Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetiminde yaşanan değişimleri ve yargının CHP kurultayına yönelik "mutlak butlan" kararını değerlendirdi. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel liderliğindeki mevcut CHP yönetiminin arkasında FETÖ Gladyosu'nun olduğunu iddia eden Perinçek, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise ABD projelerine karşı çıktığı için hedef alındığını ileri sürdü.

Odatv’den Büşra İlaslan’ın sorularını yanıtlayan Perinçek’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

"İmamoğlu ve Özel’in Silahlı Gücü FETÖ"

“İmamoğlu ve Özgür Özel’in silahlı gücü Fethullahçı Terör Örgütü Gladyosu’ydu. Yani Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO ülkelerindeki yeraltı silahlı örgütlenmesiydi. Hepimiz biliyoruz, NATO’ya girdiğiniz zaman sizin devletinizin, ordunuzun içinde bir silahlı güç kurulmasına da izin vermiş oluyorsunuz. NATO’ya girdiğiniz zaman sizin devletinizin, ordunuzun içinde bir silahlı güç kurulmasına da izin vermiş oluyorsunuz. NATO’nun tüzüğünde de var. Bunu en çok Türkiye çekti.

12 Mart’ta 1971’d darbe oldu. 12 Eylül 1980’de darbe oldu. 15-16 Temmuz 2016’da darbe oldu. Kim yaptı bunları? İmamoğlu ve Özgür Özel’in bel bağladığı veya mensubu olduğu camianın silahlı gücü yaptı. Ama onu kaybettiler. 2014’te bizim Vatan Partisi önderliğinde Silivri duvarlarını yıkmamızdan sonraki süreçte bir darbe teşebbüsünde bulundu Amerika. 15-16 Temmuz 2016’da ezildiler. Arkasından ne oldu? 24 bin subay, 200’e yakın general tasfiye edildi ve şu anda Türkiye’nin hapishanelerinde NATO generalleri yatıyor. İşte o Türkiye’nin hapishanelerinde yatan NATO generalleri aynı zamanda Özgür Özellerin, İmamoğluların silahlı gücü. FETÖ mensubu olan, FETÖ bağlantılı 30 bin polis tasfiye edildi.”

"Silahı Olmayan Bir Devlet ve İktidar Olmaz"

“Dolayısıyla onların devlet iktidarı olma şansları, devlet iktidarını yönetme şansları ortadan kalktı. Çünkü devletin temel gücü nedir? Ordudur, silahlı güçtür sonuç itibariyle. Yani silahı olmayan, ordusu olmayan bir devlet ve iktidar olmaz. Bunların tüm silahlı kuvvetlerinde, Türk polisinde, ondan sonra onlar aracılığıyla bir hükümet etme, iktidarlarını yürütme şansları yok. Çünkü tamamen Batı emperyalizmine sığındılar. Türkiye’de bir devlet iktidarını kullanma, devletin zor gücünü, yaptırım gücünü kullanma şanslarını da kaybettiler. Dolayısıyla bunların, hükümet olma şansları kalmadı.”

Artık bir cuma günü klasiği: Trump: "Anlaşma çok yakın"
Artık bir cuma günü klasiği: Trump: "Anlaşma çok yakın"
İçeriği Görüntüle

"Kılıçdaroğlu Milli Konumda, FETÖ’nün Hedefinde"

“Kılıçdaroğlu şu anda Amerika’nın, Avrupa’nın ve Fethullahçı Terör Örgütü’nün hedefinde. Yani bunu ben söylemiyorum ki. Apaçık… Fethullahçı Terör Örgütü’nün bütün mecralarına bakın. Elindeki bütün sosyal medya araçlarına diğer medya araçlarına bakın. Hepsinde Kılıçdaroğlu’nu hedef alıyorlar, bombardıman ediyorlar. Amerika ve Avrupa da öyle. Yani Kılıçdaroğlu’nun milli bir konumda olduğu apaçık. Neden milli konumda? Çünkü CHP’nin tepesinden Amerika ve Avrupa’nın projesini devirdi attı Kılıçdaroğlu.

Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun nerede olduğu tartışılacak veya Doğu Perinçek’in analiziyle, tespitiyle değerlendirecek bir konu değil. Apaçık bir gerçek var. Kılıçdaroğlu Amerika’nın, Avrupa’nın, Fethullah Terör Örgütü’nün hedefinde olan bir şahsiyet ve çözüm. Yalnız bir kişi değil. O ne yapıyor? Tekrar Cumhuriyet Halk Partisi’ni, Atatürk Devrimi ve İstiklal Savaşı temellerindeki o büyük mirasa oturtuyor. Buna Amerika tahammül eder veya FETÖ bunu kabul eder mi?”

"Partiler Yabancı Müdahalesine Bırakılamaz"

“Herkes tabii Türkiye’deki cepheleşmeyi görüyor. Bu cepheleşme ta 2014 yılında bizim Silivri duvarlarını yıkmamızdan, o köklerden başlayarak bugünlere geliyor. Yani 2014’ten bu yana dikkat edersek toplam olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi kurumlarından yani kendi ordusundan, kendi polisinden Amerika ve Avrupa’nın ve FETÖ tabii onların aleti o kuvvetlerini temizliyor. Temizleye temizleye geliyor. 2014’ten bu yana 24 bin kişi ordudan atıldı. 30 bin polisten atıldı. 14 bin yargıdan atıldı. Peki siyasi partilerin tepeleri yabancı müdahalesine ve yabancı gaspına, işgaline bırakılabilir mi? Bu süreçte Amerika’nın Akdeniz’den, Ege’den, Ukrayna vasıtasıyla Karadeniz’den Türkiye’yi tehdit ettiği koşullarda, ana muhalefet partisinin başında Amerika’nın, İsrail’in ve Avrupa’nın olmasını kabul eder mi?

Dolayısıyla bakın bu yaşadığımız süreç, sonuç itibarıyla bir devletin temizlenmesi ve devletin dışındaki temel kurumlarında da -siyasi partiler çünkü aynı zamanda devlet iktidarını yönetmeye aday kuruluşlar- temizlik yaşanıyor.”

"Devlet Aklı Sahneye Çıktı"

“Devlet aklı sahneye çıktı. Yani binlerce yıllık Türk Devleti’nin gelenekleri sahneye çıktı. Bu devletin kendini koruma ve geleceğini belirleme iradesi sahneye çıktı. Bu devlet aklı denildiği zaman akılara hemen ‘derin devlet’ falan geliyor. Türkiye’nin bir derin devleti falan yok ama sonuç itibariyle devlet diye bir şey var değil mi? En son mutlak butlan kararını kim aldı? Yargı. Yargı devlet değil mi? Devletin üç tane erki var. Yasama, yürütme, yargı. Yargı da devlet. Ama bakın o mutlak butlan kararı veren mahkemenin kararını da böyle sıradan lalettayin bir olay gibi görmeyelim. 2014’ten bu yana devletteki ve siyasetteki arınmanın bir devamı.”

"Bu Basit Bir Alacak Verecek Davası Değil"

“Yani sonuç itibarıyla bu basit bir alacak verecek davası değil. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin tepesinde FETÖ, Amerika, Avrupa olacak mı, olmayacak mı? Devlet mahkemede bu soruya cevap verdi. Olamazdı. Zaten bu hukukun da gereği. Siyasi partilerin zaten anayasamıza göre iç düzenleri demokrasiye uygun olacak. Yani siyasi partilerin iç düzenlerinin demokrasiye uygun olması, parayla ele geçirilmemesi Türkiye’nin anayasa düzenlemesinin bir gereği. Onun için devletin hukuku da bu mutlak butlanı zorunda kılıyor. Devlet onu zorunda kılıyor ve devlet de mahkemesi yoluyla siyasi partilerin üst düzenlerinin demokrasiye uygun olması bölümündeki müdahalesini devlet yargısı yoluyla yapmış oldu.”