Son dönemde artan 'Ülkemde Suriyeli istemiyorum' dalgasının altından aslında tecavüzcünün tecavüz kurbanının öldürerek yok etme istemesine benzer bir psikoloji var. Ülkelerinin yıkılmasında pay sahibi olanlar, Suriyelileri görmeyerek vicdanlarının sesinden kaçmak istiyorlar belki de..

Türkiye'de önü arkası pek de düşünülmeden kullanılan süslü cümlelerden biri de 'Bizde ırkçılık yok, ırkçılık batının bir hastalığı' şeklindeki avunma cümlesidir. Ülkedeki Ermeni azınlık tehcir edilmiş, Rumlar mübadele ile gönderilmiş, Aleviler Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta defalarca katledilmiş, Kürt kelimesi bile çoğu zaman küfürle eş anlamlı kullanılmış ama ne hikmetse 'bizde ırkçılık yok!'

Avrupa gibi son bir asırdır onlarca ülkeden milyonlarca göçmenin akın ettiği bir kara parçasında, yaşanan her ekonomik krizin ardından artan ırkçılığın bir benzerinin ülkemizde savaştan kaçarak sığınan Suriyelilere karşı yükseldiğini görüyoruz.

Ancak burada hakkaniyetli ve vicdanlı olmakta yarar var. Nasıl ki Avrupa'da yabancı karşıtı ırkçı saldırılar karşısında vicdan sahibi geniş kitlelere tepki gösteriyorsa, bizde de durum farklı değil.

Peki Türkiye'de yükselen Suriyeli nefretinin arkasında ne var ve 'Ülkemde Suriyeli istemiyorum' diyen herkes aynı saiklerle mi bu cümleyi kuruyor?

Suriyeli istemeyenlerin gerekçeleri kadar, onları politik görüşlerine göre sınıflandırdığımızda aslında ortaya bir tablo çıkıyor. O zaman bu tasnifi köşemizin el verdiği kadarıyla çok da detaya girmeden kabaca yapmaya çalışalım.

'Ülkemde Suriyeli istemiyorum' diyenler kabaca şöyle sınıflandırılabilir:

- Suriyelileri, Türkiye'nin modern yaşam tarzına karşı bir tehdit olarak gören kentli modern laik kesimler.

- Suriyelilerin ülkenin demografik yapısını değiştirmek için özellikle ülkeye getirildiğine inanan seküler ya da muhafazakar milliyetçi çevreler.

- Yaşanan son krizle birlikte işini kaybeden, ya da işini kaybetme korkusu yaşayan yoksul ücretliler.

- Yaşadığı ekonomik zorluklar, geçim sıkıntısı, kent yaşamının ablukası ve demokratik hak taleplerinin kısıtlandığı ortamda, bunun gerçek sorumlularına karşı tepki gösteremediği için kendisine 'zayıf bir kurban' arayan ve ona saldırarak rahatlamak isteyen yığınlar.

- Suriyelilerin, AKP'nin yanlış politikalarının sonucu burada olduğunu ve bunun bedelini kendisinin ödememesi gerektiği düşünen AKP seçmeni dışında kalan seçmenler.

Son bir grup var ki, onların durumu biraz farklı ve sadece sosyolojik açıdan değil psikolojik açıdan da tahlil edilmeleri gerekiyor. O grup, 16 yıldır istikrarlı şekilde AKP'ye oy veren ancak; ülkesinde, kentinde, mahallesinde, yaşadığı binada Suriyeli görmek istemeyen grup.

Bu grubun psikolojisi, belki rahatsız edici bir benzetme olacak ama tecavüz ettiği kurbanı sonra da öldüren katilin psikolojisine benziyor.

Uzmanlara göre burada cinayetin asıl nedeni şikayet edilmek değil, kurbanı yok ederek suçu kendisine hatırlatacak kişiden kurtulmak aslında.

16 yıldır istikrarlı şekilde AKP'ye oy veren kitle, işledikleri suçun kurbanı olan Suriyelileri göz önünde görmek istemiyorlar.

Çünkü onları her gördüklerinde, 'Cuma namazını Emevi Camiinde kılacağız' sözünü nasıl alkışladıklarını hatırlıyorlar.

Çünkü onları her gördüklerinde, 'Türkiye arzu ederse, 3 saatte Şam'a varır' diyen vekilin sözleri ile nasıl gaza geldiklerini hatırlıyorlar.

Çünkü onları her gördüklerinde, 'Esad 3-5 haftaya kalmaz gider' diyen ve ıskartaya çıkarılan stratejik derinlik uzmanı eski başbakanlarını hatırlıyorlar.

Çünkü onları her gördüklerinde, muhalefetin 'Ortadoğu bataklığına bizi sokmayın' uyarılarına rağmen girilen Suriye'de IŞİD canileri tarafından yakılan er Sefer Taş'ı hatırlıyorlar.

İşte bu yüzden Suriyeli görmek istemiyorlar. Onlar, destekledikleri siyasi iktidarla birlikte işledikleri günahın meyvesi gibi ortalıkta oldukça, itiraf etmeseler bile vicdanlarına durmadan seslenen bir iç ses gibi gözlerinin önünde olsun istemiyorlar.

Hatalarıyla yüzleşmek yerine, yarattıkları kurbanı 'yok etmeyi' tercih ediyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.