Bundan birkaç yıl önceydi…
Genç bir Türk işadamı Güney Afrika’ya iş gezisine gitmişti. 
Her şey umduğundan daha Başarlı geçmişti. Sözleşme bile imzalamıştı. 
Dönüşe bir gün varmıştı.
Bir taksi kiralamış, şehir turu atmaya başlamıştı. 
Büyük bir sinemanın önünden geçerken, Gandi filmi dikkatini çekmişti.
Hani şu bol Oscar’lı uzun film… 
Taksiden inmişti. Doğru Sinemaya gitmişti. 
Bilet almak için kuyruğa girmişti. 
Kuyruktaki insanlar…
Bir garip bakıyordu bizim işadamına… 
“Beyefendi, siz yabancısınız galiba” 
Türk işadamı da  “yabancı olduğum alnımda mı yazılı” diye düşünmüştü.
“Evet, nereden anladınız?” 
Alnında yazılı değildi kuyruğa girmişti.
“Burada beyazlar kuyruğa girmez. Onlar doğrudan gişeye gider. Biletlerini oradan alırlar. “ diye uyarmışlardı. 
Bizim iş adamı biraz mahcup birazda utangaç bir vaziyette, tüm kuyruğun önüne geçerek gişeye ulaşmıştı… 
Evet… 
Beyazlar için ayrı bir pencere vardı… 
“İyi günler efendim. Bir koltuk rica ediyorum.” 
Gişedeki kız şaşkın… 
“Bey efendi siz yabancısınız galiba…” 
Hoppala…
“Evet, nereden anladınız? “
Kız bizimkisinin sorusunu hemen kesmişti.
“Burada beyazlar koltukta değil, balkonda otururlar” diyerek balkon bileti satmak istemişti. 
Kız biraz da güzeldi. Türk işadamı hiç itiraz etmemişti.
“Peki, bir Balkon lütfen “
İlk defa sinemanın balkonunda film izlemeye başlamıştı… 
Film bir hayli uzundu… 
Güney Afrika’da bizim sinemalardaki gibi sık ara yoktu… 
Bu arada bizim işadamı sıkışmıştı. 
Etraf karanlıktı. 
Herkes film izliyordu. 
Dayanamamıştı. Ayağa kalkmıştı. 
Bu arada yanındaki sormuştu
“Nereye beyefendi? “
“Tuvalete gitmem lazım”  diye yanıt vermişti.
Beyefendi de ”siz yabancısınız galiba”…demişti. 
Bizim ki de merakla
“Evet, ama nereden anladınız?” diye soru sormuştu.
“Burada beyazlar tuvalete gitmez ki… “  karşılığını almıştı.
Bizimkisi
“Ya ne yaparlar? “ diye ikinci sorusunu sormuştu.
Yanındaki ikinci soruya da.. 
“Balkonun korkuluklarına dayanır ve ihtiyacını giderir” diye  karşılık vermişti.
İşadamımız şaşkına dönmüştü… 
Tek güvendiği şey etrafın karanlık olmasıydı… 
Balkon korkuluklarına dayamıştı. Aşağıya doğru ihtiyacını gidermeye başlamıştı. 
Tam bu sırada aşağıdan bir zenci seslenmişti… 
“Hey sen yabancısın galiba…” Türk işadamı iyiden iyiye şaşkına dönmüştü. 
Karanlıkta sadece ç… den tanındığı içinde biraz ürpermişti… 
Aşağıdaki zenci devam etmişti… 
İnsan sadece birinin kafasına etmez ki…
Şöyle bir serpiştirir… 
Bu memlekette…
 SOSYAL ADALET diye bir şey var… 
XXX 

Yıllar önceydi… 
Muğla- Menteşe’de özel aracımla geziye çıkmıştım.
Nisan ayıydı.
Doğa uyanmıştı. Her taraf yemyeşildi. Fotoğraflar çekmiştim. , 
Dostlarla bir araya gelmiştim. Sıkıntılarını anlatmışlardı. 
Anlattıklarında haber değeri de vardı… 
Tabi ki çağlalar da büyümüştü… 
Çağlalarla birlikte iki de bira içmiştim.
Sonra da… 
O yılki 48-NS- 802 aracımla Muğla’ya doğru yola çıkmıştım. … 
Kent girişindeki Polis noktasındaki görevliler önüme fırlamıştı. … 
Meğerse… 
Cihaz…
 Bizim 48-NS–802 plakayı, icralık aracın 48-HS–802 plakası diye okumuştu. 
Bir yanlışlık var dedim… 
Benim aracımın plakası 
48-NS–802… 
48-HS–802 değil ki… 
Keşke olsaydı… 
Benim adımın baş harfi H, 
Eşimin adının baş harfi de S… 
Polis ekiplerinden polisin biri… 
“Sen bira içmişsin” demişti. 
Evet… 
İki tane bira içmiştim. Bunu söylemiştim.  
Sen misin onu söyleyen… 
Mesleğimi sormuşlardı. 
Emekli Gazeteci olduğunu söylemiştim.
Keşke söylemez olsaydım.
Sanki…
Ganimet bulmuşlardı.

Alkol ölçeri üfledik.
 123 rakamı çıktı. 
Hemen tutanaklar tutulmaya başlamıştı. 
Sonra hastaneye… 
Burada da alkol ölçer üflemiştim. 
Sonuç 53 çıkmıştı.
Aradaki geçen zaman 20 dakika filandı… 
İki ayrı alkol değeri vardı.
İki biranın ceremesi neyse ödemeye hazırdık.
480 TL para cezası kesmişlerdi. 
6 ay da sürücü belgeme el koymuşlardı. 

Ne diyecektik ki… 
Devletimiz sağ olsun demiştik.
XXX 
 Aradan yıllar geçti…
Ülkemizin hiçbir kentinde değişen bir şey yok.
Farları bozuk araçlar karayollarında… 
Kaldırımlar ise…
Enlemesine araçların işgalinde… 
Balık istifi yolculuklar… 
Trafik polisinin gözü önünde kırmızı ışık ihlalleri… 
Fark etmiyor. 
Çiş Zenciye, ceza da Bizim başımıza gelmişti. 
XXX 
Oysa Cezalar.
Farı bozuklara.
 Kırmızı ışık ihlallerine. 
Kaldırımı enlemesine işgal edenlere.
Balık istifi yolculuklarına da… 
Şöyle bir serpiştirilmesi gerekmez miydi? 
Bu ülkede sosyal adalet diye bir şey var!

Öyle değil mi? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72

banner78