Suriye’deki kimyasal saldırı iddiaları karşısında ABD ve AB’nin tepkisi sert oldu. Ingiltere, ABD ve Fransa Suriye’deki bazı hedefleri imha etmek amacıyla gerçekleştirdiği saldırılar ile Esad’ı daha başka saldırılar yapmaya caydırdığını ve ileride yaşanabilecek olası kimyasal saldırıları bu şekilde önlediğini düşünmekte gibi görünüyor. Çünkü hem İngiltere hem de ABD’den gelen açıklamalar bu yönde. Iki taraftan da bu saldırının niteliğine ve sonuçlarına yönelik muhtelif açıklamalar geldi. Bununla birlikte çok kez Suriye’deki hedeflere yapılan bu hava harekatının Rus hedeflerine yönelik olmadığı dile getirildi.

Macron’un seçilmesinden sonra Fransa tüm dünyadaki meselelere olduğu gibi suriye’ye de doğrudan müdahil olmaya başladı. Ingiltere’nin Brexit ile yaşadığı travma sonrasında Theresa May, aynı Fransa’da olduğu gibi, İngiltere’yi dünya siyasetinde eski konumuna getirmeye çalışmakta gibi görünüyor. Bu suretle dış politikada prestijini arttıracak partnerler aramakta ki Almanya’nın yokluğunda doğal olarak yanında Fransa’yı buldu. ABD’nin de bir taraftan Çin, bir taraftan da Rusya ile karşı karşıya gelmesi de dikkate alındığında bir tür doğu-batı cepheleşmesi ortaya çıktı. Bu tür taktiksel birliktelikler uluslararası ilişkiler bağlamında şimdilik 21. Yüzyılın en tipik özelliklerinden biri gibi görünüyor.

İran meselesi oldukça tartışılır oldu. Nitekim İran’ın bölgede nüfuzunu arttırmasından hemen hemen her devlet çekinmekte. Iran’ın Ortadoğu’daki stratejisinin savaşçıları eğitip, savaştırıp sonra evine dönmelerini sağlamak değil, aksine o ülkenin kurumlarını da kontrol ederek uzun vadede siyasi sisteme hakim olma arzusu olduğu yaygın bir görüş. Avrupa Birliği’nde bir çok ülke İran’a karşı olan politika konusunda bir nebze şüpheci. Ingiltere, Almanya ve Fransa’nın İran’a yaptırımların arttırılması teklifi AB’nin diğer üyeleri tarafından destek bulamadı. Bunun yanı sıra, Fransa’nın da İran öncülüğündeki gruplar ile ve Hizbullah’ın hedef alınmasına karşı bir duruş sergilediği de belirtiliyor. Nitekim bu politika, örneğin İtalya gibi kimi AB ülkelerinin İran’a karşı yapılacak yaptırımlar konusunda daha ihtiyatlı olunmasını desteklediği iddialarını da güçlendiriyor.

Suriye'nin kullandığı iddia edilen kimyasal saldırıların Avrupa ve Amerika’nın Suriye’ye müdahalesini uluslararası arenada meşrulaştırdığı düşünüldüğünde, eğer Rusya’nın bir takım başka planlar yoksa, bu tür silahların kullanımından pek yana olduğu beklenemez. Öte yandan haklı olarak, batı bloğunun Suriye’ye yönelik saldırısı dünyada uzun vadeli bir etki yapamayacağı görüşüne sebep oldu. Daha çok üzerinde durulan mesele Esad’ın varlığına bir etkisi olmayacağı, aksine hem Rusya’nın hem de İran’ın, Batı’yla ilişkilerinin dipte olduğu bir dönemde, desteğiyle gücünü tahkim edebileceği. Dolayısıyla Rusya’nın bundan sonra Batı’dan gelecek Suriye’ye yönelik faaliyetlere daha da tehditkar yaklaşması oldukça muhtemel.

İngiltere, ABD ve Fransa’nın Suriye’deki bu saldırılarına yönelik olarak, askeri operasyonların Irak ve Afganistan’daki gibi insani sebeplerle yapılıp yapılmadığına dair soruları gündeme getirdi. Özellikle ABD’nin Ortadoğu coğrafyasındaki her türlü müdahalesi, bu acı deneyimleri akıllara getirmekte. Özellikle Macron gibi genç ve bu tür ihtilaflara doğrudan katılmaya pek hevesli liderlerin Suriye meselesinde dikkatli davranması gerek. Çünkü Rusya Batı’dan gelen her türlü eylemi doğrudan tehdit olarak algılamakta ve Kremlin sıkça tehlikeli gördüğü faaliyetlerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini belirtmekte.

Durumun karmaşıklığından, bölgesel güçleri barındırmasından ve karşılıklı akışkan bloklar oluşturmasından dolayı içinde bulunduğumuz dönemi Birinci Dünya Savaşı öncesine benzetenler de mevcut. Bu nedenle devletlerin dış politikada karşılaştıkları meydan okumalar ve zorluklar daha etkili bir diplomasi gerektirmekte. Aksi halde bu karmakarışık savaş oyununda küçücük bir kıvılcım vahim sonuçlar doğurabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.