ÖSO’yu alana selefiler bedava!

0
165

Türkiye, başlattığı Suriye operasyonuyla birlikte yeni bir ‘cihat’ problemiyle karşı karşıya. Sadece Batı ve ABD değil, ÖSO’cular da kardeşleri Nusra ve IŞİD’cilerle birlikte; Türkiye’nin de o yarattıkları Suriye bataklığına girmesini bekliyorlar. Komşuda pişen bize de düşer mi hesabıyla…

Türkiye’nin Suriye’ye operasyon başlatmasıyla birlikte uluslararası arenada açıldığı gibi Suriye’deki cihatçı gruplar için de yeni bir sayfa açılıyor. Cihatçıların Türkiye’nin operasyonundan beklentisi büyük. Öte yandan TSK’nın yanında operasyona katılan ÖSO da bu konuda pek hesaba katılmayan bir tehlike oluşturuyor.

Suriye’de cihatçı işgali başlattıktan sonra dağılan, AKP’nin yıllar sonra verdiği hayat öpücüğüyle tekrar ayaklanan ve eğit-donatıyla da ‘biz bir orduyuz’ ahkamı kesen ÖSO adlı cihatçı grup, ‘Suriye’deki operasyona 14 bin askerle katılacağını’ açıkladı. ÖSO adına açıklama yapan Yusuf Hammud, kendisini Milli Ordu Sözcüsü olarak tanıtıyor. Ne ki bu ‘Milli’ Ordu? Cihatçıların Türkiye’nin yeşil ışık yakmasıyla yaptığı bir hamle. Daha bir hafta bile olmadı kurulalı. Cihatçıların savaş ganimetinin kokusunu aldığı belli! Ancak AKP’nin desteğiyle yürüyebilen cihatçı ÖSO’nun iki unsuru birleşti ve Milli Suriye Ordusu’nu kurduklarını duyurdu. Kuruluş toplantısı Urfa’da gerçekleşirken ÖSO yaptığı açıklamada Erdoğan’a minnetlerini sunmayı da ihmal etmedi. Cihatçıların kurduğu hükümetin sözde Savunma Bakanı Selim İdris, basın toplantısında iki cihatçı grup olan Milli Ordu ve Ulusal Özgürleştirme Cephesi’nin birleştiğini duyurdu. İdris birleşmenin ‘düzenli ordu’ kurulması için bir adım olduğunu söylerken, ÖSO’culardan oluşan yeni yapının isminin “Milli Suriye Ordusu” olduğunu açıkladı.

CİHATÇILAR TOPLANIYOR
Tezkerenin çıktığı gece Suriye’nin Azez kentinden yola çıkan “Özgür Suriye Ordusu” üyeleri ile silahlarını taşıyan konvoy, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine ulaştı. Yaklaşık 150 araçtan oluşan konvoy, Kilis’ten geçerek Şanlıurfa’ya geldi. Yoğun güvenlik önlemleri arasında ilerleyen konvoy, gece saat 02.30 sıralarında Akçakale ilçesine ulaştı. Ayrıca ÖSO’ya bağlı Hamza Tümeni Özel Kuvvetleri, otobüsler ve mühimmat yüklü TIR’lar ile Şanlıurfa’ya doğru yola çıktı. Ceylanpınar’da konuşlanan Hamza Tümeni, buradan operasyona katıldı. ÖSO’nun ‘Milli Ordu’su adına konuşan Yusuf Hammud, “Fırat’ın doğusuna askeri harekat için ilk planda 14 bin ÖSO askeri savaşa katılacak. İhtiyaç durumunda yeni birlikler cepheye sevk edilecek” demişti. ÖSO’nun hedefi Rakka, Haseke ve Menbiç. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın operasyonun başladığını duyurmasıyla eş zamanlı olarak Resulayn’da dört patlama birden yaşandı.

PASTADAN PAY YARIŞI
Operasyon kapıya dayanmışken ilginç gelişmeler yaşanmaya devam etti. Pek kimsenin dikkatini çekmedi ama örneğin ÖSO’cuların düşman kardeşi Nusracılar da TSK’nın operasyonunu desteklediğini açıkladı. İŞID’cilerin de, Nusracıların da gözü kulağı kuzeyden gelecek haberlerde. Sırt sırta ‘zalim rejim’e karşı savaşan düşman kardeşler Türkiye’nin operasyonuna bakarak “bana ne düşer” hesabına başladılar bile… ÖSO ya da kendilerine bulup taktıkları yeni isimle “Milli Ordu’ ise buradaki tek köprü. Neden mi?

KUKLA VE YALANCI ORDUSU
Önceleri ‘öfkeli çocuklar’ olarak pompalandılar Batı medyasında. ‘Zalim rejim’ ile görülecek hesapları vardı. Kimi kaynaklara göre sadece Suriye ordusundan kaçıp katılan her rütbeden asker sayısı 60 bin… Ortada öyle bir finans sistemi vardı ki, listede adı olmayan ülke yoktu neredeyse. Öfkeliydiler ve emperyalistlerin silahlarıyla ve bağladıkları maaşlarla Suriye’yi işgal etmeye kalktılar. 2011 Haziran’ında Türkiye’nin yanıbaşında, İdlib’te katliama girişerek başladılar işte. Ağababaları İstanbul’da ve bazı Avrupa kentlerinde ‘kuruluş’ faaliyeti yürütürken onlar ilk eylemlerini yapıyorlar, boğazını kestikleri Alevi polislerin cesetlerini Asi’ye atıyorlardı. İlk olarak El Kaidecilerle el ele tutuşup İdlib’i işgal ettiler. ÖSO her eyleminde Batı’ya kendini ispatlamaya çalışıyordu. İdlib ve Halep’i bir asır önce Fransız işgalinden kurtaran İbrahim Hanunu’nun heykellerini parçalayacak kadar kukla, cami bombalayıp “Zalim Esed camilerimizi yıkıyor” diye Suudi sermayeli El Cezire’ye istediği haberi verecek kadar yalancılardı çünkü…

KATLİAM ÖZGÜRLÜĞÜ
Özgürlüğe açlıkları yüzünden öfkeliler… El Cezire’sinden CNN’e; tüm dev sermayeli medya kuruluşları, eldeki bu 3-5 kelimeye takla attırarak sansasyonel haberlere imza atıyorlardı. Oysa ÖSO’cuların yolda çevirdiği ve Esad’a küfretmediği için öldürdükler kadın ve çocukları, işgal ettikleri kentlerin en yüksek binalarını gözüne kestirip oradan devlet görevlilerini birer çuvalmış gibi aşağı atmalarını, öldürdükleri Suriyelilerin kalplerini söküp dişlemelerini kimse görmüyordu. Bugün ‘vahşet’ denilince akla IŞİD geliyor ama ÖSO ve ona bağlı organize çetelerin hesabı sorulmamış savaş suçlarına kimse değinmiyor. Kaldı ki ÖSO’cuların işlediği suçların IŞİD’cilerin yaptıklarından hiç de aşağı kalır bir yanı yoktu. İdeolojik olarak da bir yakınlaşma söz konusuydu. 2013’te Pentagon’dan yapılan bir açıklamada ÖSO’daki cihatçı grupların yönetimi ele geçirdiğinin ve bu grupların artık ÖSO’nun yarısını oluşturduğunun belirtilmesi boşuna değil. Ki bu oran çok daha fazlaydı…

ORTAK ‘OPERASYONLAR’
İşgalin ve katliamların doruk noktasına ulaştığı yıllarda, özellikle 2012 ile 2013 arasında, cihatçı işgalin kaptanı ÖSO, yeni yeni Batı’nın gözdesi haline gelen Nusracılar ve IŞİD’cilerle birlikte, Suriye ordusuna ve dahası sivil yerleşim yerlerine sayısız ‘ortak operasyon’ düzenledi. Mesela 2014’teki büyük Lazkiye katliamı IŞİD ve ÖSO’nun ortak operasyonlarından sadece biri. Bu dönemden itibaren ÖSO’ya ihtiyaç kalmaması büyük patronların ‘işgale taze kan’ isteği meydanın daha çok IŞİD ve Nusra’ya kalmasına, ÖSO’nun gediklilerininse bu iki gözde örgüte kaymasına neden oldu. Bu süreçte yaşanan gerilimler ve çatışmalar ise bu üç örgütü ile kollarını sadece ve sadece ‘düşman kardeş’ yapar. Ortada ideolojik bir kavga yoktu çünkü, olan bitene dense dense rant kavgası denilebilirdi. Sahne artık El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi ve Ahrar uş-Şam ile laboratuvar üretimi IŞID’indi. Rusya Hava Kuvvetleri’nin Suriye’de etkin olmaya başladığı 2015 sonrasında sahada bazı küçük birimler sayılmazsa 27 etkin ÖSO grubunun ve 35 bin militanın kaldığı belirtiliyordu. ÖSO’da kalanlar da ellerindeki silah yığınlarını pazarda limon satar gibi IŞİD ve diğer selefi gruplara satarak yollarını buluyordu.

TALİH KUŞU TÜRKİYE
Sınırlara uzak kalarak stratejik hatalar yapan, bu nedenle de ‘insani’ yardımlardan uzak kalarak eriyen, hatta kimi gazeteci ve uzmanlara bittiği analiz edilen ÖSO, yıllar sonra tekrar ortaya çıktı. IŞİD ve Kaide uzantılı örgütlerin ‘tu kaka’ ilan edilmesinden sonra ÖSO’cuların başına konan talih kuşunun adı Türkiye’ydi. Türkiye’ye getirilip Sivas ve Kayseri dahil Türkiye’nin dört bir yanında eğitilen ÖSO artıklarından kısa zamanda ikinci ÖSO peydahlandı. İlk zamanlar “Suriye’de asayişin sağlanabilmesi için polis görevi yapacak birlikler eğitiyoruz” demişlerdi. Sonradan buna da ihtiyaç duymadılar, doğrudan silahlı ordu kurulduğunu açıkladılar. Bu öyle bir seferberlikti ki, 2’nci ÖSO’ya organize suç örgütü lideri Sedat Peker bile kamyon kamyon stratejik malzeme ile onlarca arazi taşıtı hediye etti. ÖSO’cuların “Türk lirası çok değersiz, maaşlarımızı Suriye Pound’u üstünden istiyoruz” eylemlerini saymazsak, her türlü teknolojiye sahip bir paralı asker takımı meydana getirildi. Öyle ki savaşma şartı olarak Türkiye’den vatandaşlık, şehitlik ve gazilik bile istediler. İlişkinin geldiği boyutu özetlemek için bu örnekler değerli.

Şimdi Suriye’de sıkışıp kalmış cihatçılar bu eski dostun, bu ‘düşman kardeş’in Türkiye’nin yanında girdiği savaşta kendilerini ne kadar göreceğinin hesabını yapıyor. ÖSO’yu alana selefiler bedava!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here