“Sağlam ve samimi temeller üzerine kurulmayan her ilişki ve ortaklık bitmeye mahkumdur.” Bu savımı bizi şaşırtan ama öncesini ve nedenini düşündüğümüzde sonuç üzerinde değerlendirme yapabileceğimiz bir olaya bağlamaya çalışacağım. Buna dayanarak bu gibi ilişkilerden bir örnek vermek gerekirse bunlardan biri de, 16 Nisan Referandumu öncesinde samimiyet kuran AKP-MHP ittifakıdır. Üstelik bu siyasi bir ortaklık olduğundan, malum birlikteliğin başarısı veya başarısızlığı sadece kendilerini değil, tüm ülkeyi ilgilendirmektedir. 80 milyon kişinin toplumsal, ekonomik, sosyal ve hukuki bakımdan haklarının düzenlenmesine kadar önemli bir siyasi sorumluluğa sahip olması gereken Cumhur İttifakı nihayetinde çatırdamaya başladı. Bu ittifakta çatlakların olacağı zaten belliydi. Görünen köy kılavuz istemez, misaliydi. Çünkü başta belirttiğim gibi, samimi ve sağlam temeller üzerinde kurulan bir ittifak değildi. Önemli olan çatlakları yaratan konuların da öncesiydi.

Af konusu, Andımızın okutulmasına dair ve ekonomik krizin baş müsebbibi olarak lanse edilmeye çalışılan Papaz Brunson’ın serbest bırakılıp bırakılmaması meselelerinden dolayı araları bozulan iki siyasi parti, bu konularda anlaşmış olsalardı dahi gelecek günlerde başka bir konu yüzünden ihtilaf yaşayacaklardı. Nitekim MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, henüz iki yıl öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili söylediği sözlerini hepimiz biliyoruz.  Ve şu an itibariyle değerlendirecek olursak, bu anlaşmazlığın yerel seçim çalışmalarına başlama aşamasında olması muhalefet partileri için bulunmaz bir fırsattır aslında. Tabii ki bu fırsatı değerlendirebilirlerse! Fırsatları değerlendirmekle ilgili Bernard Shaw’un çok sevdiğim bir sözü vardır: “Durumun diledikleri gibi olmamasından yakınan kimseler, karşılarına çıkan fırsatları değerlendirmeyenlerdir.”

Siyasi arenada düşünecek olursak, CHP’nin bu sözün hakkını tam anlamıyla verdiğini söyleyebiliriz. Genel Başkanlığa CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın geldiği 90’lı yıllardan itibaren partide düşen ivme hareketi, mevcut Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile devam etmiştir ne yazık ki. CHP, halka ulaşamamış, sosyal demokrasi anlamındaki politikalarını ve çözüm önerilerini net olarak belirleyememiş, kısacası kendi kimliğinin farkında olmadan kendisini gerçekleştirememiş bir parti olarak kalmıştır. Elbette partinin başarısızlığıyla birlikte itibar kaybetmesine CHP’li kadrolar neden olmuştur. İşte bu yüzden yerel seçimler öncesindeki şu aşamada aday adaylığı için ortaya çıkan belediye başkan adaylarının da seçimi büyük önem taşıyacaktır. Umarım CHP, yerel seçim çalışmalarındaki aday seçimi konusunda Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun bu aybaşında yaptığı açıklamadaki gibi titizlikle hareket eder. Kılıçdaroğlu, her bölge için farklı bir sistemle aday seçiminin gerçekleştirileceğini ve bu konudaki alt yapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını belirtmişti.

Ancak şöyle bir gerçek var ki, halk artık söylenen söze değil, davranışa ve icraata bakıyor. Hem de eskisinden çok daha fazla. Çünkü CHP’lilerin yanı sıra daha önceden AKP’ye oy vermiş olup, ülkenin gidişatından memnun olmadıkları için 24 Haziran Seçimlerinde oyunu başka bir siyasi partiye verenler de büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Ve seçimlerden birkaç ay sonra Bilgisayar Mühendisleri Odası’nın yaptığı araştırmaya göre 250 sandıkta saptanan yanlışlıklar doğal olarak hile şüphesini artırdı. Buna karşılık ana muhalefet partisi liderinin konuya ilişkin açıklaması ise, “boş bulunduk” anlamına gelen sorumluluktan uzak ve seçmenini delirten bir açıklamaydı. Defalarca seçim kaybeden köklü bir siyasi partinin genel başkanının bu tavır ve açıklamasıyla, “yerel seçimlerde oy kullanmayacağım” diyenler öylesine arttı ki! Seçim öncesinde oy kullanmanın ve sonucunu duymanın adeta bir fobiye dönüştüğü yeni bir kavram oluştu: Seçimofobi!..

seçimofobi denilen insanlardaki bu oy kullanma korkusunu tam anlamıyla yok edecek olan iktidardaki çatlak falan da değildir. Muhalefet ve özellikle ana muhalefet partisinin halkın güvenini sağlayacak bir programla yeniden yapılanması ve adaylarını da buna göre seçmesidir. Cumhur ittifakının samimiyetsiz ilişkisinden doğan anlaşmazlığı CHP’ye ders olmalı, aynı samimiyetsizliği de kendi içlerinde bitirmelidir. Yoksa kendilerinin yarattığı seçimofobi, yerel seçimlerde de onları hezimete uğratabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.