Askere değil, silahlarına ihtiyaç var! I Türker Ertürk yazdı...

"Bugüne kadar yaptıklarımızı yaparak, sanki demokratik bir ülkede yaşıyormuş gibi yaparak, geleneksel yöntemleri kullanarak bu girdaptan kurtulamayız."

Toplumsal Kürsü 17.01.2021, 15:01 17.01.2021, 15:31
Askere değil, silahlarına ihtiyaç var! I Türker Ertürk yazdı...
Türker Ertürk

Geçtiğimiz Perşembe akşamı, Halk TV’de Gökmen Karadağ’ın yönettiği Açıkça Programı’nda tehlikeyi hem yakın dönem hem de seçimlere yönelik olarak dilimizin döndüğünce ve kafamızın yettiğince anlatmaya, demokrasimizin ve iç barışımızın geleceği açısından katkı sağlamaya çalıştık.

Daha sözlerimiz atmosferde sönümlenmeden, adeta bizi haklı çıkarırcasına Gelecek Partisi Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a, Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu ve Ülkü Ocakları Eski Başkanı Afşin Hatipoğlu’na menfur saldırılar oldu. Üçünün de ortak özelliği; iktidara muhalefet etmeleri. Bu tip saldırılar ilk de değil! Eğer bu olanlara muhalefet partileri ve demokratik kitle örgütleriyle güçlü reaksiyonlar gösterilmez ve geleceğe yönelik planlar yapılmazsa, bu gidişatın sonu siyasi cinayetler ve suikastlardır.

SORUN İKTİDAR
Bu saldırıların olmasının nedeni; iktidarın yarattığı iklimdir. Yani sorumluluk iktidardadır ama bu saldırıları da geçmişteki saldırılarda olduğu gibi basit adli olaylar kapsamında değerlendireceğinden asla şüpheniz olmasın. Çünkü sorun iktidardır!

İktidar yönetsel gücünü her ne pahasına olursa olsun bırakmak istememekte, planlarını ve icraatlarını bu kapsamda yapmaktadır. Buna seçimde kaybetse bile iktidarı vermemek de dahildir. Bunu başarır veya başaramaz, o ayrı bir konu ama bu niyetini anlamak için en azından son beş yıllık icraatlarına bakmak yeterlidir.

İKTİDARIN MENFAAT KAYIĞI
İktidarın yönetsel gücünü bırakmak istememesinin en önemli ve belirleyici nedeni; icraatları dolayısı ile hiçbir açıdan hesap verebilir olmamasıdır. Hem içeride Anayasa ve yasalar önünde, hem de dışarıda uluslararası hukuk önünde! Ayrıca iktidar demokrat değildir ve hiç olmamıştır. Zaten iktidarın çağdışı “Siyasal İslamcı” ideolojisi içinde demokrasi bir küfürdür, ancak hedefe götüren tramvay olarak kullanılabilir ve böyle de olmuştur.

Bunlar bizim spekülatif değerlendirmelerimiz değil! İktidarın son beş yıllık icraatları ve tasarrufları bu değerlendirmeler yönünde gelişti ve gelişmeye de devam ediyor. Bunu anlamamak için ya zekâ engelli olmak, ya başka hesapların içinde bulunmak ya da iktidarın menfaat kayığına binmiş olmak lazım.

İKTİDARIN HAL VE GİDİŞİ

  1. Halk dürüst ve adil olmayan seçimlere rağmen 7 Haziran 2015’de iktidara kırmızı kart gösterdi. Ama iktidar bunu yok saydı, Anayasa ihlali yapıldı, muhalefete hükümeti kurma görevini verilmedi, terör azdı, katliamlar gerçekleşti, “400 milletvekili verseydiniz bunlar olmazdı” dendi ve halk korkutularak, sindirilerek bir anlamda dövülerek 1 Kasım 2015 Seçimleri kazanıldı. İktidarın geçmiş dönemde başbakanlığını yapmış olan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran-1 Kasım 2015 dönemini de kapsayan bir ifade ile “Terör konusunda defterler açılırsa bazıları insan içine çıkamaz
  2. 16 Nisan 2017 Halk Oylaması da yine adil ve dürüst olmamasına rağmen sandıktan “Hayır” çıktı ama “hokus pokus” yapılarak ve yargı da dahil olmak üzere devletin gücü kullanılarak sonuç “Evet” çıkarıldı ve Türkiye’de rejim değiştirildi. Hâlbuki bu engellenebilir ve kabul edilmeyebilirdi. Ama hazırlıksız olunduğundan, bu durum öngörülemediği için bir plan da mevcut olmadığından sadece eleştiri yapılarak ve serzenişte bulunularak durum kabullenildi.
  3. 24 Haziran 2018’de yine adil ve dürüst olmayan Cumhurbaşkanlığı Seçiminde sandıklara yeterince hâkim olunamadığından ve eşgüdüm içinde bulunulamadığından seçim ilk turda iktidar açısından kazanıldı. Gerçekte kazanılmamıştı.
  4. 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri de dibine kadar adaletten ve dürüstlükten uzaktı. İstanbul’da yaşananlar tam bir rezaletti. Bu konuda çok şey yazmaya lüzum yok, zira yaşananlar hala hafızalarda tazeliğini koruyor.

İKTİDARIN ÜÇ SEÇENEĞİ
Bugün için iktidarın adil ve dürüst bir seçim kazanmasına imkân ve ihtimal bulunmamaktadır. İktidar Türkiye’yi istisnasız her konuda iflas ettirmiş, halkı fakr-ü zaruret içine sokmuş, askıda ekmek kampanyalarına bile muhtaç etmiş ve artık halka anlatabileceği bir hikâyesi de kalmamıştır. Yerinde kalabilmek için önünde üç seçenek vardır;

  1. Geçmiştekileri bile mumla aratacak derecede hatta daha adaletsiz ve dürüstlükten uzak bir seçim yapmak,
  2. Seçimi mümkün olduğunca öteleyebilmek veya anormal şartlar altında yapabilmek için savaş gibi bir nedene başvurmak,
  3. Seçimi kaybetse bile vermemektir. Tabii ki “Seçimi kaybettik ama iktidarı devretmeyeceğiz”, “Hile oldu, esasında biz kazandık” diyecekler. Aynen İstanbul’da yaşadığımız gibi. İstanbul’daki yerel seçimler iktidarın üçüncü seçeneğin için provası olmuş ve dersler alınmıştır.

TAKSİM GEZİ PARKI OLAYLARI
Böyle bir durumda iktidar halkın özellikle de muhalefet tarafından liderlik edilebilecek demokratik bir tepkisinden çok çekinmekte ve belki de dünyanın en haklı ve yaygın demokratik kitlesel gösterileri olan Taksim Gezi Parkı Olayları gibi gelişmelerden çok korkmakta, aklından hiç çıkmamakta ve rüyalarında görmektedir.

Ankara ve İstanbul’da kurulan Takviye Hazır Kuvvet Polis Müdürlüğü’nün bu kapsamda kurulduğu değerlendirilmektedir. Geçenlerde Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi de bu paraleldedir. Genelgede özetle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik ve MİT arasında kamu güvenliği ve düzenini ciddi şekilde tehdit eden terör, toplumsal olaylar ve şiddet hareketlerinin meydana gelmesi durumunda; bu kurumlar taşınır mallarını herhangi bir şarta bağlı olmadan birbirilerine devredecekleri ama taşınır mal işlem belgesi düzenlemeyecekleri belirtilmektedir. Bunun anlamı; TSK’nın silahlarına göz dikmişler ama askeri istemiyorlar.

DEVLET DEMEK; KAYIT KUYUDAT DEMEKTİR!
Çünkü bunca operasyona maruz bırakılmasına rağmen TSK’nın nihai tahlilde tercihini demokrasiden, Atatürk’ten, Cumhuriyet’ten, Anayasa’dan yana kullanacağından korkuyorlar. Ama iktidar, demokrasiye, halk iradesine, kurucu ideolojiye ve Anayasa’ya rağmen kendisine bağlılık istiyor.

Bu genelgenin bir de yurtdışı bacağı var. Buna göre; yurt dışında dost ve müttefik ülkelerde TSK’nın tank, top, roket atar, havan, insansız hava aracı gibi taşınır malları kamu ve özel nitelikli kuruluşlara verilebilecek. Hem de taşınır işlem belgesi düzenlenmeden! Hâlbuki devlet demek; bürokrasi demektir, kayıt kuyudat demektir. Aksi kabile tipi yapılanmadır. İktidar belge düzenlenmesini istemiyor ki nereye ne verildiği belli olmasın! Örneğin; bu genelge kapsamında tanklar, roketler ve insansız hava araçları Libya’da İhvan’a, SADAT’a veya başka tip yapılara verilebilir.

ÇAĞDAŞ MÜCADELE GERÇEKLER ÜZERİNE BİNA EDİLİR
Demem o ki; bunları bilerek mücadele etmek lazım. Keşke hamasetle mücadele edilebilseydi ama mümkün olmadığını tarihten biliyoruz. “Bu iktidar seçimi kaybetse bile vermez” demek acaba umut kırıcı, sandıktan uzaklaştırıcı ve mücadeleden kaçırıcı olabilir mi? Emin olun; zafer ve başarı gerçeklerin üzerine inşa edilir. Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığından itibaren mücadelesini gerçeklerin üzerine bina etti.

İlkel mücadele gerçekler saklanarak, çağdaş mücadele ise gerçekler söylenerek yapılır. Örneğin ölümcül bir hastalığa sahip bir insana hastalığının önemsiz olduğunu söyleyerek ona kısa süreli moral verebilirsiniz ama hastalığı yenmesi açısından kötülük yapmış olursunuz.

HAZIRLIKSIZ YAKALANILDI
Bugün Türkiye’de verilmesi gereken mücadele ölümcül tehlikesi olan hastaya gerçekleri anlatarak, ne tip mücadele verilmesi gerektiğini planlayarak ve bu mücadeleye onu her bakımdan hazırlayarak yapılabilir. Eğer siz halka tüm gerçekleri anlatmaz, “Sadece sandığa gidin, seçimi kazanalım, yeter” diye anlatırsanız çok büyük bir yanlış yaparsınız.

Örneğin 16 Nisan 2017 Referandumunda halk büyük çoğunlukla sandığa gitti ve iradesini “Hayır” olarak ortaya koydu ama sandıktan “Evet” çıktığı açıklandı. Çünkü öncesinde bu tip durumlara karşı bir planlama yapılmadığı için hazırlıksız yakalanıldı, sadece eleştirildi, serzenişte bulunuldu ve bu antidemokratik, gayri Anayasal, gayri hukuki durum kabullenildi. Oyun başladıktan sonra kuralların değiştirilmesi anlamına gelen mühürsüz oy pusulaları ve zarflarının hukuksuz olarak geçerli sayılmasına karşı eleştirmekten ve söylenmekten başka bir şey de yapılamadı. Çünkü öncesinde olabilecek bu tip durumlara karşı beyin fırtınası yapılmamış, halka böyle durumlarla karşılaşılabileceği anlatılmamış ve eylem planları da hazırlanmamıştı!

ATI ALIP ÜSKÜDAR'I GEÇMESİ ENGELLENMELİ
Temenni etmeyiz ama önümüzdeki seçimlerde 16 Nisan 2017’de yaşadıklarımıza bile rahmet okutacak gelişmeler mümkün olabilir. O halde muhalefet partileri tarafından yapılması gereken;

  1. Adil ve dürüst bir seçimin gerçekleşmesi için şartları zorlamak,
  2. İktidarın halk iradesini yok sayarak “Biz kazandık” açıklaması ile geçmişte yaptığı gibi atı alıp Üsküdar’ı geçmesini engellemek ve halk iradesine sahip çıkmaktır.

Bunun için; hemen ders çalışmaya başlanmalı, tüm muhalefet partileri ve demokratik kitle örgütlerini içine alacak şekilde demokrasi eşgüdüm merkezi kurulmalı, yurt içinde ve yurt dışında yapılacaklara dair planlar hazırlanmalı, halka her safhada gerçekler anlatılmalı, güvenilir liderlik gösterilerek halkın demokrasiye sahip çıkması ve mücadelede taşın altına elini sokması sağlamaya çalışılmalıdır.

Diyelim ki; her şeye ve iktidarın bugüne kadar gösterdiği hal ve gidişe rağmen biz yanıldık, iktidar demokrasiye bağlı kaldı, dürüst ve adil seçim şartlarını oluşturdu ve halkın iradesine saygı duydu, bizi yanılttı ve utandırdı. Biz de çıkar, özür dileriz. Ama demokrasiye sahip çıkma adına böyle çalışma ve planlama yapmanın ne zararı olabilir ki! Sonuç olarak demem o ki; Türkiye felakete sürüklenmektedir. Bugüne kadar yaptıklarımızı yaparak, sanki demokratik bir ülkede yaşıyormuş gibi yani “-mış” gibi yaparak, geleneksel yöntemleri ve davranış biçimlerini kullanarak bu girdaptan kurtulamayız.

Yorumlar (0)
15
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 37 81
2. Fenerbahçe 37 76
3. Galatasaray 37 75
4. Trabzonspor 37 64
5. Sivasspor 37 58
6. Alanyaspor 38 57
7. Hatayspor 37 57
8. Gaziantep FK 37 54
9. Göztepe 37 51
10. Karagümrük 37 51
11. Konyaspor 37 45
12. Rizespor 37 45
13. Antalyaspor 38 43
14. Başakşehir 37 43
15. Malatyaspor 37 41
16. Kasımpaşa 37 40
17. Kayserispor 37 39
18. Ankaragücü 37 38
19. Erzurumspor 38 37
20. Gençlerbirliği 37 35
21. Denizlispor 37 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 33 67
2. Giresunspor 33 67
3. Samsunspor 33 67
4. İstanbulspor 33 61
5. Altay 33 60
6. Altınordu 33 57
7. Ankara Keçiörengücü 33 55
8. Ümraniye 33 50
9. Tuzlaspor 33 47
10. Bursaspor 33 46
11. Bandırmaspor 33 42
12. Boluspor 33 39
13. Balıkesirspor 33 35
14. Adanaspor 33 34
15. Menemenspor 33 34
16. Akhisar Bld.Spor 33 29
17. Ankaraspor 33 26
18. Eskişehirspor 33 8
Takımlar O P
1. Man City 34 80
2. M. United 33 67
3. Leicester City 34 63
4. Chelsea 34 61
5. West Ham 34 58
6. Tottenham 34 56
7. Liverpool 33 54
8. Everton 33 52
9. Arsenal 34 49
10. Aston Villa 33 48
11. Leeds United 34 47
12. Wolverhampton 34 42
13. Crystal Palace 33 38
14. Brighton 34 37
15. Southampton 33 37
16. Burnley 34 36
17. Newcastle 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 34 26
20. Sheffield United 34 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 34 76
2. Real Madrid 34 74
3. Barcelona 34 74
4. Sevilla 34 70
5. Real Sociedad 34 53
6. Villarreal 34 52
7. Real Betis 34 51
8. Granada 34 45
9. Athletic Bilbao 34 45
10. Celta de Vigo 34 44
11. Osasuna 34 40
12. Cádiz 34 40
13. Levante 34 38
14. Valencia 34 36
15. Getafe 34 34
16. Deportivo Alaves 34 31
17. Real Valladolid 34 31
18. Huesca 34 30
19. Elche 34 30
20. Eibar 34 26