Rakı markası ve Diyanet

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, alkollü içecek üreten bir şirkete ait markada ‘âlâ’ ifadesinin geçmesi üzerine açılan davada, Allah’ın sıfatlarından birinin marka olarak kullanılmasının dinen uygun olmadığı gerekçesiyle, bu ifadenin hükümsüzlüğüne karar verip kaldırılması istendi.

Diyanet ‘âlâ’ sözcüğü için dini konularda en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan görüş istedi. Kurul da ‘dinen haram kılınan bir nesne için Allah’ın sıfatlarından birinin marka olarak kullanılmasının doğru olmadığını’ bildirdi.

Diyanet aslında dilekçesindeki bu ifadesiyle fetva veriyor. Burada sıkıntı rakının haram olup olmamasına dair görüş belirtmesi değil (ki dinen haram olduğu herkesçe biliniyor), neyin adlandırılıp adlandırılmayacağına dair yasalara müdahale etmesidir. Ekonomiden günlük yaşamın her alanına ilişkin karar verici hale getirilmesidir.

Diyanet, son yıllarda kullanılmaya başlanan ‘fetva’ kavramıyla yasaları kendince ortadan kaldırmak, dönüştürmek istiyor. Rakı üretilip üretilmemesine dair de karar verici olmaya çabalıyor.

Görünen köy kılavuz istemez. Diyanet’in aile, sosyal yaşama, nişanlanmaya, evlenmeye, boşanmaya, mirasa, ticarete vb. binlerce fetvası var.

Diyanet, resmi internet sitesinden yayınladığı “Telefon, mesaj ve internet yoluyla boşama geçerli midir?” sorusuna şu fetvayı vermişti:

“Bir kimse, yüzüne karşı “seni boşadım, benden boş ol” gibi boşamayı ifade eden sözleri şifahî olarak söylemek suretiyle, eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir.”

Başka bir fetvada sol elle yemek yemenin ‘şeytan işi’ olduğunu belirtmişti.

Mesele rakı veya tek tek fetvaların dine uygunluğu değil, özgürlüğümüz, milli birliğimiz.

Diyanet’in mevcut hukuk kuralları karşıtı ve sosyal hayatın doğumdan ölüme tüm anını düzenleyen fetvalarıyla adına millet diyemeyeceğimiz, birbirine yabancılaşmış bir toplum tasarlanıyor.

İnsanlık ve kadın onuruna aykırı, dinsel, hatta mezhepsel temelde bölen bu anlayış toplumsal yarılmayı artırıyor.

Dolayısıyla eğitimden diyanete devletin ve toplumun milli birliği bozucu yönde dönüştürülmesiyle karşı karşıyayız.

NOT: Milli devlete, laikliğe, insan onuruna, kadının özgürlüğüne, toplumsal huzura, yasalara aykırı durumları Diyanet’in fetvaları üzerinden incelediğim yeni kitabımı ‘DİYANET’İN FETVALARI (Atatürk’ten Bugüne Diyanet’in Dönüşümü)’ inceleyebilirsiniz.

Kitabın bağımsız, çağdaş, kadının değer gördüğü bir devlet ve toplum olarak yaşamamızda değerlendirilmesi umuduyla…

İşgal varsa direniş vardır…

15 Mayıs 1919 İzmir Yunan tarafından işgale uğramıştı. O gün işgalin karşısında ilk direniş Hasan Tahsin’in kurşunu atmasıyla başlamıştı. Bir ülkede işgal varsa, direniş...

Ali AVCU yazdı | Mussolini ve Erdoğan arasındaki benzerlik

1922 – 2007 yılları arasında yaşayan İtalyan asıllı yazar Macciocchi, 1925 yıllarında İtalya’da yapılan seçimlerde faşist Mussolini’nin Ulusal Faşist Partisi, İtalya’da ölülere ve ülkeyi...

Yusuf Fidan yazdı | “NANKÖRLER!”

Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan üç gelişmeden kısaca bahsedip bunların ortak bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Sosyal medyada Ekrem İmamoğlu'na destek amaçlı 'Her şey çok güzel...

Nilay Atkın ŞENGÜN Yazdı | İSTİSMAR

Her yılın 20 Kasım'ı Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuklarımızı koruyabiliyor muyuz? Dünya’da son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 280 bin civarında. Dünya Sağlık...

Yusuf Fidan yazdı | Köhne Demokrasimizin Son Kalesi; Seçimler

T.C. Anayasa 2. Maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik...