Üvey baba istismar etti, okul müdürü gizledi!

Antalya’nın Kaş ilçesinde mide bulandıran bir olay daha yaşandı. Sütleğen Mahallesi’nde bulunan Yatılı Bölge Ortaokulu’nda öğrenim gören Y.T isimli 8. sınıf öğrencisi üvey babasının istismarına maruz kaldı. Yaşanan olay ise Y.T.’nin konuyu öğretmenine yazdığı mektup ile anlatmasının ardından ortaya çıktı.

Yurt Gazetesi’nden Baran Furkan Gül’ün haberine göre Üvey babasının istismarına uğrayan Y.T. isimli kız çocuğu, 6 Mart 2019 tarihinde okul müdürü Servet Cantürk’e giderek yaşadıklarını anlattı. Y.T. Cantürk’e “Geçmiş bir tarihte okula gelmek için hazırlanıp banyo yaptığım esnada üvey babamın banyonun açık yerinden fotoğraflarımı çektiğini gördüm” şeklinde anlatımlarının ardından hiçbir gelişme olmadı. Bunun üzerine Y.T. 36 gün geçtikten sonra 10 Nisan akşamında öğretmenine giderek, “Ben size bir şey anlatmak istiyorum ama utanıyorum” dedi. Öğretmenin, “Sözlü anlatmaya utanıyorsan akşam yazılı şekilde anlat ve sabah bana teslim et” demesi üzerine Y.T. yaşadıklarını yazılı olarak öğretmenine verdi.

Y.T. öğretmenine yazdığı mektupta, “Aslında bunu size söylemekten gerçekten utandım. Zaten benim için çok utanç verici. …Bu olayın hala etkisi altındayım. Psikolojim yerle bir oldu. …Pazar günü okula gelmek için hazırlanıyordum. Annem seradaydı. Ben ve babam evdeydik. Ben babama güvenerek duşa girdim. Zaten sonrası acı bir felaket…” gibi ifadelere yer verdi.

Y.T.’nin mektubunu incelediğinizde istismara uğradığı alanın krokisini çizdiğini de görebilirsiniz.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından öğretmeni ve Y.T., 11 Nisan günü rehber öğretmene hemen sonrasında da rehber öğretmenle birlikte okul müdürüne gittiler. Öğrenci okul müdürüne, “Bunu ben size 6 Mart’ta söyledim ama siz bir şey yapmayınca öğretmenime söyledim” dedi. Bunun üzerine okul müdürü öğrenciye, “Bana böyle bir şey söylemedin” dedi.

Edindiğim bilgiye göre, okulun müdürü Servet Cantürk, kullandığı ifadelerle Y.T.’nin beyanını baskı ile değiştirmeye çalışmış. Bu sırada duruma şahit olan öğretmenler, ‘öğrencinin beyanının esas olduğunu’ müdüre söyleyerek orda bulunan öğretmenlerin ve Y.T.’nin ıslak imzalı tutanakları Doküman Yönetim Sistemi (DYS) üzerinden Kaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderildi.

ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

10 Mayıs’ta okul müdürünü defalarca aramama rağmen ulaşamadım. Aynı gün konuyu sorduğum Kaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Faruk Atılgan ise ilk önce,”Konu hakkında bilgim yok” dese de daha sonra “Yayın yasağı var. Konu hakkında konuşamaya yetkili değilim” dedi.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından 11 Mayıs’ta okul müdürü Servet Cantürk’ü tekrar aradım. Kendisi, “Böyle bir olay yaşanılmadı. Bu olay asılsızdır. Bilgi vermek istemiyorum. Milli Eğitim müdürüm var. Oradan bilgi alabilirsiniz” yanıtını verdi. Çocuğun yazdığı mektubu sorduğumda ise telefon kapandı. Telefon kesilmiştir düşüncesiyle Cantürk’ü tekrar aradım ancak cevap vermedi. Yani telefonu yüzüme kapattı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Faruk Atılgan’ı da tekrar aradım ancak ulaşamadım.

Yani, İlçe Milli Eğitim Müdürü hiçbir işlem yapılmayan dosya hakkında önce “Haberim yok” dedi, sonra “Yayın yasağı var” dedi. Okul müdürü ise İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün “Yayın yasağı var” dediği olayın hiç yaşanmadığını söyledi. Yaptığım bu görüşmelerin ardından bende şu kanaat oluştu; Hiçbir şey yapmamışlar! Sadece seyirci kalmışlar…

Ve daha kötüsü Y.T. şu anda üvey babası ile aynı evde yaşıyor.

SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ

Konuyla ilgili aynı okulda çalışan ismini gizlemeyerek cesurca davranan Eğitim-İş Sendikası ilçe örgütlenme sekreteri olan Mustafa Porsuk ile görüştüm.

Mustafa hocamız ise “Konuyu sizlerden öğrenmek şahsımı oldukça yıprattı. Şahsım adına böyle bir suçu gizlemek maksadıyla kimi eylemlere girişmiş herhangi idareciyi bir meslek paydaşı olarak görmek istemediğimi sizlerle paylaşmak isterim. Eğer bir çocuğun hayatı ve geleceği söz konusuysa bu suçu örtbas etmeye çalışan insanlar er ya da geç idari veya adli yargı önünde hesap vereceklerdir. Böyle bir iddianın yok sayılması, iddia edilen cürmün süreklilik arz etmesine zemin hazırlamaktadır. Bu nokta itibariyle bizler kurumsal kimliğimiz ve sahip olduğumuz değerler uğruna bu olaya duyarsız kalamayız. Şube veya temsilcilik avukatlarımızla birlikte bu toplumda istismara seyirci kalmayacağımızı, süreci bizzat takip ederek herkese kanıtlayacağız. Olayın bütün ayrıntılarıyla aydınlatılması için elimizdeki imkânları seferber edeceğiz” diyerek tepkisini dile getirdi.

Y.T.’nin öğretmenleriyle yaptığım görüşmelerde, “Çocuk sürekli öğretmenleriyle konuşmaya çalışıyordu ve ilgi bekleyen bir tavrı vardı” yanıtını aldım. Öğretmenlerine göre çocuğun anlatmak istediği bir şeyler vardı.

Tüm bu yaşananların ardından çocuğumuzu canavarlardan kurtarmamız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a açık çağrımdır; Bu olayın üzerine gitmeniz gerekiyor.

Bir çocuğun geleceğinin çalınmasına müsaade etmeyelim.

Gelin, Y.T.’yi hep birlikte kurtaralım.

Aynı okulda, mahallede, ilçede aynı iğrençlikleri yaşayan başka çocuklar var mı?

Gelin, bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım.

Gelin, çocuklara el süren bu canavarları içimizden söküp atalım.

İşte o mektup: