Matematikte aynı anda iki veya daha fazla tam sayıyı bölen pozitif bölen sayıların en büyüğüne bu sayıların Ortak Bölenlerinin En Büyüğü (OBEB) denir.

Tayyip Erdoğan'ın ülkenin kimi ilçelinde yaşayan seçmenleri hedef alan son açıklaması ise toplumu Ortadan Bölmelerin En Büyüğü olarak tarihe geçti. Erdoğan da bu söylemi ile iktidarını muhafaza edebilmek için gerekirse ülkeyi bir iç savaşın eşiğine geitmerketen kaçınmayacağını da 7 Haziran seçimlerinden bu yana defalarca yaptığı gibi bir kez daha gösterdi.

Erdoğan ve AKP'nin yıllardır toplumun bazı kesimlerindeki birikmiş öfkeleri kendi siyasi çıkarları doğrultusunda yönlendirerek seçmenlerini bir arada tuttuğu defalarca dile getirildi. Ancak ilk defa coğrafi ölçekte tarif edilmiş olsa da, temsil ettikleri kesimler göz önünde bulundurulduğunda sosyolojik olarak toplumun farklı kesimlerini doğrudan karşı karşıya getirecek bir söylemdir bu.

"Bu adam daha önce de Gezi direnişi sırasında 'Yüzde 50'yi evlerinde zor tutuyorum' demedi mi?" diyebilirsiniz. Ancak o söylem bile, doğrudan ilçe ve semt ismi vererek insanları karşı karşıya getirecek kadar gözünü karartmış bir söylem değil.

Gelelim Erdoğan'ın bahsettiği 'kaymak yeme' meselesine!

Gerçekten de söylendiği gibi "ülkenin kaynağını" Çankaya, Beşiktaş, Şişli ve Kadıköy gibi ağırlığını CHP seçmenlerinin yaşadığı ilçelerdeki vatandaşlar mı yiyor?

Yıllar önce bir akademisyen de "Bu ülkenin kaymağını Çerkesler yediği için, Çerkeslerden bölücü çıkmadı" mesalinde sözler etmişti. Çerkes toplumunu ayağa kaldıran o söz ne kadar sosyolojik gerçeklikten uzaksa, Erdoğan'ın sözleri de o kadar uzak sayılır.

Doğrudan bir etnik azınlığın ülkenin kaymağını yediğini iddia etmek, 2. Dünya Savaşı sırasında tam da bu seuçlama ile Avrupa'da katledilen milyonlarca Yahudi'nin akıbetinden habersiz olmak ya da bunu umursamamak demektir.

Bunu bir coğrafi bölgeye, ya da bir partinin seçmenine mal etmek de aynı faşizan kafanın bir sonucudur.

Nasıl ki bu ülkede işsiz, asgari ücretle geçinmeye çalışan Çerkesler olduğu gibi, üst gelir durumuna dahil Çerkesler de varsa, Erdoğan'ın saydığı ilçelerde de durum farklı değil.

Sayılan ilçelerin çok yoksul mahallelerinin olduğunu da en iyi Erdoğan bilir.

Kaldı ki, sayılan ilçelerin tüm mahallelerinde adil bir gelir dağılımı olsa dahi, yine de bu durum savunulan fikri haklı çıkarmıyor.

O konuşmadaki ana fikir aslında şu sözlerde saklı:

"Çankaya, Beşiktaş, Kadıköy, Şişli gibi yerlerdeki seçim sonuçlarına bakın, hiçbirinin ülke gerçekleriyle ilgisi olmadığını görürsünüz. Türkiye yansa da şaha kalksa da bunların umurlarında değildir. Buralardaki seçmen profili Türkiye pastasının kaymağını yiyen kesimden oluşuyor. Bu ilçelerde yaşayan sağduyulu vatandaşlarımız bilir ki bu ilçeler bugünkü seviyesine, belediyelerin değil büyükşehir belediyesinin ve hükümetin yatırımları sayesinde gelmiştir.”

Gerçekten Erdoğan'ın söylediği gibi, bu semtlerdeki vatandaşlar AKP'nin hizmetleriyle refah içinde yaşarken AKP'ye 'ihanet' mi ediyorlar?

Mediar Araştırma’nın yaptığı seçmen profili çalışmasında aslında bu sorunun yanıtı var. O çalışma gösteriyor ki, bu semtlerde yaşayan CHP seçmeni zannedildiği gibi 'ülkenin kaymağını' yemiyor, ancak AKP seçmeninin aksine eğitim seviyesi Türkiye ortalamasının bir hayli üzerinde.

Cumhuriyet rejimlerinin en büyük özelliği, halkın tüm kesimlerinin kendi imkanları ile daha iyi bir gelir elde ederek yaşam standartını yükseltmesine imkan vemesidir. Bunun da bu güne kadar bulunmuş en meşru ve sağlıklı yolu eğitimdir. Cumhuriyet tarihi de aslında, eğitim yoluyla gelirini artırmış ve buna bağlı olarak da insani gelişmişlik konusunda kendini yetiştirmiş bireyin tarihidir.

Geliri artanların AKP'ye sırt çevirmesi bir 'ihanet' değildir, geliri artan sınıfların daha iyi eğitim almaları neticesinde kendi çocuklarına da daha iyi eğitim aldırmaları mümkün oluyor. İşte tam da bu nedenle, AKP iktidarını döneminde kamu ihaleleri ile, ballı bürokratik atamalarla ve benzer 'devlet eliyle zengin yaratma' yöntmeleri ile ülkenin kaymağının yiyenlerin çocukları AKP'ye gün geçtikçe sırt çeviriyor.

Çünkü para ve çıkarla satın aldığınız eğitimsiz/az eğitimli müteahhidin ya da bürokratın iyi eğitimli çocuklarının paradan daha fazla önem verdikleri bazı değerler var. Demokrasi gibi, özgürlük gibi, insan hakları ve hakça yaşam gibi. Bunların da AKP ideolojisi ile mümkün olmadığını görüyor o nesil. Tüm telaş bundan işte. O gençleri, vaktinde iyi eğitim aldıkları için ülkenin ortalama gelirinden biraz daha fazla gelir elde etmiş memur çocuklarına düşman etmek.

İşte bu Ortadan Bölmelerin En Büyüğüdür ve böyle bir ihaneti tarihasla affetmeyecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.