Okuma yazma seferberliği

İLKAY KUMTEPE 

Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda en önemli uygulamaydı okuma yazma seferberliği. Yeni harflerin kabul edilmesiyle birlikte başlayan ilk seferberlik yeni harflerle okuma yazma öğretilmesinin yanında yıllardır ülkede cahil bırakılmış halkın okuryazar hale getirilmesini de amaçlıyordu. Arap harfleri ile okuma yazmanın zorluğu ile birlikte daha çok kız çocuklarının okula gönderilmemesi ile okuryazar olmayan büyük bir halk vardı.

Mustafa Kemal Atatürk artık savaş bitti diyenlere karşı “asıl savaş şimdi başlıyor, en büyük savaş cehalete karşı yapılandır” diyerek eğitimin önemini belirtiyor. Ve cumhuriyetin ilk yılları büyük bir eğitim seferberliği ile geçiyor. Genç ve idealist öğretmenler Anadolu’nun her tarafına yayılıyor. Büyük bir okuma yazma seferberliği başlıyor. Kısa sürede ülkedeki okuryazar oranı artmaya başlıyor.

Günümüze kadar başka okuma yazma seferberlikleri ile de karşılaşıyoruz. Yani 100 yıldır ülkemizde değişik seferberliklerle ve örgün eğitim aracılığı ile okuryazar oranını arttırmaya çalışıyoruz.

Şimdi 1 Şubat 2018 de başlatılan yeni okuma yazma seferberliği üzerine bir yorum yapmak istiyorum. Bir yılda 800 bin kişiye ulaşarak cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmış. Bu güzel bir şey ama tabloyu bir de tersinden incelemek gerekir ve tabii ayrıntılarına da bakmak gerekir.

Öncelikle yaş aralığına göre okuma yazma kurslarına katılanların sayısına bakalım. 15-22 yaş aralığında en az katılım var. Bu en doğal olanıdır. Çünkü genç nüfus ve artık her bölgeden insanlar okuma yazmanın önemini fark etmiş durumda. Bu nedenle çocuklarını okula gönderiyorlar.

Ancak yine de gözden kaçırılmaması gereken husus 36 bin 176 kişinin bu yaş aralığında kursa başvurmuş olmasıdır. Ne oldu da bunlar eğitimden koptular ya da hiç dâhil olmadılar? Bunların ne kadarı kadın? Ve hala okula gönderilmeyen cahil bırakılan kadınlar var. Ve dahası bu yaş aralığında olup okuryazar olmayan ve bu kurslara da başvuramayan kaç kişi var?

İkinci grup 23-44 yaş aralığı genç nüfus aslında ama en kalabalık grup. En genç en verimli nüfusun okuryazar olmaması bir toplum için nasıl bir kayıptır? Bu yaş grubu onca okuma yazma seferberliğine rağmen, cehalete karşı açtığımız savaşın üzerinden onca yıl geçmesine rağmen nasıl oluyor da cahil kalıyor? Bu gruptaki 384 bin 88 kişi nerelerde yaşıyor?

Tabloya göre en fazla katılım Diyarbakır ve İstanbul’dan olmuş. İkisi de büyük şehirler. Bunların hepsi buralardanmış gibi kabul etsek büyükşehirlere bile eğitim olanağı götürememiş olduğumuz sorunu ortaya çıkar. Okuma yazma bilmeyenlerin kırsal yörelerden olduğunu kabul edersek de devletin her yere eğitim olanağını götüremediğini yani cehaletle savaşı kazanamadığını anlamamız gerekecek. Her iki durumda da vahim bir tablo var. Çünkü cehaletle olan savaşı kazanamamışsanız başka savaşları kazanmanın bir önemi yoktur.

45-64 yaş aralığı ise sayıca ikinci derecede çokluğa sahip. Bu yaş aralığı da üretime en çok katkısı olan genç nüfus aralığında sayılır. 65 yaş üstünü bir nebze yaşlı nüfus olarak görüp olanakların olmadığı gerekçesi ile mazur görebiliriz. Ancak 64 yaş ve daha genç olan kısmı bir bütün olarak ele alırsak üretime en çok katkısı olacak genç nüfusun yaklaşık 650 bini okuryazar değilmiş. Bu kadar cahil insanı nasıl yetiştirebildik? Nasıl bir cehalet savaşıdır? Hangi sebeplerle devlet bu insanları okulsuz, eğitimsiz bıraktı? Bunların sorgulanması ve yanıtlanması gerekir.

Okuryazarlık seferberliğinde elde edilen başarı ile övünmek hakkımızdır ancak o tablonun bize gösterdiği başka şeyleri de göz ardı etmememiz gerekir. Bir değerlendirme de cinsiyet açısından yapmak gerekir. Okuma yazma kurslarına katılım gösterenlerin %13,6 ‘sı erkek iken, %86,4 ü kadın. Evet, geldik en vahim sonuca, kadınlarımızın nasıl cahil bırakıldıklarının kanıtı olan tabloya.

Bunlar kurslara katılabilenler üzerinden elde edilen veriler. Bir de okuryazar olmadığı halde kursa da yazılamayan kadınlar var. Onları nasıl hesaba katacağız? Onları ne zaman insan olarak göreceğiz, vatandaş olarak göreceğiz, cehaletle savaşımızın en önemli cephesi olarak göreceğiz?

Okuma yazma seferberliğinde elde edilen başarı ile övünmek kolay. Gelin de bu kadar insanı özellikle de kadınları nasıl cahil bıraktığımızla övünelim. 100 yıldır hala okuryazar oranını %100 yapamadığımızla övünelim. Ülkedeki kitap satışları ile övünelim. Kitap okuma oranları ile övünelim.

Devletin elini ulaştıramadığı, eğitim ışığı ile aydınlatamadığı her yere zifiri karanlık hâkim olur. Bu karanlık, karanlıkta kalanları da etrafındakileri de kör eder. Bu karanlıkta elini kim tutarsa onun eşliğinde yürür. Sürdürülebilirliğini düşünen bir devlet hiçbir vatandaşını başka ellere muhtaç etmez. Onlara kendi ışık olur. Onların elinden tutup aydınlığa çıkaran kendi olur.

Öyleyse hedefimiz bellidir; bir tek kişi bile karanlıkta kalmayana kadar cehaletle olan savaşımız sürmelidir.

Yazıda bahsedilen tablo