Tek adam tüzüğü değişmeli

Söyleşi: Nihan ERTEM

CHP İzmir eski milletvekili Erdal Aksünger parti tabanında değişim talebinin yükseldiğini ancak yalnızca lider değişikliğiyle yapısal problemlerin çözülemeyeceğini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir eski Milletvekili Erdal Aksünger ile, 24 Haziran’ı konuştuk. Aksünger, 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ardından, dört Bakan hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını araştırmak için TBMM’de kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu üyesi ve Komisyonun Parti sözcülüğü görevinde de bulunmuştu. 16-17 Ocak tarihleri arasında yapılan CHP’nin 35. Olağan Kurultay’ında Parti Meclisi’ne seçilerek ve o tarihten itibaren CHP Parti Meclisi (PM) üyesi olarak görevini sürdürmekte.

Toplumsal’a konuşan Aksünger, 24 Haziran seçimlerinin sonucu ve seçimler sonrasında yapılan tartışmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu…

24 Haziran’ın ardından İnce’nin çıkışı sonrası MYK’dan “Gündemimizde olağanüstü kurultay yoktur” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu konuda bir gerçek var ki o da şudur: Kendi koltuğunu korumak isteyen arkadaşların böyle bir açıklama yapması doğaldır. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan daha önce “Genel Başkan tartışmasına gerek yok, eğer bir başarısızlık varsa sorumluluk bizdedir” demişti. Bu açıklama ise kendilerinin başarısız olduğunu gösteriyor ve bu başarısızlığın müsebbibi kendileri ise istifa etmeleri gerekir. Bu olmadığı takdirde CHP’de büyük bir kargaşa yaşanabilir. Nedeni ciddi bir şekilde aşağıdan bir değişim talebinin gelmesidir. Bunu söylerken sadece genel başkan değişikliği üzerinden söylemiyorum. Esas problem partinin yapısal problemi, kadrolarının yetişme problemleri, liyakat problemleridir. Ayrıca ideolojik problemleri de bunların arkasından ekleyebiliriz.

O zaman sadece CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişmesiyle Partinin başarıya ulaşamayacağını düşünüyorsunuz?

-Tek kişinin değişmesiyle başarı mümkün değildir. Bu yüzden Sayın Muharrem İnce’nin de bunu dikkate alması gerekir. Kurultay talebi meselesinde bunu da düşündüğünü biliyorum. Bunları dikkate alarak olağanüstü kurultay konusundaki ısrarını da anlayabiliyorum.

Biliyorsunuz, 16 Nisan 2017’deki referandum sonuçları sonrasında CHP ve seçmeni arasındaki güven problemi daha da artmıştı. Yaşanan bu gerçeklikten yola çıkarsak sizce bu problem nasıl çözümlenir?

-16 Nisan Referandumunda iyi bir seçim yönetimi yapılmasına rağmen sistemle birlikte bizim kayda aldığımız mühürsüz oyları belgelediğimiz bir sistemimiz vardı zaten. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 Seçimleri’nde de bu sistem üzerinde çalışmıştık. Bu konuda dışarıdan birçok destekçimiz vardı. Sektörden birçok kişi ve ülkenin ileri gelen uluslar arası şirketlerin başındaki insanlar da vardı katkıda bulunan. Bu sistemde tespit ettiğimiz 16 Nisan’daki mühürsüz oyların geçerli sayılmasına neden olan noktada, Bülent Tezcan’ın çok büyük hatalar yaptığını söylemiştim. O da şundan kaynaklanıyor: O gün saat 16.45’de bütün örgütlere mesaj göndererek mühürsüz oyların geçerli sayılacağı bilgisini veren Tezcan, bu konuda büyük bir problem yaşatmıştı. Bunun üzerine 24 Haziran Seçimleri esas güven probleminin yaşandığı seçim oldu. CHP Genel Merkezi’nin topluma anlattığı ve sözünü verdiği adil seçim hayata geçirilemedi. Çünkü daha öncesinde yapılacağı söylenilen hiçbir şeyle uyumlu olan tutarlı bir çalışma-süreç götürülemedi. O akşam seçmene ilçe seçim kurullarının önüne gidin diye çağrı yapıldıktan sonra da hiçbir verinin görünmemesi insanların bunu adilsecim.net’ten takip edebilecekleri de belirtildikten sonra böyle olması halkla CHP arasında bir güven sorunu yaşattı bence.

Geçen yılki referandumda CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın hatası olduğunu belirttiniz. 24 Haziran Seçimleri’nde aynı hatanın yapıldığını düşünüyor musunuz?

Vardı zaten. Dışarıda adilseçim.net’i kurmanın bir anlamı yoktu. Zaten çalışan bir sistem vardı. Geçen seçimlerde de biz diğer partilerle seçim güvenliği konusunda bir çalışma yapmıştık ama bu seçimlerdeki gibi medyaya çok fazla yansımamıştı. Bunun gerekli olduğunu ben zaten düşünmüyordum. 24 Haziran’da Bülent Tezcan, adilseçim.net’ten her şeyin izlenebileceğini söylemişti. Ama ne yazık ki hiç kimse hiçbir şey izleyemedi. Ve o akşam yapılan belli aralıklarla yapılan basın açıklamaları çok tutarsızdı. Bu da güven sorununu daha da perçinledi.

16 Nisan referandumundaki mühürsüz oyların geçerli sayılması büyük bir tepkiye neden olmuş ama sonuç değişmemişti. Bu seçimde de aynı durum yaşanmış olabilir mi?

bu soruya karşılık ben orada olmadığım ve bu konuda görevli olmadığım için net bir şey söyleyemiyorum. Ancak Doğu ve Güneydoğu’daki sandıkların çoğundaki sonuçlar kafaları karıştırıyor. Üstelik MHP’nin oy oranının özellikle Doğu’da artmasını bir muamma olarak tanımlayabiliriz.

Adil seçim olması adına CHP Genel Merkezi tarafından oluşturulan platformun sorumlusu olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel görevlendirildi. Siz de bir önceki dönem Parti bilişim işlerinden sorumlu olduğunuz için bu platformun kuruluşu ve çökmesi hakkında daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?

-Bu platformun sorumlusu Onursal Adıgüzel ile birlikte Bülent Tezcan’dır. Tezcan’ın getirdiği kişiler de burada görevlendirilmiştir. Zaten bu sistemin çökmesi sonucunda da platform çalışanları toplumdan özür dilemiştir. Bu platform bir mobil uygulamadır. Bu kadar kısa bir süre içinde o uygulama üzerinde bu derece veri transferi edebilmek ve onların işlenebilmesinin yeterli bir zaman olmadığını şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Ama bu platformun sorumlularının bunu bilmesi gerekiyordu. Asıl hata buradadır. Yetersiz ve hazır olmadığından bu durum riske edilmemeliydi.

Seçimler öncesinde en çok umut bağlanan aday olarak görülen Muharrem İnce’nin 24 Haziran gecesi sessiz kalması ve hiçbir açıklama yapmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ben bu konuda Muharrem Bey’in çok tereddütte bırakıldığını ve bazı şeyleri ispat edebilmesi için elinde delil olması ayrıca o delillerin karşılaştırılabilir olması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden açıklama konusunda çok büyük tereddüt içinde kaldı. Bu işin takibini yapan ve üstlenen sonuçta CHP Genel Merkezi’dir. Muharrem İnce, oradan ve oradaki bilgilerden yoksun kalınca açıklama yapamama konusunda bir hataya düştü. Ama bu hatasından dolayı özür de dilemiştir. Ben bu açıklamayı yapmamasındaki nedeni o andaki psikolojik durumuna veriyorum ve doğal karşılıyorum.

81 ili dolaşacağını ve şu ana kadar genel başkanlık için en az 37 ilden olumlu yanıt aldığını belirten İnce’nin, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na karşı kurultay talebini dile getirmesi daha önce verdiği sözlerin arkasında durmadığını göstermiyor mu sizce?

-Benden “kurultay” kelimesi duyamazsınız sözünü, önceden Genel Başkan ile yaptıkları bir görüşmenin sonucuna bağlı olarak söylediğini düşünüyorum. Bunu neye bağlayabiliriz? Bence kendisinin beklentisi şuydu: Dışarıya duyurmadan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile sözlü bir anlaşma sonucu gürültülü olmayan bir şekilde halletme düşüncesi vardı ama bu gerçekleşmeyince ve kamuoyunun da baskıyla bu talebini duyurmuştur. Şimdilik 37 ilden destek aldığını belirtmiş ve daha fazlasının da olacağını düşünüyorum. Bu değişim taleplerinin hangi noktada ve nasıl olması gerektiği açıklandıktan sonra örgütler ve kurultay delegasyonu ona göre kararını verecektir.

Peki CHP içindeki iç çatışmalar nasıl çözümlenebilir ve bunun yolu olağanüstü kurultaydan mı geçiyor?

-Değişim talebinin çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Daha önce liyakata dayalı bir sistem kurulmasını planlıyorduk fakat bu engellenmişti. Bence Parti’nin yapısal bir problemi vardır ve kadro harekatlarının ön plana çıkması gerekiyor. Bunun için de hem tüzüğün hem mantığın değiştirilmesi ve tek bir adama yönelik tüzüğün ortadan kaldırılıp gerçekten demokratik bir biçimde tüm kurumların ölçme değerlendirme yapabilecek bir duruma geçmesi lazım. Bunların hepsi bir bütünlük içinde yapılırsa CHP’de kalıcı bir çözüm getirilebilir. Şu anda CHP’de kurultay gerçekleşmeden bunu yapabilecek bir kadro yok maalesef.

Millet İttifakına oy vermiş olan ve özellikle Muharrem İnce’ye umut bağlayan toplum kesimi büyük bir hayal kırıklığı içinde. Toplum gözünden bakarsanız durumu nasıl değerlendirirsiniz?

-İşte bakın, kurultaydan sonra özeleştiri yapmayan bir sistemin değişmesi gerektiği kesindir. Sistemin dinamiklerini kişilere bağlamak mümkün değildir. Çıkıp bunu koltuk sevdasına bağlamak da yanlıştır. Sonuç itibariyle akşam bunu söyleyenler koltuklarını eve götürecek kadar seven siyasetçilerdir. Buradan bakılırsa 2002’den beri bu partide bir sürü insan görev yapıyor ve toplum bu insanları neredeyse tanımıyor. Ve bu sistemin bunu üretmemesi gerekiyor. CHP köklü bir siyasi parti ve siyasi kurumdur. Partide o gitse, diğeri gelse de sonuçta CHP’nin siyasi kimliği bu ülkede bir umut olmaya devam edecektir. Bunu hiç kimsenin unutmaması gerekir. Sonuçta demokrasinin en büyük temel taşı CHP’dir ve göreceksiniz ki, insanların güvenine layık olacak bir şekilde iktidar kapısını açacak bir parti olacaktır.

CHP’nin iktidara alternatif bir siyasi parti olmasını dileyerek ve son sorumu yöneltmek istiyorum: Türkiye’nin yeni sistemi ve rejim değişikliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Rejim değişecek dediler ama ne oldu ki? Mesela koalisyon bitecek dediler, bitmediğine göre söyledikleri şeylerin hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. O yüzden toplumu bir yere kadar kandırabilirsiniz. MHP’nin oyu çıkarıldığında AKP’nin oyu en fazla yüzde 40 düzeyindedir. Böyle düşündüğünüzde Tayyip Erdoğan’ın da oyu yüzde 40’lardadır daha da aşağıya inecektir. Devlet imkanlarıyla, yargıyı elinde bulundurarak ve bütün imkanlarla bu kadar oy alabiliyorlar. Bunun en üst noktasının bu oran olduğu anlaşılmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.