Söğütözü ile Güvenpark arasında

Abone Ol

Değerli okuyucularım,

CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararla CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılıp, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin görevi devralmasına hükmedilmişti.

Bu kararın ardından, 38. Olağan Kurultay'da genel başkan seçilen Özgür Özel CHP Genel Merkezi'nden olaylı bir şekilde ayrılırken, butlan kararıyla görevi devralan Kemal Kılıçdaroğlu ve taraflar arasında karşılıklı açıklamalar peş peşe gelmeye başlamıştı.

Yaşanan tartışmaların ardından, Kurban Bayramı vesilesiyle 30 Mayıs günü Ankara'da partililerle bayramlaşma programları düzenlendi. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi buluşma adresi olarak Söğütözü'ndeki CHP Genel Merkezi'ni gösterirken, CHP'nin eski Genel Başkanı Özgür Özel de partilileri Ankara Güvenpark'ta bir araya gelmeye davet etmişti.

Ben de gelişmeleri yerinde takip etmek amacıyla Ankara'ya gittim. Önce Söğütözü'ndeki CHP Genel Merkezi'ni, ardından Güvenpark'taki buluşmayı izledim. Böylece her iki tarafı da yakından gözlemleme fırsatı buldum.

CHP Genel Merkezi önünde ağırlıklı olarak parti üyeleri bulunuyordu. Ancak alanda, geçmişte "Yetmez ama evet" tartışmalarıyla gündeme gelen Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) flamalarının da yer aldığını gördüm. Kim tarafından ve hangi amaçla davet edildiklerini doğrusu anlamakta zorlandım. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile ilgili yaptığı açıklamalar dikkate alındığında, bu grubun orada bulunması bana oldukça dikkat çekici geldi. Bu konuya şimdilik girmeyeceğim; ancak ayrıca değerlendirilmesi gereken bir başlık olduğunu not etmek isterim.

Güvenpark'ta ise çok daha kalabalık bir topluluk vardı. Alandaki kitlenin önemli bölümünün seçmenlerden oluştuğu açıkça görülüyordu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın da orada bulunması meydana ayrı bir hareketlilik katmıştı.

Sahada yaptığım gözlemler ve görüştüğüm kişilerden edindiğim izlenime göre, katılımcıların önemli bir kısmını çeşitli il ve ilçelerden gelen belediye çalışanları oluşturuyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını ve tartışmalı 38. Olağan Kurultay'a ilişkin ortaya atılan iddia ve belgeleri mesleğim gereği en başından beri yakından takip ediyordum. Güvenpark'ta ve Söğütözü'ndeki CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalıkları görünce aklıma, rivayete göre anlatılan şu hikâye geldi:

Muaviye döneminde yaşandığı rivayet edilen bir olay, kalabalıkların gerçeği nasıl değiştirebildiğini göstermesi bakımından yüzyıllardır anlatılır.

Anlatılanlara göre, Muaviye'nin ordusundan bir kişi bir bölgede bulunan erkek deveyi sahiplenmek ister. Devenin gerçek sahibi buna itiraz eder ve konu Muaviye'nin huzuruna kadar taşınır. Muaviye, erkek olduğu açıkça görülen deve için kendi adamının lehine karar vererek, "Bu dişi devedir" der. Rivayete göre çevrede bulunan binlerce kişi de gerçeği görmelerine rağmen, "Evet, bu dişi devedir" diyerek onu onaylar. Devenin sahibi şaşkınlık içinde kalır. Daha sonra Muaviye adamı yanına çağırır, devenin aslında ona ait olduğunu söyler ve zararını karşılar. Ardından da şu mesajı verir:

"Git ve Ali'ye söyle; ben, erkek deveye dişi deve diyen binlerce kişiyle savaşıyorum."

Bu hikâye, doğru olsun ya da olmasın, yüzyıllardır aynı nedenle anlatılır. Çünkü bazen insanlar gerçeği değil, kendilerine söyleneni tekrar etmeyi tercih ederler.

30 Mayıs'ta Ankara'da Söğütözü ve Güvenpark'ta ortaya çıkan tabloyu görünce aklıma ister istemez bu hikâye geldi.

Son yıllarda Türkiye'de siyaset büyük ölçüde sosyal medya üzerinden şekillenmeye başladı. Bir süre sonra belgeler, somut veriler ve gerçekler geri plana itilirken; sloganlar, etiketler ve sürekli tekrarlanan ithamlar ön plana çıktı. Öyle ki bir iddia ne kadar çok tekrar edilirse, o kadar doğru kabul edilmeye başlandı.

CHP'de yaşanan son tartışmalar da bu atmosferden bağımsız değil.

Parti içerisinde farklı görüşler olabilir. Liderler eleştirilebilir, genel başkanlar sorgulanabilir, stratejiler tartışılabilir. Bunlar demokrasinin doğal sonuçlarıdır. Ancak son dönemde yaşanan tartışmaların önemli bir bölümü siyasi eleştirinin sınırlarını aşmış durumdadır.

Bugün bazı çevreler tarafından Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yıllardır dile getirilen "iktidara hizmet etti", "bilinçli olarak kaybettirdi" ve "sarayla birlikte hareket etti" yönündeki iddialar, siyasi eleştirinin ötesine geçerek adeta bir linç kampanyasına dönüşmüştür.

Oysa siyaset tarihinde liderler yalnızca kazandıkları seçimlerle değerlendirilmez. Verdikleri mücadeleler, üstlendikleri sorumluluklar ve bıraktıkları siyasi miras da bu değerlendirmenin önemli bir parçasıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı görevini devraldığında partinin oy oranı yaklaşık yüzde 17 seviyesindeydi. Daha sonraki süreçte muhalefet cephesini tek çatı altında toplanmayı örgütleyerek Millet İttifakı'nın kurulmasında önemli rol oynadı. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçimi ikinci tura bırakarak AKP iktidarını geriletti. Kılıçdaroğlu ikinci turda yaklaşık yüzde 47,8 oranında oy aldı.

Elbette bu süreçte hatalar yapılmıştır. Stratejik yanlışlar olmuştur. Toplumun beklentileri her zaman doğru okunamamış, aday tercihleri tartışılmıştır. Ancak başarısızlık ile ihanet aynı şey değildir.

Üstelik bugün eleştirilen kararların önemli bir bölümünde, daha sonra 38. Olağan Kurultay'da parti yönetimini devralan kadroların da sorumluluğu bulunduğu unutulmamalıdır.

Ne yazık ki CHP'nin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri de budur. Parti içindeki siyasi rekabet zaman zaman siyasi husumete dönüşmekte, farklı düşünen insanlar kolaylıkla yaftalanabilmektedir. Bir taraf diğerini ihanetle suçlarken, diğer taraf da karşısındakileri partiyi bölmekle itham etmektedir.

Oysa CHP'nin tarihi, farklı görüşlerin aynı çatı altında mücadele edebilme tarihidir.

Bugün partinin ihtiyaç duyduğu şey yeni düşmanlar üretmek değil, ortak bir zeminde buluşabilmektir.

Siyasi partiler sosyal medya kalabalıklarının alkışlarıyla değil, kurumsal kültürleriyle ayakta kalırlar. Sosyal medyanın öfkesi geçicidir; ancak parti içerisinde açılan kırgınlıklar uzun yıllar etkisini sürdürebilir.

Muaviye'nin dişi deve hikâyesinin verdiği asıl ders de budur. Bir iddia, bin kez tekrar edildi diye gerçek hâline gelmez.

Ne yazık ki CHP'nin bugün içine düştüğü tablo, birçok yönüyle bu hikâyeyi hatırlatmaktadır.

Anlayana...

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }