13 Nisan 2020

Cemreler düşmüş, Nevruz geçip gitmişti. Ardından baharın en güzel ayı nisan gelip çatmıştı. Bu aylarda genelde ağaçların tomurcukları sevinçten çıldırırcasına saçları dağınık kız çocuğu gibi darmadağın açılır, saçılırdı. İnsanın gözünün alabildiği her yer rengârenk olurdu. İstanbul’da nisan geldi mi erguvanlar, mor salkımlar, erik ve şeftali ağaçlarının beyaz, pembe çiçekleri; akasyalar, leylaklar, papatyalar, hep bu mevsimde açardı.

Sabah saatin 9’uydu. Güneş yine olanca güzelliğiyle masmavi gökyüzündeki bulut kümelerinin arasından parlıyordu. Kim dinlerdi Covid-19’u? Günlerdir suskun ve ıssız olan sokaklar dolup taşmıştı. Hafta sonu uygulanan 48 saatlik sokağa çıkma yasağının ardından sokaklar, yasağın ilan edilmesinin iki saat öncesindeki kalabalık ve keşmekeş hâline dönmüştü. Her taraf insan seli… Sokaklarda, hiçbir şey olmamış gibi insanlar rutin hayatlarına devam etmeye başlamışlardı. Tek fark, herkesin yüzündeki maskelerdi. Kimi beyaz, kimi siyah… Kimileri iç dünyasını yansıtan rengârenk maskeler uydurmuştu bile kendine.

Dedim ya! İstanbul’da nisan geldi mi erguvanlar, mor salkımlar, erik ve şeftali ağaçlarının beyaz, pembe çiçekleri; akasyalar, leylaklar, papatyalar açardı diye. Bugün, bu güzelliklerin üzerinde sanki bir hüzün vardı. Hiçbiri neşeli değildi. Belki de güzellikleriyle sokağa çıkmaması gereken insanları büyülemenin bir mahcubiyeti vardı üzerlerinde, kim bilir?

Sıkıcı gecen 48 saatlik sokağa çıkma yasağının ardından, ben bile kendimi sokakta bulmuştum. Önce arabayla sokaklarda bir iki tur atıp ardından iş yerine, haber merkezine geldim. Ajanslarda bugün neler var diye, şöyle ufak bir göz attım ama çoktan sıkılmıştım. Çünkü İçişleri Bakanı Soylu’nun “Sokağa Çıkma Yasağı”ndaki öngörüsüz hareketi, insanların panikle sokağa çıkmasına, hastalığın olağandan daha hızlı yayılmasına neden olacaktı. Bununla ilgili haberler, bir kısım sözde gazeteci yandaşın sokağa çıkanlara hakaret dolu sözleri… Soylu’nun özür dilemesi ve istifa tiyatrosu…

Dedim ya tiyatro diye! Daha son dakika haberleri ajanslara düşer düşmez olayın samimiyetsizliği ve soğukluğu sayın Soylu’nun yüzüne yansımıştı. Hani yaramaz afacan çocuklar olur ya! Bir oyun yapacağı zaman muzipliği yüzüne vurarak pis pis sırıtır. İşte Sayın Bakan’ın da muzipliği yüzüne vurmuştu. 80 milyona bir oyun oynamıştı. 80 milyon da ilgiyle ve heyecanla bu tiyatroyu izlemekteydi. Saraydan gelen “Son kararı reis verir, Soylu görevinin başında” açıklamalarıyla zaten tiyatronun perdesi de kapanmış oluyordu.

Haber merkezinin penceresinden caddeyi izliyorum. Neredeyse iki haftadır bomboş olan caddede hayat normale dönmüş gibiydi. İnsanlar sağa sola koşuşturuyorlardı. Virüs salgınından önce de bu cadde böyle işlek olurdu. 48 saatte değişen ne olabilirdi? Ya insanların ruh hali iyice bozulmuş ya da ne olacaksa olsun artık diyerek herkes bir boşvermişliğin içine sürüklenmişti.

Bir an kendimi caddeye atıp birkaç kişiyle konuşmak istedimse de buna cesaret edemedim. Gazetecilik içgüdüsü beni dürtmeye başlamıştı. Ne yapabilirim, diye düşünmeye başladığım sırada, tanıdık birkaç dostu arayıp hasbihal etme, onlarla süreci konuşma fikri belirdi zihnimde. Maksadım son 48 saatlik sokağa çıkma yasağının ve Soylu’nun istifa meselesini konuşmaktı.

Telefonu elime aldım ve rehberi karıştırmaya başladım. CHP Milletvekili Gökan Zeybek’i aramaya karar verdim. Zeybek, uzun zamandır tanıdığım biriydi. Vekillik egosunu bir kenara bırakmış, hiçbir zaman burnu havalarda gezmeyen ender kişilerden biriydi. Bu partinin içinde öyle insanlarla karşılaşmıştım ki! Bırakın vekil olmayı, Belediye Meclis Üyesi olunca bile numaralarını değiştirip bir kelam edebilmek için bin dereden su getirten nice insan… Numarası değişmemişse bile aramaları reddeden, sürekli meşgule atan yahut mesaj yazıp, “Söyleyeceklerinizi mesaj yoluyla iletin.” diyen bir sürü kendini bilmez ego delisi… Eh! Sırası gelince elbette onlara da bu sayfalarda yer vereceğim ama şimdi gündemimiz daha önemli.

Gökan Vekil bu bahsettiklerim gibi değildi. Telefon numarası da yaklaşık 20 yıldır aynıydı. Uzatmayayım, Sayın Vekil’in ismini tuşladım. Bir, iki, üç çaldı dördüncüye açtı. Hal hatır sorduktan sonra, konuyu Soylu’nun istifasına getirmeden önce corona salgınıyla ilgili düşüncelerini öğrenmek istedim.

Zeybek, “Gördüğüm kadarıyla insanımız hiçbir şey olmamış gibi normal yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Öyle sanıyorum ki hafta sonu plansız uygulanan ‘Sokağa Çıkma Yasağı’nın şokunu, yurttaşımız henüz üzerinden atamadı. Corona’dan korunmak için yan yana gelmemek, mümkün olduğunca tokalaşmamak gerekiyor. Salgınla yaşamayı bir şekilde öğrenmemiz şart. Aslında başında da söyledik, ilk başta 15 gün evlerimizde oturup kendimizi izole etseydik bu salgının yayılma hızını yavaşlatabilirdik.” dedi.

Ardından Soylu’nun istifasını nasıl yorumladığını sorunca:

“Hani insan vücudunda bir antikor gelişince vücut bunu ya burunda iltihaplanmayla yada vücudun başka başka yerlerinden sivilce ve iltihaplar vasıtasıyla dışa vurur ya..! İşte AKP’deki Soylu istifası da buna benziyor. İçteki rahatsızlıklar Soylu örneğinde olduğu gibi artık dışa vurmaya başladı…”

Peki, dedim, ya Soylu’nun 10.04.2020 tarihinde 24.00 ile 12.04.2020 tarihi saat 24.00 arasında 30 Büyükşehir’le birlikte Zonguldak il merkezini kapsayan Sokağa Çıkma Yasağı’nı önce “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda” aldığını söylemesi; ertesi gün de “Karar tamamen Bakanlığım ve şahsımın sorumluluğundadır.” şeklinde açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

“Soylu açıklamasında Sokağa Çıkma Yasağı’nın, yasak başlamadan iki saat önce ilan edilmesinin halkın büyük bir panikle sokağa akın etmesine neden olduğunu kendi ağzıyla söyledi. Bu açıklamasıyla amacı, sorumluluğu Sayın Cumhurbaşkanı’nın üzerinden alıp kendi sorumluluğu gibi göstermektir ve bu bir senaryodur, diye düşündük.

Biz partililerimize şu çağrıyı yapıyoruz: Bırakın halk yığınları AKP ile arasındaki hesaplaşmalarını, çelişkilerini kendisi yapsın. Biz bu sürece dâhil olmayalım. Partili arkadaşlara çağrım tam olarak bu. Çünkü dâhil olduğumuzda halk ile AKP arasında farkında olmadan barikat oluşturuyoruz. Ayrıca şunu da belirteyim, Soylu’nun istifa açıklaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorumluluk alanında elini güçlendirmiştir.”

Koronavirüs salgınında, ülkemizde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarına göre vaka sayısı 4 bin 93 olurken yaşamını yitiren yurttaşlarımızın sayısı ise 98 oldu. Buna göre toplamda hayatını kaybeden kişi sayısı bin 296'ya yükseldi.