Neden ‘Eyy Avrupa!’ diyemedik?

Avrupa Birliği’nin yasama organı Avrupa Parlamentosu, Türkiye raportörü Kati Piri’nin hazırladığı raporu kabul etti. Böylece ilk kez üyelik sürecindeki aday bir ülke için müzakerelerin askıya alınması çağrısı yapılmış oldu.

Kararda özetle;

  • Parlamenterlik görevleri sırasında yaptıkları konuşmalar nedeniyle tutuklanan milletvekilleri,
  • Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararına karşın tutukluluğunun devamı,
  • İnterpol’ün kırmızı bültenlerinin keyfi biçimde muhaliflere, insan hakları savunucularına ve gazetecilere karşı kullanılması,
  • Avrupa Konseyi, AİHM ve Venedik Komisyonu üyeliklerinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, Kopenhag Kriterlerine uyulmaması ve Kıbrıs konuları yer alıyordu.

Nedir peki aday ülke olarak uymayı taahhüt ettiğimiz AB’nin 1993 tarihli Kopenhag kriterleri;

SİYASİ KRİTER: Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı.

EKONOMİK KRİTER: İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığının olması, ayrıca AB içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunması.

TOPLULUK MEVZUATININ BENİMSENMESİ: Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunması.

POLİTİK KRİTERLER: 

  • İstikrarlı ve kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması;
  • Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü;
  • İnsan haklarına saygı;
  • Azınlıkların korunması.

Ancak, bu ilkelerin varlığı tek başına yeterli olmuyor, aynı zamanda kesintisiz uygulanıyor olması da gerekiyor.

Özetini aktardığım bu kriterlerden herhangi birisinin bugün ülkemizde varlığından ve kesintisiz uygulandığından söz edebilmek mümkün müdür? Aklı başında ve vicdanı olan herkes şunları görüyor;

  • Demokrasiden anlaşılan sadece (o da güvenilirliği son derece tartışmalı) sandık anlaşılıyor;
  • Yargının siyasi otoritenin emrinde çalıştığı konusunda neredeyse tüm toplum hemfikir;
  • En temel insan hakları ve özgürlükler askıda değil, neredeyse yok edildi;
  • Ülkede pek azınlık bırakılmadığı için hakların da “afedersiniz Ermeni!” diye anılacak düzeye gelindi;
  • İşleyen pazar ekonomisi, seçim öncesi halka zararına satış yapılan tanzim satış (varlık!) kuyrukları ve patates ithali seviyesine gelindi.

AP’nin AB’ye tavsiye kararına Cumhurbaşkanı Erdoğan; “31 Mart aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’na da bir cevap olacak” demekle yetindi.

Erdoğan AB’ye katılma konusunda hiç istekli olmadı, şu anda da öyle. AB katılım süreci, tek adama dayalı otokrasiye izin vermez çünkü. Ama, önceden seçim mitinglerinde duymaya alışık olduğumuz; “Eyyy Avrupa, haddini bil haddinii…!” tarzı yüksek tonlu çıkış da olmadı bu sefer, neden acaba?

Ekonomideki durumun son derece feci olduğu bu dönemde Avrupa ile gerginlik pek akıllıca olmaz diye mi düşünüldü acaba? Alışık olmadığımız bu seviyeli tavır, “her an yardımlarını beklediğimiz dostlarımızı ve global sermayeyi kızdırmanın ve ürkütmenin alemi yok” denmesinden belki de!

Erdoğan’ın İstanbul ve Ankara’yı kaybettiren hatası

Bir itirafla başlamak gerek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı onca kez tespit edilen ve sonunda mazbatasına kavuşarak belediyeye adım atan Ekrem İmamoğlu'nun seçileceğini pek...

Binali’nin yediği fırça

31 Mart yerel seçimlerinin 17. günü Millet İttifakı'nın adayı CHP’li İmamoğlu mazbatasını aldı… 29 Mart’ta söylemiştim, Adam inatçı, Adam genç, Adam “hak, hukuk, adalet” diyor. Adam “oy namus” diyor. Öyle...

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...