Bugün Sıla’nın hikâyesi üzerinden, kadına olan şiddeti kısaca irdelemek istiyorum. Belki hepimizden bir parça vardır Sıla’nın yaşadıklarında.

Aslında hep aynı hikâye:

Adam, kadını elde etmek için bin takla atar. Jestler, iddialı laflar, kendini kadına adamış gösterme numaraları. Bunlar etkili olur ve sonunda adam, kadının kalbini ve güvenini kazanır. Sonrasında bağlılık ve itaat bekler. İktidarının sınırlarını ise geniş tutar.

Aslında çok hassas bir sınırdır söz konusu olan. En ufak bir memnuniyetsizlikte kırılır ve o gedikten dışarıya şiddet püskürür. Bazen psikolojik şiddet söz konusudur, bazen de fiziksel. Yaptıkları ortaya çıktığında adam bahanelere sarılır. Tıpkı müzisyen Sıla Gençoğlu’na şiddet uygulayan oyuncu Ahmet Kural’ın yaptığı gibi.

Söz konusu bu iki kişi arasında tartışma yaşanır. Tartışma, karşılıklı yüksek sesli kırıcı söz düellosunu aşıp itişmeye dönüşür. Sonunda, malum olumsuz gelişmeler yaşanır.

Rol yapmayı meslek edinmiş bu kişi, kendini kurtarmak için, bir taraftan “Başta Sıla olmak üzere bütün kadınlardan özür dilerim.” derken, bir taraftan da beceriksizce kurduğu cümlelerin satır aralarında kadını suçlamaktadır. Ona göre, kadın tahrik etmiştir ve kırıcı davranmıştır vs. vs. vs. mazeretler.

Adam, kadını ne kadar çok sevdiğini söyleyerek sempati kazanmaya çalışırken aslında üstü kapalı kadını yermekten de geri durmuyor:

“Sevdiğini gördüğünde gözleri parlayan bir insan olarak benden kötü şeyler işitemeyeceksiniz.” Bu cümleyle, sosyal medyada çok paylaşılan ve aşkla baktığı o fotoğrafa gönderme yapmaktadır. Ama, aynı metnin alt tarafında kadının kötü şeyler yaptığı iması vardır: “O gece benimle paylaştığı şeyleri itidalli şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine… Konu canımı ne kadar acıtsa da evimi soğukkanlılıkla terk etmeliydim.”

Adam, burada pişmanlık belirtir gibi yaparken aslında kendisinin mağdur olduğunu iddia ediyor ve darp ettiği kadına hâlâ laf yetiştiriyor. Ayrıntılar arasından suçunu inkâr ediyor ve “Hakkımdaki iddialar (sürükleme, küfür, tehdit, hakaret, kül tablası fırlatma, şantaj, alıkoyma vs.) doğru değil.” demeye çalışıyor. Ama, bir taraftan da, “İddia edilen olay sırasında sevdiğim kadınla yaşadığım itişme sonuçları elbette bana yakışmadı.” diyerek tartışma sırasında kadının kolunu tutmaktan daha fazlasını yaptığını da itiraf etmiş oluyor.

Gençoğlu, doktor raporu almaya gittiğinde tüm vücuduna, kafasına, kulaklarına ve bacaklarına tekme ve yumruk darbeleri aldığını, yerde sürüklendiğini, darp sonrasında idrarından kan geldiğini söylemişti.

Başa alınan tek darbenin bile hayati sonuçları olabileceğini herkes biliyor. Buna rağmen Ahmet Kural’ın avukatı, “Muayeneyi yapan doktor hastanın genel durumunun iyi olduğunu nitelemiş, bu yedi günlük rapordan da belli olmaktadır.” diyerek olayı önemsizleştirmeye çalışıyor.

Bu çabaların karşısında üçüncü tarafların net tavır alması şart.

Yapı Kredi’nin Kural’la reklam anlaşmasını feshetmesi, bu tür olayların yeniden yaşanmaması için caydırıcı olacaktır elbette.

Yargının vereceği ceza bir yana, bu tür aymazlıkları ve küstahlıkları yenmenin yolu duyarlı olmaktan geçiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.