Sarıgüllerin kaybettiği seçimi kimler kazandı?

31 Mart yerel seçimlerinde yurttaşın odaklandığı birkaç seçim bölgesi vardı. Büyükşehir sonuçlarını bekleyen İstanbullular bir yandan da Şişli’den ne sonuç çıkacağını hesap etmeye çalışıyorlardı. Şişli’de SHP kökenli, gerçek bir sosyal demokrat vardı CHP listesinde: Muammer Keskin. Karşısında da DSP’den ‘Düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı‘ olarak nam yapmış Mustafa Sarıgül. Uzun uzadıya yazmayacağım ama Şişli’den gelen sonuçlar memleket için hayırlıdır. Sarıgül projesinin, DSP’nin CHP düşmanlığı siyaseti yaparak bazı köşe başlarını tutabileceği hayalinin çökmesi hayırlıdır. Bu açıdan Şişli halkı Sarıgül’e vurduğu tokatla DSP’ye de ağır bir ders verdi.

İstanbul’un kuşatma altındaki ilçesi Adalar’da meslektaşım Erdem Gül‘ün aldığı başarı kadar, Beyoğlu’nda CHP’nin sosyalist adayı Alper Taş‘ın aldığı oy oranıyla yakaladığı başarı da takdire şayan. Büyüdüğü, top koşturduğu, eylem yaptığı, gözaltına alındığı sokak ve caddelere belediye başkanı olma iddiasıyla inmişti bu kez Alper Taş, çarpıcı bir oy aldı ve ‘Belediye başkanı olmuş gibi çalışmaya devam edeceğini’ açıkladı. Alper Ağabey, Yurt’a verdiği demeçte ‘Burun farkıyla kazanacağız’ demişti. Bunun beş yıl sonra gerçekleşeceğine hiç şüphe yok.

Turan Hançerli. Türkiye’nin ilk engelsiz belediye başkanı. Önceki başkanın elinde zulüm gören (Önceki başkan Handan Toprak da bu seçimde DSP’den aday olanlardan) Avcılar’ın yaralarına merhem olacağına eminim. İki kolu olmadan hukuk fakültesini başarıyla bitiren Turan Hançerli avukatlığı boyunca ezilenlerin yanında oldu. Gezi Direnişi’nde fiziki şartlarına hiç aldırmadan, gözaltındaki direnişçilere yardıma koştu. Avcılar’da Berkin Elvan için yapılan anmada gençleri gözaltına almak isteyen polisin karşısında da o vardı. Turan hoca belediyeyi de böyle yönetirse Avcılar yeniden eski ihtişamına kavuşacak.

Diğer illerde olduğu gibi, anlaşılıyor ki İstanbul’da da HDP seçmeninin geniş desteğini almış CHP’li adaylar. Hatta, karşılaştırma yaptığınızda birçok seçim bölgesinde ‘firesiz’ bile diyebiliyorsunuz.

İstanbul’da öyle bir ilçe var ki CHP ne kadar dövünse az. İşbirliğinde karar verilemeyen, CHP’nin aday çıkarmakta zorlandığı Kağıthane. Kağıthane’de İyi Parti’nin etkisiz, dahası belediyecilik adına tek bir cümle kuramamış adayı Mehmet Aslan’ın aldığı oya baktığınızda ‘yazık olmuş’ demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kağıthane’de sağın ‘toparlayıcı’ belediye başkanı Fazlı Kılıç’ın köşesine çekildiği ve ortaya büyük bir fırsatın çıktığı 31 Mart seçimlerinde CHP’nin aday bulamayıp İyi Parti’ye topu atması, HDP’yi aday çıkarmaya zorladı. Sadece HDP’nin adayı değil, diğer partilere giden oylara baktığınızda Kağıthane kaçtı diyorsunuz.

***
İstanbul ve Ankara’dan sonra yurttaşın en çok ilgisini çeken kent tabii ki Tunceli‘ydi. Komünistlerin HDP Genel Merkezi’nin bile dahil olduğu yıpratma ve karalama operasyonuna karşı yürüttüğü başarılı çalışma Tunceli’de açık ara zafer getirdi. Ovacık‘ta 5 yıl önce yakılan ateş şimdi kent merkezine taşındı. Ovacık’ın tüm dünyaya yayılan sesi, şimdi bir bütün kentte daha gür çıkacak. Peki komünistlerin yürüttüğü çalışma neden başarılıydı? Buna biraz girmek gerek. Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve yoldaşlarının bu öksüz bırakılan ilçede el birliğiyle neler başardığını daha önce birkaç defa tüm detaylarıyla yazmıştım. Bunları şimdi tek bir yazıda zaten özetlemek mümkün değil. Ama Ovacık ‘halk için, halkla beraber’ bir belediyeciliğin, halkın üretime tekrar dönerek kendilerine güvenebileceğinin, yoksul bir ilçenin nasıl kendine yetebileceğinin, gençlerin ve kadınların belediye yönetiminde nasıl söz sahibi olabileceğinin yegâne örneği oldu. Tunceli halkı da buna güvendi ve Maçoğlu’nu kentin başına getirdi. Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile arzulanan, ‘keşke bizim de bir Maçoğlu’muz olsa’ diye özetlenebilecek komünist yönetimi Munzur’un çocukları bağrına bastı.

Bundan tam bir hafta önce, gazetede ‘Bu seçimi komünistler kazandı’ başlıklı bir yazı kaleme almış ve şöyle demiştim:

”30 Mart 2014’te beliren bu kıvılcım 31 Mart 2019’a gelindiğinde kocaman bir meşaleye dönüşmüştü. ‘Çok güzel ama biraz ütopik’ dediğimiz fikirlerden biri, bir günde gerçek olmuştu… Ülkenin dört bir yanında yurttaşlar Ovacık deneyimini nasıl kendi topraklarına taşıyabileceklerini düşünür, tartışır oldular. Ovacık’ta kısıtlı imkanlarla başarılanlar neden daha geniş coğrafyalarda gerçekleşmesindi. Öyle de oldu. Programı, stratejisi, hedefi belli komünist adaylar çıktı, bu kez daha çok, daha iddialı. Munzur’un çocukları bir tarafa, başka kentlerde de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. 31 Mart akşamı da tıpkı 30 Mart akşamı gibi olacak ve ertesi günkü gazeteler ‘Komünistler kazandı’ yazacak.”
Öyle de yazdık neyse ki.

Erdoğan’ın İstanbul ve Ankara’yı kaybettiren hatası

Bir itirafla başlamak gerek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı onca kez tespit edilen ve sonunda mazbatasına kavuşarak belediyeye adım atan Ekrem İmamoğlu'nun seçileceğini pek...

Binali’nin yediği fırça

31 Mart yerel seçimlerinin 17. günü Millet İttifakı'nın adayı CHP’li İmamoğlu mazbatasını aldı… 29 Mart’ta söylemiştim, Adam inatçı, Adam genç, Adam “hak, hukuk, adalet” diyor. Adam “oy namus” diyor. Öyle...

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...