Olmadı, kabul değil?

Biliyor musunuz iyiden iyiye sıkılmıştık hani!

Özellikle de İstanbullular olarak bizler.

31 Mart yerel seçimlerinin “Olmadı, kabul değil” denilmesinin ardından sıkıntının ağababası belirmeye başlamıştı.

*

“İşin içinde sahtekarlık var.

Oylar çalındı.

Sandık başkanları devlet memuru değildi.” denildi.

*

Maksat iktidarın mızıkçılığı.

Maksat sandığın iktidarın istediği sonucu vermemesi.

Böyle olunca da 6 Mayıs akşamı, 17 gün başkanlığının ardından İmamoğlu’na verilen mazbata geri alındı.

Ve “Eyvah yeni bir seçim daha mı yapılacak” denilirken, seçim tarihi 23 Haziran olarak belirlendi.

*

Bu sefer Millet İttifakı’nın adayı İmamoğlu, 6 mayıs akşamı Beylikdüzü’nde İstanbullulara:

“Yolumuz uzun,

Heyecanımız yüksek,

Gençliğimiz var,

Biz adalete susamış, demokrasiye inancı tam Türk gençleriyiz.

Ve de asla vazgeçmeyeceğiz!” diyerek, “Sizin sandık iradenizi kabul etmediler, yılmayacağız, yapılan böyle bir haksızlığı asla kabul etmeyerek, yeniden ve daha büyük bir farkla beni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yapacağınızı biliyorum.” diyordu aynı zamanda.

*

Sesini özellikle de Millet İttifakı’ndan yana olmayan:

Adil,

Adaletli,

Samimi,

Doğru,

Dürüst

Eşitlikten yana olan;

Empati kurabilen her İstanbullu, yapılanın doğru olduğunu asla vicdanlarına kabul ettiremeyenlere duyurmaktı, onu da başardı.

Daha önce İmamoğlu’na oy vermeyenler bu sefer –istemeye istemeye de olsa,- Millet İttifakı’nın adayına oylarını verdiler.

Ve 31 Mart’ta 13 bin 724 olan farkı, 23 Haziranda 806 bin 415’e çıkarttılar.

*

Bu sonuçla taraflar ne demek istedi?

İmamoğlu’na:

“31 Mart’ta İstanbul seçimi iptal edilerek, size büyük bir haksızlık yapıldığına inandık. 23 Haziran’da size oy verdik. Siz nasıl milletin oyuna sahip çıktınız ve takipçisi oldunuz ise biz de size yapılan haksızlığı kabullenmediğimizden, oyumuzu size verdik. Sizin gibi biz de oyumuzu ve sizi takip edeceğiz.” dediler.

Sayın Erdoğan’a (Sayın Binali Yıldırım’a değil, özellikle bunu belirtmem gerek):

“Kusura bakmayın. Siz İmamoğlu’na haksızlık yaptınız. Yıllardır milletin iradesi gördüğünüz sandığa sahip çıktığınızı, ona saygı duyduğunuzu söylediğiniz halde, 31 Mart’ta kaybettiğiniz halde sandığa saygı duymadınız.  

Aynı zarfın içindeki dört pusulalardan üçünü kabul edip, birini kabul etmediniz ki; bu vicdanı olan hiç bir insanın asla hoş görülebilir bir tavrı olamazdı.O nedenle size oyumuzu vermedik.

Siz de bundan sonra kendinize bir çeki düzen veriniz. Aksi halde, sizinle yol yürüyemeyiz.” dediler ve noktayı koydular.

*

Vatandaş üzerine düşeni yaptı.

Şimdi sıra Millet İttifakı’nın adayı İmamoğlu’nda,

Şimdi sıra AKP’nin Genel Başkanı Sayın Erdoğan’da.

*

Demek ki neymiş?

Hak, hukuk ve adalete sadık kalmayanlar, kaybetmeye mahkummuşlar.

Bu millet bunu bir kere daha gösterdi, vesselam!

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...