Özdemir Erdoğan’dan ilginç açıklamalar: FETÖ ve arkasındaki Amerika müziğimden rahatsız oluyor

Müzisyen, söz yazarı ve besteci Özdemir Erdoğan, verdiği röportajda ilginç açıklamalarda bulundu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın doğum günü davetine katılması sonrası gelen eleştirilere cevap veren Erdoğan, ”Son birkaç yıldır konserlerimi özel bir show olarak hazırlıyorum. Talk show gibi. Halk müziği, sanat müziği, hafif müzik ve jazz bir arada, müzikle sohbeti karıştırarak seyircilere sunuyorum. Benim bu yaptığım, FETÖ’cüleri veya onların arkasındaki büyük patronu rahatsız ediyor. Büyük patronun kim olduğunu anlıyorsunuzdur…” ifadelerini kullandı.

Posta Gazetesi’nden Oya Çınar’a konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

Nasılsınız?

Vallahi harikayım. Biliyorsunuz 60 yıllık bir sanat serüvenim var. Müzik, notalar, kitaplar ve gitarım her şeyim. Elimde bir bardak da çay varsa, başka bir şeye ihtiyaç duymadan şahane zaman geçiriyorum. Ve artık 79 yaşındayım.

79 yaş için çok iyi görünüyorsunuz…

Çünkü alkol,sigara, kumar yok bende. Bundan sonra zaten ne olacak? 20 sene daha yaşasam yetecek param var çok şükür. Gayrimenkullerim var, çocuklarıma, oraya buraya dağıtıyorum. Söylemek istemem onları.

Hayatta hiç zaafınız yok mu?

Seninle bir anımı paylaşayım. 15 sene evvel, bir gece sahnedeyim. Tam sahnenin önünde kız ve erkek karışık, kalabalık bir grup var. Sahnemi bitirdim, odama çekildim. O zaman da maalesef mekanlarda sigara içiliyor daha. Sigara kokusundan kurtulmak için duşa girmek istedim. Bornozumu giydim tam, kapı çaldı. Açtım, o bahsettiğim gruptan genç bir hanım.

Niye gelmiş?

“Sizinle bir şey görüşmek istiyorum” dedi. Dedim ki “Şu an kabul etmem mümkün değil hanımefendi, önemliyse yarın vakitli bir zamanda kahve içeriz.” Kabul etmedi. “Olmaz, şimdi görüşeceğiz” diyerek ayağını kapının arasına koydu.

Ooo çok kararlı…

Hem de nasıl! Baktım, olacak gibi değil. Kendi kendime, “Özdemir oğlum, sen kendini şimdi yerin dibine sokacaksın ama bu olmaz” dedim. Hanımefendinin yüzüne baktım ve “Bak güzel kızım, ben üç saat müzik yaptım, çok yorgunum ve sana göre çok yaşlıyım” dedim.

Ne cevap verdi?

“Bütün hayallerimi mahvettiniz Özdemir Bey” dedi. Hahaha! Türkiye’de insanların en büyük sorunlarından biri gücü taşıyamamak. Nedir güç? Şöhret, para ve silah. Bu üçünü taşıyamıyor bu millet. Benim o genç hanımı geri çevirmem büyük bir özveri. “Senin için çok yaşlıyım” diyerek kızın indinde kendimi sıfıra indirdim. Ama bir laf vardır: “Talip olmak başkadır, malik olmak başka.” Yani istemek başkadır, sahip olmak başka. Sahip olamayacağın şeyi istemeyeceksin kardeşim. İşte bunu bilemiyor bu millet. Artık neredeyse 80 olacağım. Ben artık bu saatten sonra kimden ne alırım değil, kime ne verebilirim, bu devlete ne verebilirim derdindeyim. Ama onu bile doğru düzgün tahlil edemiyorlar.

Bu sitem kime?

En son olanları biliyorsunuz. Cumhurbaşkanımızın doğum günü için bir davete katıldım. Ben devlet sanatçısıyım, devlet protokolünde bir kişiyim. Gelmiş geçmiş bütün cumhurbaşkanlarının davetlerine icabet ettim. “Hay hay efendim” dedim. Seve seve de gittim. Ama şimdi ne oldu? 14 Mart’ta İzmir’de konserim var, birileri “Özdemir Erdoğan yalakalara karıştı” diye durumdan vazife çıkarıyor, beni boykot ediyor. Daha da ileri gidiyor ve konser vereceğim mekanın önüne gidip insanlara “Bilet almayın, Özdemir Erdoğan ‘yalaka’ oldu” diyorlar.

Sizin bunlardan nasıl haberiniz oldu?

Menajerim öğrendi ve bana haber verdi. Bunu yapmaya çalışanlar şunu bilsinler: Özdemir Erdoğan bir konserle gelmedi, bir konserle de gitmez. Beni böyle yıpratamazsınız. 60 yıllık emek var geride. İcabında orkestramın parasını cebimden veririm. İsterse 10 kişi gelsin, o konseri yine veririm. Benim 80’li yıllarda yaptığım şarkılar dizilerde, reklamlarda o kadar kullanıldı ki neredeyse yeniden meşhur oldum. Ama asıl konu bu değil.

Sizce asıl konu ne?

Son birkaç yıldır konserlerimi özel bir show olarak hazırlıyorum. Talk show gibi. Halk müziği, sanat müziği, hafif müzik ve jazz bir arada, müzikle sohbeti karıştırarak seyircilere sunuyorum. Benim bu yaptığım, FETÖ’cüleri veya onların arkasındaki büyük patronu rahatsız ediyor. Büyük patronun kim olduğunu anlıyorsunuzdur…

Amerika’yı mı kast ediyorsunuz?

Bravo! Türkiye’ye her konuda baskı yapan Amerikalıların ortaya koymak istediği vizyona, onların pop kültürüne tamamen ters bir vizyon üretiyorum. Ve bu durum onları son derece rahatsız ediyor. Bir buçuk ay evvel ODTÜ’de bir konser verdim. Tam üç kere elektrik kesildi. Oradaki ilgili bana “20 yıldır burada çalışıyorum, hiç böyle bir şeye rastlamadım” dedi. Neden olduğu bilinmiyor. Güya o bölgede bir sorun varmış.

Siz bilinçli olarak konserinizin sabote edildiğini düşünüyorsunuz anladığım kadarıyla…

Evet, kesinlikle sabote edildi. Amerika’nın tutmuş olduğu paralı adamlar… John Lennon’u bile öyle öldürmediler mi? O dönemki romantik gidişat Amerika’nın işine gelmiyordu çünkü. Onlar başka bir vizyonun peşindeydiler. John Lennon hoşlarına gitmediği için bir deli buldular ve öldürttüler adamı.

Aynısının başınıza gelmesinden mi endişelisiniz?

Bir ay evvel İzmir Karşıyaka’da konser veriyorum, bu kez ben sahnedeyken tesisat bozuldu. Anlayamıyorum… Konseri yarıda kesmek zorunda kaldık. Gerisini siz yorumlayın artık.

FETÖ, Amerika ya da onlarla bağlantılı olduğunu düşündüğünüz kişiler sizin konserlerinizden neden rahatsız olsunlar?

Çünkü konserlerimde ortaya koymuş olduğum kültür onları rahatsız ediyor. Türkiye’de artık doğru dürüst türkü okunmuyor. Sanat müziğini bitirmek istiyorlar. Gençliğin ellerinde telefonlar, dünyadan haberleri yok. Bizim öz müziğimizi bitirdiler. Kültür emperyalizmi yapıyorlar. Ve ne acıdır ki bu oyuna geliyoruz. İsmail Altunsaray diye müthiş bir bağlama üstadı var. Kim tanıyor?

Ben tanıyorum… Olağanüstü…

Harikasın! Ama kaç kişi yani? Onun gibi birçok insan var ama herkes Batı’ya bakıyor, her şeyi Batı gibi yapmaya çalışıyor. Şimdi Aleyna Tilki diye bir kız var, plak yapmış. “O sen olsan bari” diyor. Seksten bahsediyor. “Ben nasılsa bunu yapacağım biriyle, o sen ol bari” diyor bu kız. Böyle bir şarkı yapmış. Bu kızı 12-20 yaş arasındaki kızlarımıza rol model olarak gösteriyorlar. Bir zamanlar Ajda Pekkan’ı da böyle rol model olarak kullanıyorlardı. Bütün hanımlarımız onun gibi giyinmek, yaşamak istiyordu. O da Batı’dan aldığını Türkiye’de satıyordu. Birkaç tane özgün dediğimiz insan kalmıştı Selda Bağcan gibi, onu da Aleyna Tilki’yle konsere çıkardılar. Çıktı ve birçok kişiye “Yazıklar olsun” dedirtti.

Siz ne düşündünüz?

Yazıklar olsun! Omurgalı bir sosyal demokrat değilmiş demek ki. Kendine sosyal demokrat diyen, omurgalı bir kişi bunu yapmaz. Bir sanatçıya önce kişilikli bir kimlik lazım. Bakın dünyada Cem Karaca’nın bir eşi benzeri yok. Özgün çünkü. Edip Akbayram, Moğollar, Cahit Berkay… Bu isimlerin eşini, benzerini dünyada bulamazlar. Edip Akbayram mesela, solcudur ama eğilmez bükülmez bir insandır. Önünde saygıyla eğilirim. Prensipleri doğrultusunda dimdik yaşar.

Ama siz de gençlere bu şekilde sırt çevirince kibirli ve egolu görünüyorsunuz…

Ben yapmam! Öyle söyleyeyim. “İçerisinde bulunduğum durum ve kültürel çalışmalar sizinle bir çalışma yapmama uygun değil” derim. Konu kapanır. Bu kadar basit.

 Ertuğrul Özkök de “Keşke Özdemir Erdoğan, Aleyna Tilki ile düet yapsa”dedi…

Der, çünkü Ertuğrul Bey de sürekli Batı’ya bakıyor. Onların kafasında böyle bir düşünce var. Tony Bennett ile Lady Gaga düet yapıyor, bunlar da yapsın düşüncesi bu. Ama ben bugün çok başka bir kültür ortaya koymaya çalışıyorum.

Siyasi olarak kendinizi nereye yakın buluyorsunuz?

Hiçbir yere! Benim limitlerim yok. Kimseye kayıtsız, şartsız biat etmem. ‘İkinci Bahar’ albümümün kapağında şu yazar: “Sanatçılar kendi başlarına yaban yaşamlarına devam etmek ve bu özgür yaşamın gereği olarak ölmek durumundadırlar. Korunmaları ancak özgür yaşamlarına dokunmamak kaydıyla doğanın korunması şeklinde olmalıdır.” Bunu 32 sene evvel yazdım, hâlâ o duyguda ve düşüncedeyim.

Önceki dönemlerde iktidarla ilişkileriniz nasıldı?

Her dönemde devletle ilişkim saygı çerçevesinde oldu. Celal Bayar benim konserime geldiği zaman ceketini iliklemişti karşımda. Şimdiki Cumhurbaşkanımızın da iki sene evvel Tarabya’da düzenlediği iftarda, onun masasındaydım. Devlet niçin beni protokolde devamlı tutuyor? Çünkü ben itimat edilir bir insanım. Devletim çağırırsa ben oraya koşa koşa giderim.

Eş cinsellerin öne çıkmasından da rahatsız olduğunuzu söylediniz. diğer yandan “Yaşam şekillerine ve kişisel özgürlüklere saygılı olmalıyız” diyorsunuz. eş cinsellik özgürlük kapsamınıza girmiyor mu?

Ben kimsenin özel hayatıyla ilgili değilim. Öne çıkarılmasına itirazım var. Durumu özendiriyorlar. Zeki Müren mesela, ilk 10 yılında müthiş bir sanatçıydı. Ama sonra o topuklular, o rujlar, o ojeli tırnaklarla bambaşka bir yola girdi. Ondan sonra sanatını da doğru düzgün icra edemedi. Bunu Türkiye’de kimse söylemeye cesaret edemedi. Bu adama“Paşa”diye lakap taktılar. Ne paşası? Başka söz mü bulamadınız? “Prenses” deyin, başka bir şey deyin. Biz asker bir milletiz. Asker nüfusumuz, erkek nüfusumuz bu şekilde bitirilmeye çalışılıyor. Kadın gibi olmaya, kadınlığa özenmeye, efemineliğe karşıyım. Benim kitabımda böyle bir şey yok.

Nasıl bir aileydi sizinki?

Bizde devletçilik bir gelenektir. Benim dedem Atatürk’ün sofrasında yemek yemiş bir kişidir. Evimizin kütüphanesinde Nazım Hikmet de Necip Fazıl da vardı. Bizim eve hem Cumhuriyet, hem Tercüman alınırdı. Dedeme sorardım “Neden?” diye. “Oğlum orta yolu bulmak için” derdi. Ben de her zaman ortada durmayı seçtim. Dedem gibi bir insanım. Hiçbir şeyin fanatiği değilim, olmadım. Hiçbir şeyi ölümüne sevmem.

Ne bir kadını, ne başka bir şeyi, bir tek vatanımı ölümüne severim. Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Konserlerimde bazen musiki cemiyetleri, çeşitli dernekler, destek olmak adına toplu bilet alıyorlardı. Ama bunu yaparak benim üzerimde hak iddia edemez kimse.

Kastettiğiniz kimler?

İşte bu yardım adı altında benim söylemediğim sözleri benim ağzımdan yaymaya çalışanlar… Ben şunun bunun yardımıyla Özdemir Erdoğan olmadım. Menajerime de söyledim. Bunu yaparak benim ağzımdan asla söylemeyeceğim, benim tarzım olmayan sözleri yayma hakkı görüyorlar sonra kendilerinde. Buna kimsenin hakkı yok. Ben bu memlekette herkese gereken saygıyı ve hürmeti gösterdim. Bana da herkes gerekli hürmeti gösterecek!