Suriye ve çomarlaşmak

0
33

Çomarlaşmak; bir konuda hiç bir bilgisi olmadığı halde konuya taraf olmak, taraf olmakla kalmayıp bir de fikri olmadığı meseledeki taraflığını en ateşli bir şekilde savunmak manasındadır. Trolleşmek olarak yaygın olarak kullanılıyor. Lakin TROL deyince bi statü vermişsin zannediyorlar kendilerini. Çomar deyince statü tam oturuyor. 

Suriye meselesi tartışmaya çok açık bir konu. İnsani, ahlaki, vicdani, İslami, neresinden bakarsan bak sıkıntılı bir konu. O yüzden prensiplerimizi baştan koyalım. 

Bir; Allah kimseyi yerinden yurdundan etmesin. Yurtsuzluk zor. 

İki; Allah Türk yurduna zeval vermesin. Türk yurdu kutsal.

Üç; Yurdunu kaybedenlere bir de onurlarını kaybettirmeyin. Yancı iseniz de kaybettirmeyin, karşı iseniz de kaybettirmeyin. Unutmayın 5 sene öncesine kadar her biri kendi ağırlığı olan, düzeni, nizamı intizamı olan, kimi az, kimi çok sayılan insanlardı. 

Dört; Meseleye şahsi ideolojik pencerenizden bakmayın.

Beş; Meseleye şahsi KARŞITLIK pencerenizden de bakmayın. 

Altı; Adaletle hükmedin. Hem muhataplarınıza, hem kendinize, hem vatanınıza, hem neslinize. 

Yedi; bir kişinin azığı iki kişiyi aç bırakır. 

Şimdi zamanı biraz geriye alalım. Arap baharı başlasın, kardeşim Esed yıllarında Fenerbahçe Halepte maç; Galatasaray ŞAm’da kamp yapsın. Sınır kapılarından her gün önbinlerce vatan evladı Halep’e kebap, Şam’a tatlı yemeye gitsin. Meşhur DAMASCUS STEEL ile hemhal olduğumuz zamanlar bi gözümüzün önüne gelsin. 

Sonra Kardeşim Esed muhaliflerine karşı sertleşsin, bizimki kulak çeksin, esed söz dinlemesin, Dışişlerine bakan diye koydukları afacan “Stratejik Öküzlük” adlı eserinde belirttiği teorileri bi pratiğe dökme hevesine bürünsün. 

Suriye muhalifleri önce gazlansın, sonra desteklensin, Hatta eğitilip donatılsın. Emevi Camisinde cuma namazı, Vahdettin Türbesinde hatim duası edilsin, Mübarek Perşembe Gününün 14,30unda Kuvvetlerimiz Şam’a girsin. (derken Barzan birlikleri tam 29 Ekim’de bize girsin hatta lahmacunun hesabı da bize kitlensin)Bu esnada aymazlığımızdan DEAŞ kapımıza dayansın. DEAŞ itleri konsolosluk basıp evlatlarımızı rehin alsın. Bizim evlatlarımız ÇATIŞMADAN DEAŞ’a teslim olsun, Bin yıllık vatan toprağını, dedemizin kabrini bir gece hırsız gibi DEAŞ itlerinin önünden kaçıralım. Başbakan Genelkurmay Başkanını tebrik etsin, C.BAşkanı her ikisini birden alkışlasın. “Muazzam operasyon!! Dedemizin sandukasını kaçırdık! diye yalama basın manşet çeksin”. 

Baktık olmuyor, eğitilip donatılan bir kısım soysuz Suriye sınırından içeri sokulsun, soysuzlar daha yüz metre gitmeden silahlarını daeşe teslim etsinler.

PKK’nın sınır uzantısı YPG ile DEAŞ çarpışsın, sen tavşana kaç, tazıya tut diyerek durumu kurtarabileceğini zannet. Nusaybin Devlet hastanesinde YPG’lileri, Ceylanpınar Devlet hastanesinde DEAŞ’lileri tımar et, yaralarını sar, tekrar savaşa gönder. (Stratejiye bak la; şeytanın aklına gelmez; küçük afacan stratejik EŞŞEĞİN aklına gelen. Aynı EŞŞEKbugün parti kuruyor. Yediği b.klar yetmemiş; başımıza daha ne melanetler açacak ise onu hesaplıyor herhal. Nasıl olsa peşinden gidecek 3-5 Eşşek bulur). 

Suriye bir tur perişan olurken YANGINA BİZ ODUN ATMADIK diyen var ise bir adım öne çıksın. DEAŞ, YPG savaşından medet ummuş hatta -günahı boynuna- belki bunu planlamış stratejist görünümlü EŞŞEKLER var idi başımızda. Suriye halkı üzerinden Esed/Şİİ Milisler bir tur, DEAŞ bir tur, YPG bir tur geçti. Şimdi Rusya-Esed/iran bir tur daha geçmenin peşindeler. 

Suriyenin durumu mezhep siyasetinden bağımsız düşünülemez. Esed’in laiklik diyerek Bizimkini nasıl kafaladığı aha ortada. Esed bildiğin Şia mezhepçisi çıktı/Ya da şartlar oraya getirdi. Farketmez. Bugün pür mezhepçi bir liderdir. 

Sünni Araplar bu savaşın en büyük kaybedenleridir. Güney Suriye’den TAMAMEN sürüldüler. % 15 lik Şİİ nüfus Tüm ülkenin kontrolünü KANIRTARAK ele aldı. Savaştan önce Nüfusun küçük miktarı olan (Kimlikleri olmadığı için sayıyı bilmiyoruz) herhangi bir toprak otoritesi bulunmayan, Kürt’ler sırası ile Rejimle, Rusya ile, AB ile, ABD ile anlaşarak hem “DEAŞ’i bozguna uğratan Laik savaşçılar,” oldular hem de nüfus ile alakasız stratejik önemde, petrol yatakları dahi olan koca bir bölgeyi denetim altına aldılar. DW, El Cezire, gibi kaynaklardan okuduğumuz, SETA felan gibi kuruluşlardan takip ettiğimiz kadarı ile de Arap, Süryani ve Keldanilerin mallarına çökme, sürgün etme de had safhada seyrediyor. 

Suriye ile ilgili herkesin onlarca, yüzlerce hesabı var iken bi de bizim köye gidelim bakalım ne diyorlar? 

AKP’li, İreisçi isen kayıtsız ve şartsız olarak “SÜRİYELİLER KALSIN ONNAR BİZİM MUHACİR GARDAŞLARIMIZ, ONLAR MUHACİR BİZ ENSAR, bırak 45 milyarı, 450 milyar dahi harcasak bu iş devam edecek. Ensar muhacire bir gün OF! dedi mi? demek zorundasın. 

Yok eğer Ulusalcı isen;

Defolsun Suriyeliler, nalet gelsin onlardan, ya hepsi defolsun, ya da biz sopa atarak gönderelim. Biz kendimiz acız, başkasını doyurmanın derdine düşmüşüz, çok hevesliler ise her ampül evine bi suriyeli alsın, havuz müteaahh,tleri havuzdan bunlara pay ayırsın baksınlar. Bedava hastane, bedava eğitim, bedava öğretmen, bedava yemek, bi de üstüne maaş, olmaz lan böyle bi şey; Demen lazım. 

Son zamanlarda Suriye’liler ile ilgili paylaşımlar da (Yok bayrak yaktılar, yok taciz ettiler, yok adamı kestiler, yok kızı kaçırdılar) bana feci halde tek merkezin işi imiş gibi geliyor. 

Yazıyı burada kesip çözüme ilişkin başka bir risale serdedelim. zira yazı şimdiden okunabilir olmaktan çıktı. 

Baki selam…

Misak-ı Milli’nin sorgulayan beyinleri ve dahi güzide çomarları…

Bir Yorum Yazın