Türkiye'nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı, üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hafızalardaki yerini koruyor. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta bulunan yazarlar, ozanlar, sanatçılar ve aydınların konakladığı Madımak Oteli, saatler süren kuşatmanın ardından ateşe verildi. Yangında 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirirken, onlarca kişi yaralandı. Olay, yalnızca bir toplu ölüm değil; Türkiye'nin demokrasi, laiklik ve birlikte yaşama kültürünü derinden sarsan bir kırılma noktası olarak tarihe geçti.

CHP kurultayı davası 16 Eylül’e kaldı
CHP kurultayı davası 16 Eylül’e kaldı
İçeriği Görüntüle

Günler öncesinden yükselen gerilim

1993 yılında düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri, birçok yazar, sanatçı ve düşünürü Sivas'ta bir araya getirdi. Ancak etkinlikten önce kentte dağıtılan bildiriler, bazı yerel yayınlarda kullanılan hedef gösterici ifadeler ve özellikle yazar Aziz Nesin üzerinden yürütülen kampanya kentteki tansiyonu yükseltti. Uzmanlar ve döneme ilişkin araştırmalar, olayın yalnızca birkaç saat içinde gelişmediğini, gerilimin günler öncesinden büyüdüğünü ortaya koyuyor.

Binlerce kişinin önünde saatlerce yardım beklendi

2 Temmuz Cuma günü cuma namazının ardından toplanan kalabalık önce Kültür Merkezi'ne, ardından Madımak Oteli'nin önüne yöneldi. Saatler boyunca kuşatma altında kalan otelde bulunanlar defalarca yardım çağrısı yaptı. Kalabalığın büyümesine rağmen güvenlik güçlerinin etkili müdahalede bulunamaması, olayın en çok tartışılan yönlerinden biri oldu.

Akşam saatlerinde otelin giriş katında başlayan yangın kısa sürede bütün binayı sardı. Alevlerden kaçamayan çok sayıda kişi dumandan etkilenerek ya da yanarak hayatını kaybetti. Türkiye, televizyon ekranlarından canlı yayınlanan bu görüntülerle tarihinin en acı günlerinden birine tanıklık etti.

Hayatını kaybedenler yalnızca isim değildi

Madımak'ta yaşamını yitirenler arasında şairler, ozanlar, yazarlar, akademisyenler, genç sanatçılar ve etkinliğe katılan yurttaşlar vardı. Hasret Gültekin, Asım Bezirci, Behçet Sefa Aysan, Metin Altıok, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu gibi Türkiye kültür ve edebiyatının önemli isimleri bu saldırıda yaşamını yitirdi.

Katliam, yalnızca aileleri değil; Türkiye'nin kültürel hafızasını da derinden yaraladı. Birçok sanatçı ve düşünürün üretimi, Madımak'tan sonra yarım kaldı.

Devletin sorumluluğu tartışmaları bitmedi

Katliamın ardından açılan davalar yıllarca sürdü. Çok sayıda sanık hakkında ağır cezalar verildi ancak firari sanıklar, zaman aşımı kararları ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin tartışmalar hiçbir zaman gündemden düşmedi.

İnsan hakları örgütleri, Alevi kurumları ve çok sayıda demokratik kitle örgütü, yalnızca saldırganların değil, olay sırasında görevini yerine getirmediği öne sürülen kamu görevlilerinin de etkin biçimde yargılanması gerektiğini savundu. Bu nedenle Madımak dosyası, hukuk kadar toplumsal vicdanın da konusu olmaya devam ediyor.

"Unutmak değil, yüzleşmek"

Her yıl 2 Temmuz'da binlerce kişi Sivas'ta ve Türkiye'nin birçok kentinde yaşamını yitirenleri anıyor. Anmalarda en güçlü talepler ise "hakikat", "adalet" ve "yüzleşme" oluyor.

Madımak Oteli'nin bugün Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanılması ise uzun yıllardır tartışılıyor. Alevi örgütleri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu, binanın tümüyle bir "Utanç Müzesi" haline getirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu talep, her yıl yapılan anmalarda yeniden dile getiriliyor.

33 yıl sonra aynı soru

Madımak Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçti. Ancak kamuoyunda hâlâ aynı soru soruluyor: Saatlerce süren kuşatma neden engellenemedi?

Bu soru yalnızca geçmişe değil, geleceğe de yöneliyor. Çünkü demokrasi, laiklik, inanç özgürlüğü ve farklı kimliklerin güven içinde yaşayabilmesi, ancak geçmişte yaşanan acılarla gerçek anlamda yüzleşildiğinde güçlenebiliyor. Bu nedenle 2 Temmuz, yalnızca bir anma günü değil; Türkiye'nin ortak hafızasında adalet arayışının simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Ne olmuştu?

2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta bulunan yazar, ozan, sanatçı ve aydınların konakladığı Madımak Oteli, otel önünde toplanan kalabalığın saldırısına uğradı. Saatler süren kuşatmanın ardından otel ateşe verildi. Yangında 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Türkiye tarihinin en ağır toplu katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan olay, aradan geçen yıllara rağmen adalet, yüzleşme ve toplumsal hafıza tartışmalarının simgesi olmaya devam ediyor.