Melih Cevdet Anday, Defne Ormanı şiirinde şöyle seslenir;

Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri

için felsefe yapıyorlardı, çünkü

Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;

Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için

Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini

Köle sahipleri veriyordu onlara.

Bu şiirde olduğu gibi bin beş yüz yıl öncesinin insanları retorik üzerine kafa yormuşlar. Yemişler, içmişler, oturmuşlar, kalkmışlar köleleri onlara hizmet ede dursun onlar da felsefe yapmışlar. Günlerce, aylarca, yıllarca, kainat üzerine, doğa üzerine, insan üzerine ve daha birçok konu üzerine kafa yormuşlar, münakaşa yapmışlar. Onların biri de konu başlığımız olan retorik üzerine imiş. Sokrates’e sormuşlar hocalarından ne öğrendin diye, o da cevaplamış ''Retorik ve Erotik öğrendim'' diye...

Retorik sözcük anlamı en kısa tanımıyla söz söyleme sanatı. Geniş anlamında ise ikna edici etkileyici konuşmakla beraber içtenlikten ve anlamlı özden yoksun dil anlamında kullanılır. Yunanca rhetorikos kelimesinden türemiştir. Dünya üzerinde ilk defa Yunanlı filozoflar gün yüzüne çıkarmışlar retorik sözcüğünü.

Bu sözcüğe eski dilde ''belagat'' ''hitabet'' de deniyor.

Bir düşünce akımının temsilcisi sofistler öğrencilerine güzel konuşmayı öğretmeleri karşılığında ücret alıyorlardı. Kendilerinin hitap gücü yani hatiplikleri güçlüydü. Milattan önce 5. Yüzyılda yaşayan Sofistlerin düşüncesine göre güzel konuşmada konuşulan şeylerin doğru olması önemli değildi. Önemli olan kitleleri etkileyebilmekti. Bu anlamıyla ikna sanatı kötüye kullanılmaya uygun, iki kenarı keskin bir silahtı. Söz gelimi alacak verecek davasında bir dava açıldığında ikna yolu her iki taraf içinde aynı ölçüde açıktır. Kim daha etkileyici ve ikna edici konuşursa o davayı kazanır. Yani baş rolde retorik söz konusudur. Bazı durumda haklının hakkını alamamasına neden olur.

Fransız ihtilali yıllarında siyaset adamı Mirabeau etkili konuşmalarıyla kitleleri etkilemiş onların güvenini kazanmıştı. Mirabeau, halkla birlikte Fransa Meclisini bastığında, kralın direnmesine karşı ''meclisi ancak süngü zoruyla terk ederiz'' sözleriyle halkın büyük sevgisini kazanmıştır. Halktan yana gibi görünmeyi ateşli sözleri sayesinde başarmış ancak perde arkasında kralın ajanlığını yapmıştır.

İşte hitap yeteneğinin en umulmaz örneği...

Almanya Hitler döneminde Goebbels retoriği en iyi(!) şekliyle uygulayanlardandır. Ancak Goebbels retoriği bu şekilde kullanmakla temsil ettiği faşist görüşe en büyük hizmeti yapmıştır.

Hitler iktidara geldiğinde kendisinin hitabet yeteneğinin olmadığını fark ederek bir yöntem bulmuştu. Retorik yeteneği yani hitabeti güzel olan Goebbels'i bakan olarak görevlendirmişti. Felsefeci olan Dr Paul Joseph Goebbels sakin, güvenli ve eğlenceli konuşmaları ile halka kendini sevdirmişti. Söz ustalığı ile herkesi kendine inandırıyordu. Ancak o kadar çok yalan söylüyordu ki çağın en büyük yalancısı diye adlandırılacaktı. ''Ne kadar büyük yalan söylersen o kadar inandırıcı olur. Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser'' gibi tümceler o dönemin geçerli kavramlarından sadece bir kısmıydı. Ama bu yalanlar dünyanın felakete sürüklenmesine de en büyük araç olmuştu.

İşte retoriğin kötüye kullanılmasının en acı örneği.

Ülkemizde de retoriğin önemi kavranmıştı. Siyasi liderler iktidara gelmeden önce ilk olarak söz söyleme sanatını öğreniyorlardı. Bunun için Amerika'dan mühendisler getiriliyor eğitim alıyorlardı.

Günümüzde de ne yazık ki çoğunluğun gözünde önemli olan, liderin ne dediği değil nasıl söylediğidir. Dün ak dediğine bugün kara dese, bugün varım dediğine yarın yokum dese çok da fark edilmez. Lideri masaya yumruğunu vururcasına haykırıyor ya ona bakar. Çocukluğunda aldığı itaat kültürü gereği boyun eğer. Haşmetlidir büyüktür başkanı, kendisi kim ki; onun ayağının tozu. Yöneticisi konuşmaları ile dış devlete rest çekiyor gibi görünürken arka planda bu ülkeyle ticaretini devam ettiriyordur ya önemli değildir onun için. Sözle de olsa kafa tutuyor ya başkanları dış ülkeye. Bu kabadayı haller; başarıya, huzura, varsıllığa özlem duyan, ezik bir millettin tesellisidir. Bu nükteli naralar… onun övünç kaynağıdır adeta.

Sonuçta retorik propaganda halini alır.

İlerleyen zamanlarda tehlike sinyalleri çalmaya başlar... Yavaş yavaş tehlike sinyalleri yerini tehlikenin kendisine bırakır. İşte o zaman maske düşer kel görünür.

Nitekim tarihte böyle yüzlerce örnek vardır.

Siyasette başarılı olmanın yolu retoriğe karşı yine retorikle olur. Yani Aristoteles'in dediği gibi retoriğin panzehri yine retoriktir susmak değil. Halka düşen görev ise okumak ve araştırmaktır. Dürüst yazarlara, gazetecilere, aydınlara hak ettiği değeri vermek, destek olmaktır. Gerçeği en iyi bilen onlardır çünkü...

İyi niyetli retoriklere kavuşmak dileğiyle...


Sofist : Bilgi arayan kimse. Antik dönemde sofistler gezerek bilgilerini aktarır bundan da para kazanırlardı.

Kaynak: Sokratik Hümanizm Lazslo Versényi Sentez Yay.

Dünyalılar.org

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72

banner78