Muhalefet bu tuzağa düşmemeli

Türkiye 31 Mart yerel seçimlerine giderken siyasi parti liderlerinin geçmişte söyledikleriyle bugünkü söylevleri arasındaki çelişkiler, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in dillere dolanan “Dün dündür bugün bugündür” sözünü hatırlatıyor.

Demirel’in “Dün dündür bugün bugündür” sözünü Türkiye’de duymayan zannederiz ki çok az kişi mevcuttur. Biz yine de duymayan ya da bilmeyenlere kısa bir hatırlatma yapalım… Demirel, 1970’lerden sonraki her seçim sürecinde seçmenlere birçok vaatlerde bulunurdu. Gazetecilerin seçim sonrası, yerine gelmeyen vaatleri hatırlatması üzerine de “O dünde kaldı. Dün dündür, biz bugüne bakalım” gibi cevaplar vermesiyle Türk siyasetinin ‘renkli’ simalarından birisiydi. Buradan kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum.

Şu özelliğini de hatırlatmadan geçemeyeceğim; yerine getirmediği vaatlerini kendisine hatırlatan gazetecileri, mizahçıları hiçbir zaman hedef gösterip cezalandırmamıştır. Tam tersine, onlarla zaman zaman şakalaşarak devlet adamlığı hoşgörüsünü yerine getirmiştir.

Günümüze gelecek olursak… İktidarın yakın geçmişinde yaptıkları ve söylediklerini kendisi değil de muhalefet partisi ve liderleri yapmış gibi bir söylevle suçlayarak algı oluşturması ise; Türk siyaset tarihindeki yozlaşmayı her geçen gün daha da derinleştirmekte.

Nasıl mı?

Örneğin, son zamanlarda AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim meydanlarında, “Eyyy CEHAPE, eyyy İYİ Parti… Siz HDP ile işbirliği yapıyorsunuz” derken, 20 Mart 2016’da TRT’de yayımlanan ‘Cumhurbaşkanı’nın Gençlerle Buluşması’ isimli programda terör örgütü PKK’yla ilgili valilere nasıl talimat verdiğini itiraf ediyor. İtiraf ederken de, “Ben iyi niyet çerçevesinde bunları yaptım” diyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönem valilere ‘iyi niyet’ talimatı verirken “Eyyy” dediği CHP, Erdoğan dışında, Başbakan Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve çözüm sürecinde görev alan bakanlar hakkında “teröre yardım ve yataklık yaptıkları” gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunuyordu.

Peki, o dönem Erdoğan’ın iyi niyet kapsamında valilere “üzerlerine fazla gitmeyin” dediği terör örgütü PKK ne yapmıştı? Yine onu da Erdoğan’ın kendi ağzından devletin kanalı TRT’de yaptığı itiraftan dinleyelim…

‘MEZARLIK KURUP, TABUTLARA SİLAH SAKLAMIŞLAR’
“Sözde mezarlıklar kurdular, bu sözde mezarlıklar, aslında çok manidardır, tabutların içinde bunlar silahlar sokmuşlar Türkiye’ye.”

‘SINIRDAN BÜYÜK MİKTARDA SİLAH SOKMUŞLAR’
“Bunlar tabii sınırlarda normal giriş kapılarından olan şeyler değildi. Giriş kapılarının dışındaki bölgelerden girişler yapıldı.”

‘İBADETHANE DİYE KURUP, SİLAH YIĞMIŞLAR’
“Sözde mezarlıklar, içinde ibadethane diye kurulan yerler aslında ibadethane değil sonradan bunlar da ortaya çıkıyor.”

‘MAHKEME KURUP, TAHSİLAT YAPMIŞLAR’
“Bakıyorsunuz kimisi yargılama için bir mahkeme gibi kullanıldı, kimisi güya ibadethane diye kullanılıyor, kimisi oralar adeta yargılamanın dışında maliye gibi tahsilat bölümü olarak kullanılıyor. İnsanlar toplanıyor, esnaf oraya götürülüyor, orada ‘senin şu kadar cezan var, bunu ödeyeceksin’ deniyor ve kabir diye kurulan yerlerin de bir kısmının içinde yine bu tür silahlar söz konusu.”

Yine muhalefeti suçlayan, Saray’ın küçük ortağı Devlet Bahçeli de o dönemler Erdoğan için söylediklerini unutmuş olmalı ki, hiç de renk vermiyor. Sanki millet uzaydan gelmiş, geçmişini hiç hatırlamıyor gibi, milletin aklıyla oynamaya, halka hakaret etmeye devam ediyor.

‘Yüce Divan biletin kesildi’
CHP’yi terör örgütleriyle işbirliği yaptığı gerekçesiyle suçlayan Saray’ın küçük ortağı, bir zamanlar Erdoğan’a bazı tavsiye ve uyarılarda bulunuyordu: “Haberin olsun Sayın Erdoğan, Yüce Divan biletin çoktan kesilmiştir. Fırsatın varken, zamanın varken kaçmak ve yabancılara sığınmak için tüm hazırlıklarını şimdiden yapmak senin yararına olacaktır.” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugün Saray’ın çanağından su içerek CHP ve Genel Başkanı’nı suçlaması ise yine Süleyman Demirel’in Türk siyasetine damga vuran bazı sözlerini hatırlatıyor:

DP’den istifa eden bir milletvekili daha sonra DP’ye geri dönmek ister. Demirel, büyük bir olgunlukla “Buyursunlar gelsinler” der. Bunun üzerine, Demirel’in kurmaylarından biri itiraz edip; “Efendim bu adam daha dün partimizden istifa ederken, partimize ve bize bir dünya hakaretlerde ve iftiralarda bulunmuştu” der. Demirel, kurmayına soğukkanlılığını koruyarak “Efendi, bırakalım da başkasının bahçesinde durup bize mi havlasın, bırakın bizim bahçemizde durup başkasına havlasın” diye cevap verir.

Demirel’in bu sözünün üzerine, Sayın Bahçeli hakkındaki yorumu siz okuyucularımıza bırakıyoruz…

Şimdi gelelim HDP’ye… HDP tıpkı CHP, AKP, MHP ve diğer partiler gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın belirlediği çerçeveler içinde kurulan ve 59 milyon seçmenin yaklaşık olarak 5 buçuk milyon oyunu alarak, TBMM’ne temsilcilerini yollayan yasal bir parti.

HDP’yi terör örgütleriyle ilişkilendirmek, HDP’ye oy veren 5 buçuk milyon yurttaşımızı bu örgütlerin tuzağına itmek demektir.

Ayrıca, CHP ve İYİ Parti’nin de iktidar ile küçük ortağının tuzağına düşerek HDP’ye mesafeli davranması, iktidarın ekmeğine yağ sürmekten ileriye gitmez.

CHP ve İYİ Parti’nin HDP’yle birlikte diğer baraj altında kalan partilerle birlikte dayanışma içinde bulunarak, bölgelerde güç birliğine gitmeleri gerekmektedir.

Yoga ve beslenme

Sağlıklı bir bedene yapılacak yolculukta yanınıza alacağınız en temel 5 şey ne olmalıdır? -Doğru beslenme -Doğru egzersiz -Doğru nefes -Doğru gevşeme -Doğru düşünce ve meditasyon Bu 5 temel unsur bir...

İbni Haldun ve mukkadime-2

Yazımızın ikinci bölümünde  ibni Haldun’un Mukkadime’de özellikle üzerine vurgulayarak  ifadelendirdiği kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Bedv-bedavet: Zahir olmak, ortaya çıkmak, bir nesnenin ilk önce peyda olan...

Öğrenci başkenti Aydın

ÜNİAR... Şimdi diyeceksiniz ki, “Nedir bu ÜNİAR?” Temel amacı, üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri şehirden tatmin olma düzeylerini belirlemek ve bu kapsamda şehirleri sıralamak olan Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı… ÜNİAR,...

Araplaştıramadıklarımızdan mısınız?

Bu yazımızda güncel siyaset dışında bir konudan bahsedeceğiz. Konu siyaset dışı görünmekle beraber aslında günlük hayatımızın içinde olan din ve milliyet ilişkisine ilişkin kısa...

İmamoğlu din istismarı mı yapıyor?

Yerel seçimler bitmiş olsa da İmamoğlu’nun dindarlığı, göreve Kur’an okutarak başlaması üzerinden konuşulmaya devam ediyor. Konu sadece bir CHP’li belediye başkanının görünen dindarlığından öte...