştirme sonrasındaki tabloyu rakamlarla anlattı:
“Özelleştirmeden önce kamu yararını esas alan Soma Termik Santrali kendi kendini finanse edebiliyordu.
Devlet, maden sahalarını işleten TKİ ile elektrik üreten kurumlarını tek bir kamu şemsiyesi altında yönetiyordu. Bu sayede kömür maliyetleri ve elektrik satış fiyatları birbirini sübvanse edebiliyordu.
Özelleştirmeden Önce ve Sonra
2015 öncesinde 1 milyar TL civarında seyreden borç bugün 20 milyar lira dolaylarına ulaşmıştır.
2015 öncesinde Soma Termik Santrali’nde düzenli kâr varken, 2015 sonrasında yüksek borçluluk ve icra süreci belirleyici olmuştur.
Devlet yönetiminde Türkiye’nin en büyük ilk 80 sanayi kuruluşu arasındayken özel sektörde 322. sıraya düşmüştür.
2011-2014 yıllarında yıllık ortalama üretim 5,1 milyar kilowatt iken özelleştirmeden sonra yıllık üretim
1,5 milyar kilowatt seviyesinin altına inmiştir.
Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 7’sini karşılarken bugün bu oran binde 3’lere gerilemiştir. Hatta şu an üretim tamamen durmuştur.
Özelleştirmeciler el birliğiyle Türkiye’nin göz bebeği, başarıdan başarıya koşan Soma Termik Santrali’ni batırmışlardır.”
‘Tek çare: kamulaştırma’
Bursalı, Soma Termik Santrali’nde yaşanan krizin piyasa şartları içinde çözülemeyeceğini, santralin devlet eliyle işletilmesi gerektiğini söyledi. Soma’daki yerli kömür işletmelerinin kurtarılması ve yerli kömüre dayalı enerji üretiminin artırılması için kamulaştırmanın şart olduğunu savundu:
“Bugün bu felaketi sonlandıracak tek çözüm Soma Termik Santrali’nin derhal kamulaştırılmasıdır.
Soma’daki yerli kömür işletmelerinin kurtarılması ve yerli kömüre dayalı enerji üretiminin artırılması için tek seçenek, Soma Termik Santrali’nin devlet eliyle işletilmesidir. Bu sorun piyasa hesapları içinde çözülemez.
Termik Santral Soma’nın kalbidir. Termik santralin varlığı sayesinde maden işletmeleri ayaktadır. Santralin kapanması halinde yalnızca termik santral çalışanları değil, maden işçileri de ekmeğinden olacaktır.
Termik santralin kapanması bir cinayettir.
Soma Termik Santrali’nin kapatılması millete, devlete, Soma’ya, kömür üretimine ve enerji güvenliğine suikasttır.
Yerine ne koyuyorsunuz?
İşsiz kalacak olan on binlerce enerji ve kömür işçisine, yüz binlerce insanımıza ne öneriyorsunuz?
Enerji üretimi kâr-zarar hesapları sebebiyle piyasaya terk edilemez. Kaldı ki verilerle de görüldüğü üzere özelleştirme en büyük zararı getirmiştir.
Sürecin başından beri Vatan Partisi’nin önerisi budur. Tek çare kamulaştırmadır. Başka çarenin olmadığını hayat göstermiştir.”
‘Enerji güvenliği milli güvenliktir’
Bursalı, açıklamasında enerji güvenliği başlığını da gündeme getirdi. Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Bursalı, Doğu Akdeniz, Ege ve enerji güvenliği bağlantısı üzerinden kamulaştırma çağrısını yineledi:
“Türkiye’nin enerji güvenliğinin stratejik önemini anlaması için daha ne gerekiyor?
Bugün Aydınlık Gazetesi’nin manşeti; ABD bir Doğu Akdeniz yasası onayladı. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Doğu Akdeniz Geçidi Yasası’nı onayladı. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs “kilit ortaklar” olarak tanımlanıyor.
Güney Kıbrıs’a askeri yığınaklar yapılıyor.
Ege’de ABD-NATO namluları Türkiye’ye dönmüş durumda.
İran dersi ortada.
Türkiye bir savaşa hazırlanıyor, milli savunma sanayisini güçlendiriyor, Mavi Vatan Kanunu çıkarıyor.
Bu ortamda Türkiye’nin kritik dönemlerde hayati öneme sahip enerji güvenliğini özel çıkara mı teslim edeceksiniz?
Enerji güvenliğimizi özel çıkara peşkeş mi çekeceksiniz?
NATO güzellemelerinin yanında Rusya ve İran düşmanlıkları yaparak enerji güvenliğimizi mi sağlayacaksınız?
Kamunun gözbebeği kurumlarımızın boğazını sıkarak, küçülterek Türkiye’yi nasıl ayakta tutacaksınız?
Binlerce madenciyi, emekçiyi kapının önüne koyarak, Güney Afrika’dan ucuza kömür getirerek mi ekonomik sorunları çözeceksiniz?
Yerli kömürü rafa kaldırıp yurtdışından ucuza kömür getirerek mi enerji güvenliği sağlayacaksınız?
Soma’yı, Zonguldak’ı, Divriği’ni ve madenlerimizi küçülterek, bitirerek, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlı hale getirerek mi bu vatana sahip çıkacaksınız?
Seyitömer, Kangal, Yatağan, Çatalağzı, Yeniköy, Orhaneli, Tunçbilek ve Soma Termik Santralleri satıldı. Elinize ne geçti?
Elbette birilerinin eline geçen geçti ama olan emekçimize, enerjimize, bağımsızlığımıza, madenlerimize ve Türkiye’ye oldu.
Enerji güvenliğimiz ve bağımsızlığımız için kömüre dayalı enerji üretimini artırmak stratejik önemdedir.”
‘Özelleştirmecilerin devri kapandı’
Bursalı, açıklamasının son bölümünde özelleştirme döneminin sona erdiğini, kamuculuk ve planlamanın yeniden öne çıkması gerektiğini savundu. Vatan Partisi’nin çözüm olarak Üretim Devrimi programını ortaya koyduğunu ifade eden Bursalı, hükümeti de sorumluluk almaya çağırdı:
“Bu bir bağımsızlık meselesidir. Milli güvenlik konusudur. Hükümet burada esas sorumludur.
Türkiye’nin çözümü vardır. Soma’nın, Zonguldak’ın çözümü vardır.
Kamuculuğu, planlamayı, üretimi, halkçılığı ve kamu çıkarını yeniden ayağa kaldıracağız.
Özelleştirme devri bitti, kamuculuk ayağa kalkacak.
Madenlerimiz kapatılmayacak, dolar ve borsa vurguncularıyla hesaplaşılacak.
İşçiler ekmeğinden olmayacak, havadan para kazanma devri bitecek.
Devlet küçülmeyecek, rantçılar küçülecek.
Faizciler efendi olmayacak, yeniden üretenler, emekçiler milletin efendisi olacak.”
‘Pansuman çözümler dönemi sona ermiştir’
Bursalı, Soma Termik Santrali meselesinin yalnızca bir işletme ya da borç sorunu olmadığını, işçi ücretlerinden sendikal örgütlenmeye, yerli kömür üretiminden enerji güvenliğine kadar uzanan geniş bir başlık olduğunu söyledi. Bursalı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Soma Termik Santrali sorunu da, sendikal örgütlenme sorunu da, işçilerimizin ekmeği de, maden ocaklarımız da, yerli kömür üretimi de, alacağımız maaşlar da, enerji güvenliğimiz de gelmiş hükümet sorununa dayanmıştır.
Pansuman çözümler dönemi sona ermiştir. Türkiye bu süreçten büyük kararlarla ve bir Üretim Devrimi ile çıkacaktır.
Üreticilerin Milli Hükümeti’ni kurmak için işçinin, emekçinin, madencinin ve üreticinin biricik partisi olan Vatan Partisi görevinin başındadır.”