KÜLTÜR SANAT

Phil Earle: “Kalbinde Sevgi ve Umut Olmayan Bir Kitap Yazmayı Hayal Edemiyorum”

Abone Ol

Çocuk ve gençlik edebiyatının sevilen yazarlarından Phil Earle, samimi anlatımı, güçlü karakterleri ve hayatın içinden süzülen hikâyeleriyle dünyanın dört bir yanında okurların kalbine dokunuyor. Okurlarına yalnızca macera dolu sayfalar değil; umut, cesaret ve sevgiyle örülü bir dünya sunan Earle, edebiyat yolculuğunu her yaş grubuna hitap eden eserleriyle sürdürüyor.

Türkiye’de ise Yediveren Yayınları tarafından yayımlanan Gök Kubbe Yanarken, Fırtına Yaklaşırken ve Yolun Sonuna Kadar adlı kitaplarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşan yazarla; yazarlık serüvenini, ilham kaynaklarını ve hikâyelerinin arkasındaki duygusal derinliği konuştuk.

— Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Phil Earle. 51 yaşındayım. Kuzey İngiltere’de yaşıyorum. Çocuk yayıncılığı alanında çalışıyorum ve bugüne kadar çocuklar için 29 kitap yayımladım.

— Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? İlk kıvılcım neydi?

Aslında yazarlık tutkum hayatımın ilerleyen dönemlerinde başladı. 26 yaşıma kadar okuma alışkanlığım pek yoktu. Bir kitapçıda çalışırken bana Louis Sachar’ın Holes kitabını okumam için verdiler. O kitap, çocuk edebiyatına olan tutkumu başlatan ilk adım oldu.

— Kitaplarınızdan bahseder misiniz?

Resimli kitaplardan erken okuma kitaplarına, ortaokul düzeyindeki romanlardan genç yetişkin kitaplarına kadar her yaş grubuna hitap eden eserler yazdım. Ayrıca çizgi roman projeleri üzerinde de çalışıyorum.

— Çocukluğunuz yazarlığınızı nasıl etkiledi?

Romanlar açısından çok fazla etkilediğini söyleyemem. Çocukluğumda çizgi romanlara büyük bir ilgim vardı. Özellikle futbolla ilgili olanlara… Benim okuma dünyam daha çok bu yöndeydi.

— Yazar olmasaydınız bugün ne yapıyor olurdunuz?

Muhtemelen yine çocuk yayıncılığı alanında çalışıyor olurdum. Bu iş beni çok mutlu ediyor. Gerçekten büyük bir heyecanı ve enerjisi var.

— Bir günlüğüne karakterlerinizden biriyle yer değiştirebilseydiniz, kimi seçerdiniz?

Until The Road Ends (Yolun Sonuna Kadar) kitabımdaki Beau ile yer değiştirmek isterdim. O köpeğin cesareti gerçekten hayranlık uyandırıcı.

— Yazarken en çok nereden ilham alıyorsunuz?

İlham her yerden geliyor. İnsanların bana anlattığı hikâyelerden, internette okuduğum haberlerden, hatta bazen insanların hayatlarını fark etmeden dinlemekten bile besleniyorum.

— Gerçek hayattaki gözlemleriniz kitaplarınıza nasıl yansıyor?

Başka türlü yazmayı bilmiyorum. Günlük hayatın içinde o kadar büyük dramlar var ki, onları hikâyelerime dâhil etmeden edemiyorum.

— Çocukluğunuzda en sevdiğiniz kitap ya da karakter neydi?

Favori bir romanım yoktu, ancak çok sevdiğim bir çizgi roman vardı: Roy of the Rovers. Oyunun en sert şutuna sahip kurgusal bir futbolcunun hikâyesini anlatıyordu.

— Kitaplarınızda savaş teması yer alıyor ama merkezde her zaman sevgi ve dayanışma var. Bu bilinçli bir tercih mi?

Kalbinde sevgi ve umut olmayan bir kitap yazmayı hayal edemiyorum. Zaten okumak isteyeceğim bir kitap da olmazdı. Sevgi üzerine yazılmış kitapları çok seviyorum. Çünkü sahip olduğumuz en büyük değer bu.

— Son olarak Türk okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Türk okurlardan gördüğüm destek beni gerçekten çok etkiledi. Bu kadar nazik ve ilgili okurlar için kitaplarımın yayınlanmasından dolayı kendimi inanılmaz şanslı hissediyorum. Umarım yakında Türkiye’yi ziyaret edebilirim. Bunu gerçekten çok isterim. Her şey için tekrar çok teşekkür ederim.

Phil Earle ile gerçekleştirdiğimiz bu samimi söyleşi, onun yalnızca üretken bir yazar değil, aynı zamanda hayata sevgi ve umut penceresinden bakan güçlü bir hikâye anlatıcısı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kitaplarının merkezine insanı, duyguyu ve yaşamın içindeki küçük ama anlamlı anları yerleştirirken; hayvanlara da özel bir yer açan Earle, empati duygusunu ve merhameti hikâyelerinin vazgeçilmez bir parçası hâline getiriyor. Türk okurlarından gördüğü ilgiden duyduğu mutluluğu ise içtenlikle dile getiriyor.

Yediveren Yayınları’ndan çıkan eserleriyle Türkiye’de her geçen gün daha fazla okura ulaşan yazarın, ülkemizi ziyaret etme hayali bu güçlü bağın en güzel göstergesi. Onun kaleminden çıkan her hikâye, okurlarını yalnızca sevgiye ve cesarete değil, aynı zamanda doğaya ve tüm canlılara karşı daha duyarlı olmaya da davet etmeye devam ediyor.


Röportaj: Serpil Meriç

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }