“Ordunun başına Mustafa Kemal Geçsin…”

1921 Ağustos Ağustos ayı başında  TBMM’deki bazı milletvekilleri tarafından ortaya atılan bu öneri çok kişinin kulağına hoş gelebilir.Ama kazın ayağı hiç de öyle değil.Olayı anlamak için işin öncesini irdelemek gerekiyor.

TBMM orduları Batı Cephesi’nde 10-24 Temmuz arasında gerçekleşen Kütahya-Eskişehir Muharbeleri’ni kaybetmişti.Bu bu muharebe Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı,düzenli ordu birliklerinin kaybettiği ilk ve tek muharebedir.

Bu muharebe sonrasında Kütahya,Eskişehir ve Afyon Yunan işgaline uğradı.TBMM orduları daha fazla kayıp vermemek için Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekilerek,yeni savunma hatları oluşturmaya başlamıştı.

Bu olay gerek Mecliste gerekse halk nezdinde büyük bir moral bozukluğuna ve karamsarlığa neden olmuştu.Hatta meclisin Kayseri’ye taşınması gündeme gelmişti.Nitekim Sakarya Muharebeleri sırasında Meclisin matbaaları ve bir takım gereçleri Kayseriye taşınmış, Kayseri Lisesi’nde Meclis kürsüsü yapılmıştı.

Bu dönemde herkes yenilginin faturasını birilerine ödetme peşindeydi.Nitekim başlarında hocalarında bulunduğu bir grup milletvekili ordu birliklerini denetler.Onlara yönelik “neden yenildiniz,neden geri çekildiniz “ gibi bir takım moral bozucu suçlamalarda bulununca komutanlar tarafından azarlanıp bir geri yollanırlar.

Meclise gelen bu grup başta Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Fevzi Çakmak Paşa’ya aşırı şekilde yüklenirler.”Ordunun yokluk içinde savaştığını” söyleyince ,Fevzi Çakmak “hazinede beş kuruş para yok.” Diye karşılık verir.

Bu arada I.TBMM’de siyasi parti yoktu.Ama çeşitli gruplar vardı.Bunların başında da eski İttihat Ve Terakki Partisi taraftarları gelmekteydi.Bunların amacı Mustafa Kemal’i Meclisin ve halkın nezdinde gözden düşürüp Batum’da bekleyen Enver Paşa’yı ordunun başına geçirmekti.

Düşman ordularının Sakarya’ya dayandığı bir ortamda yokluk içinde kıvranan bir ordunun başarı şansı sıfırdı.Burada uğranacak ikinci bir yenilgi Mustafa kemal’i askeri ve siyasi açıdan bitirebilirdi.Bu yüzden eski ;İttihatçılar( Dr.Rıza Nur) Mecliste söz alarak “ Mevcut durumun sorumlusu olarak gördükleri Mustafa Kemal’e karşı “Ordumuzu bu duruma kim düşürdüyse,bu durumu da o düzeltsin.Malum olağan üstü durumların önlemleri de olağan üstü olur.Bu yüzden ordumuzun başına Reis Paşa (Mustafa Kemal ) geçsin diye bir öneride bulunurlar.

Bu öneride bulunanların amacı “üzüm yemek değil,bağcıyı döğmektir”.Onların amacı Mustafa Kemal’i Meclisten uzaklaştırıp,Mecliste diledikleri gibi at oynatmaktır.Yalnız bu öneri hem Mustafa Kemal karşıtları ,hem de Mustafa Kemal taraftarları tarafından olumlu karşılanır.

Kendisine karşı kurulan bu tuzağı fark eden Mustafa Kemal’söz alarak Bu teklifi bir şartla kabul edeceğini dile getirir.O da Başkomutanlığının yanında hızla karar alıp uygulayabilmek için Meclis ‘in yetkilerinin kendisine verilmesini ister.

Bunun üzerine İttihatçı guruptan bazı milletvekilleri “Yok efendim olmaz öyle şey “ diyerek ileri atılırlar.Mustafa Kemal “sakin olun beyler,olağan üstü durumların şartları da olağanüstü olur diyen sizlersiniz,Amacınız Başkomutanlık göreviyle beni Meclisten uzaklaştırmak mı ?” deyince Millletvekilleri “Bunu düşünen vatan hainidir”diye haykırırlar.Bu gelişmeler üzerine İttihatçılar kendi oyunlarına düşmüştür.

Mustafa Kemal’in bir diktaya gitmesinden çekinen bazı milletvekillerine , Mustafa Kemal istediği yetkilerin olağan üstü olduğunu ,Meclisin yetkilerini devraldığını,bunun çok büyük yetki olduğunu ve bu görevin her üç ayda bir meclis tarafından uzatılıp,uzatılmayacağı konusunda oylanması şartıyla kabul edeceğini belirtir.

Bunun üzerine TBMM 5 Ağustos 1921 tarihinde yapılan gizli oylamada 13 muhalif oya karşılık,169 oyla Mustafa Kemal’i “Başkomutan “seçilir.Açık oylamada ise muhalif milletvekilleri olumlu yönde oy kullanır. Mustafa Kemal Başkomutanlık görevini  Cumhurbaşkanı seçilene kadar sürdürür.

Eğitimde çöküş

Yazımın başlığını Destek yayınlarından bu günlerde çıkan“Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” kitabımın adından aldım. Eğitim nasıl “çökertildi”, yeni öğretim yılına girdiğimiz...

Adli yıl açılışı: Adaletin teslimi

Mevzuata göre adli yıl; her yıl 01 Eylül'den 20 Temmuz'a kadar olan süredir. Adli yıl açılışı Yargıtay Kanununun “Her adli yıl, Ankara'da Yargıtay 1....

Vakıf-Cemaat ve devlet işbirlikleri

İktidarda beşinci dönemini yaşayan AKP hükümetleri, kendilerine taban desteği sağlayan vakıf, dernek ve cemaatlerle “karşılıklı beslenme” esasına dayanan ilişkisini gün geçtikçe perçinledi. Yerel yönetimler...

Bi’ bitmediler

Kripto FETÖ'cüler, Atatürkçülere FETÖ'cü iftirası atmaktan bıkmıyorlar, usanmıyorlar üstelik utanmıyorlar...

Aydın ve Aydınlıların düşmanları

En zeki, akıllı, uyanık, Ateş gibi insanlar çoğunlukla Aydın’dan çıkardı. Hoş hala da öyle… Ondandı, ÖSYM birincilerinin de Aydın’dan olması… Bunun yanında az da olsa, Aydın’da...