Tırtılın içindeki hayalci hücreler

Doğa bazen insana, kendisini anlatabilmesi için kusursuz metaforlar sunar. Tırtılın kelebek olma yolculuğu da bunlardan biridir.

Abone Ol

Tırtıl da bu düzenin bir parçasıdır. Bizim gibi aynı evrenin kuralları içinde yaşar. Yerçekimine tabidir, mevsimlerin döngüsüne tabidir, yaşamın ve ölümün yasalarına tabidir. Varlığının bir aşaması tırtıl olmaktır; yolunun devamı ise kelebek olma ihtimalidir.

Ama dikkat edin...

Her tırtıl kelebek olmaz.

Tıpkı her insanın da kemale ermemesi gibi.

Bu noktada dönüşüm, yalnızca bir potansiyel olmaktan çıkar ve bir seçime dönüşür.

Bilim insanlarının anlattığına göre, tırtıl kozasına çekildiğinde bedeninin büyük bölümü çözünmeye başlar. Neredeyse kendini yiyip bitiren bir sürece girer. Eski bedeninin yapısı parçalanırken, içinde daha önceden var olan ancak sessizce bekleyen bazı özel hücreler ortaya çıkar. Bunlara "imaginal hücreler" denir.

Bu hücreler gelecekteki kelebeğin planını taşır.

İlk başta yalnızdırlar.

Hatta mevcut sistem tarafından yabancı olarak algılanırlar. Eski düzen onları tehdit olarak görür ve yok etmeye çalışır. Fakat bazıları yaşamaya devam eder. Sonra bir diğeri. Sonra bir diğeri daha...

Bir noktadan sonra yalnız olmaktan çıkarlar.

Birbirlerini bulurlar.

Bir ağ oluştururlar.

Ve eski tırtılın bedenini, daha özgür bir yaşama sahip olacak kelebeğin bedenine dönüştürmeye başlarlar.

Beni en çok etkileyen şey ise dönüşümün başlangıcında gereken şeyin çoğunluk olmaması.

Bazen yalnızca birkaç hayalci hücrenin vazgeçmemesi yeterlidir.

Mevcut düzenin ötesinde bir ihtimal görebilen birkaç hücrenin...

Henüz ortada olmayan bir geleceğe inanabilen birkaç hücrenin...

Çünkü eski sistem onların gördüğünü göremez.

Eski sistem yalnızca bildiğini korumak ister.

Oysa dönüşüm, bilinmeyene doğru atılan cesur bir adımdır.

Ben de aynı doğayı paylaşıyorum.

Aynı fizik kuralları içindeyim.

Aynı evrenin parçasıyım.

Benim de bedenim sudan oluşuyor. Ben de mevsimlerin, zamanın ve değişimin içindeyim.

Elbette biyolojim tırtılınkinden daha karmaşık.

Ama benim sahip olduğum bir şey daha var:

Akıl.

Tırtıl bunu içgüdüyle yapıyor olabilir. Ben ise içgüdüye ek olarak düşünebiliyor, sorgulayabiliyor ve seçim yapabiliyorum.

Bu yüzden benim yolculuğum yalnızca değişmek değil; değişimi bilinçli olarak seçebilmek.

Belki de erdem dediğimiz şey tam burada başlıyor.

Benim ahlaktan kastım yalnızca kurallara uymak değil.

Ahlaklı olmaktan da söz etmiyorum.

Ahlak olmaktan bahsediyorum.

Hakikatin yanında durabilmek...

Kendi sınırlarını aşma cesaretini gösterebilmek...

Konfor alanının ötesine geçebilmek...

Alıştığı, bildiği ve kendini güvende hissettiği düzeni gerektiğinde yıkmaya cesaret edebilmek...

Olanı olduğu gibi görebilmek...

Ve belki de içimizdeki imaginal hücreler gibi, henüz görünmeyen bir ihtimale rağmen yürümeye devam edebilmek...

Kendine ait olmayan her şeyi bırakabilmek...

Belki de bütün büyük öğretiler, bütün kadim yollar ve bütün bilgelik gelenekleri aynı noktaya işaret ediyor:

İnsan, alıştığı hâlin ötesine geçebilir.

Nietzsche'nin sözünü ettiği üst insanı bir üstünlük olarak değil, kendi sınırlarını aşabilmiş insan olarak okuduğumda, bu fikir bana daha anlamlı geliyor. Çünkü mesele başkalarından üstün olmak değil; dün olduğun kişiyi aşabilmek.

Ve bazen düşünüyorum...

Ya bütün sır gerçekten de imaginal hücrelerdeyse?

Ya dönüşümün kapısı, bildiklerini korumaktan değil de onları sorgulayabilmekten geçiyorsa?

Ya Descartes gibi, doğru sandığımız her şeyi masaya yatırıp yeniden inceleyebilmekten geçiyorsa?

Ya insanın içindeki imaginal hücreler, alışılmış olanın ötesine bakabilen tarafıysa?

Henüz kimsenin görmediği bir ihtimali görebilen...

Henüz var olmayan bir geleceğe inanabilen...

Bilinmeyen o alana cesaretle bakabilen...

Belki de dönüşüm tam burada başlıyordur.

Çünkü kelebek, önce kanatlarında değil; hayalinde doğar.

Ve belki de insanın en büyük yolculuğu, bildiği dünyayı korumak değil, gerektiğinde onu aşabilmektir.

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }